Kasım Cömert Tokayev Kazakistan’ı Avrasya'nın yapay zekâ merkezi haline getiriyor
- GİRİŞ08.10.2026 09:00
- GÜNCELLEME08.10.2026 09:00
Bir süredir Ulu Bozkır’ın tam orta yerinde süt mavi bir göğün altında sanki zümrütten bir kolye misali geleneksel ile modernin çarpıcı bir sentezi olarak özenle inşa edilmiş dünyanın en genç başkenti Astana’daydım.
Buraya her geldiğimde kendimi evimde gibi hissetmenin ve Kazakistan güneşinin sonbahara inat gök mavi bir zemin üzerinde özgürce yankılandığını görmenin huzur ve mutluluğunu doyasıya yaşıyorum. Genç bir başkent olmak ve yiğit bir Kazak balası gibi gün be gün serpilerek geleceğe yürümek Astana’ya çok yakışıyor.
Kazakistan, güçlü ve bilge lideri Kasım Cömert Tokayev eşliğinde yeni dünya sahnesinde cesaretle boy gösteriyor.
Ulu Bozkır’ın Cesur Kartalı, tarihi ve milli kültüründen aldığı ilhamla birlik-beraberlik içerisinde kanatlarını mavi göklere açarak bütün gücüyle aydınlık yarınlara odaklanmış vaziyette. Kazakistan, sürekli kendini yenileyerek geliştirmenin sağladığı avantajla bir ilahi bereket, huzur ve barış ikliminin esenliğinde ve hayatın hemen her alanında belli bir plan dahilinde yüksek hedeflere doğru ilerleyişini kararlılıkla sürdürmenin gayretinde.
Dünyanın en hızlı teknolojik dönüşümünün yaşandığı bu döneme, kendisine yakışanı yaparak, oldukça kapsamlı bir hazırlık içinde giriyor Kazakistan.
Yapay zekâ teknolojilerinin yönetimden çalışma ve aile hayatına, sağlıktan eğitim ve ulaşıma kadar hemen her alanı dönüştürüp yeniden yapılandırmaya başladığı çarpıcı bir zamandan geçiyoruz. Yapay zekanın makinaları akıllı hale getirip insanlaştırmaya başlaması, sesleri birebir taklit etmesi, yüzleri değiştirmesi, gerçekleri görmezden gelmesi, yaşanmamış hadiseleri gerçekmiş gibi lanse eden görüntüler üretmesi ve benzeri sebeplerle dünya bir taraftan büyük bir risk altına girerken öte yandan sağlıktan enerjiye, eğitime, güvenliğe, ulaşıma ve yönetime kadar hayatın bütün alanlarında insana hizmet edecek ve insanlığa büyük katkılar sunabilecek bir fırsat penceresinin tam önünde duruyor.
Şimdilerde insanlık, yapay zekâ konusunda keskin bir yol ayrımında.
Bazıları gelişmiş yapay zekâ teknolojilerinin gelecekte insan denetiminden çıkıp varoluşsal tehlikeler barındıracağı, yapay zekanın kendi yeteneklerini geliştirerek güvenlik bariyerlerini aşacağı, siber saldırılarda kullanılacağı ve biyolojik silahların geliştirilmesine yardım ederek milyonlarca insanın ölümüne sebep olacağı gibi riskleri göz önüne alarak bu teknolojilerin mümkün olduğunca kısıtlanması ve sınırlanması gerektiğine inanıyor. Bazıları da insanın ilmi, ahlaki ve manevi gelişiminin desteklenerek bu teknolojiler karşısında büyük bir cesaretle durulması gerektiğini savunuyor.
Kazakistan bu konuda kadim geleneklerinin ve öz kültürünün izinden gidiyor.
Felsefenin tercümeler yoluyla İslam dünyasına giriş yaptığı dönemde bir takım zihinsel çalkantılar yaşanmış ve bugün yapay zekaya gösterilen tavrın bir benzeri o vakitler felsefeye de gösterilmişti. O dönem; ya felsefeye kayıtsız kalınıp yaşanması muhtemel zihinsel dönüşüm görmezden gelinecek ya da büyük bir cesaretle felsefenin karşısına dikilip bu değişim ve dönüşümde biz de varız mesajı verilecekti. İşte böylesine çetin bir yol ayrımında er meydanına cesur yürekli bir bilgin olan Kazak Türk’ü Ebu Nasr Farabi çıkmıştı. İşi oldukça zordu Farabi’nin. Gece-gündüz demeden sabırla çalıştı. Felsefeye dair yıllar süren dil işçiliği yaptı. Felsefe ve mantığın bozulan yapısını onarıp yeni çağa ilimden, hikmetten ve ahlaktan yana sağlam bir köprü kurarak hem İslam Felsefesinin kurucu bilgini hem de insanlığın ikinci öğretmeni olma payesine erişti.
“Bilgi, en büyük erdemdir” diyerek Farabi’nin o vakitler açtığı bu büyük çığırı, geçtiğimiz yüzyılın başında "insanı yükselten sadece akıl, bilim, irade ve vicdandır. Başka yollarla yükselmeyi ummak ise yalnızca cahilliktir" diyerek ufku kararan insanlığa aydınlık çağrısında bulunan başka bir Kazak Bilge Abay Kunanbay sürdürdü. Şimdilerde ise Kazakistan Cumhurbaşkanı Tokayev, olağanüstü bir gayretle ülkesini Avrasya'nın yapay zekâ merkezi haline getirmeye çalışarak bu büyük geleneği devam ettiriyor.
Dünyada yapay zekâ merkezli yeni bir dönüşümün yaşandığı bu günlerde Kazakistan, geçmişten aldığı ilhamla yapay zekâ gerçekliğiyle yüzleşiyor ve “bu arenada ben de varım” diyerek bu alanda çok güçlü adımlar atıyor.
Kazakistan, 2024-2029 yılları arasını “Yapay Zekayı Geliştirme Konsepti” olarak kararlaştırarak yapay zekâ alanında ilk önemli hamleyi yaptı. Ardından altyapı geliştirme çalışmaları başta olmak üzere ülke genelinde yapay zekâ konusunda eğitim programları düzenleyerek hedefe kilitlendi. Her yıl “Yapay Zekâ ve Dijital Köprü” programları düzenleyerek teknoloji, yapay zekâ ve inovasyon ekosistemini Astana’da buluşturmaya başladı. “Yapay Zekâ Araştırma Üniversitesi” kurdu. Yine bu kapsamda 2026 yılını “Dijitalleşme ve Yapay Zekâ Yılı” ilan ederek devlet idaresinden başlamak üzere petrol, gaz, madencilik, enerji, ulaştırma, lojistik, su temini ve tarım gibi hayatın her alanında bu teknolojinin kullanımını artırmayı hedefledi. Nitekim bu çalışmalar kısa sürede meyvesini vermeye başladı ve Kazakistan dünya inovasyon sıralamasında 8 basamak birden yükselerek son 10 yılın en iyi derecesini elde etti. Kazakistan 2026 küresel inovasyon endeksinde 139 ülke arasında 73. sıraya yerleşti.
Devlet başkanı Kasım Cömert Tokayev’in Astana’da “Yapay Zekâ ve Dijital Köprü 2026 Uluslararası Forum” da üç dilde yaptığı çarpıcı açış konuşmasını dikkatle takip ettim. Gördüm ki atalardan süzülüp gelen bilgelik aynı bilgelik, cesaret aynı cesaret ve kan, aynı kandır.
Bir manifesto niteliğindeki konuşmasında, Kazakistan’ın yapay zekanın barışçıl ve güvenli kullanımını sürekli savunduğunu belirten Tokayev, nitelikli ve yenilikçi uzmanlar yetiştirecek ulusal bilim ve mühendislik okulları kurmaları gerektiğinin altını çizdi. Yapay zekâ sektörünü, bu alandaki gelişme ve sermayenin başka diyarlara yönelmesine yol açacak kadar aşırı düzenlememek gerektiğini de söyleyen Tokayev, sözlerine şöyle devam etti;
-Bu konuda basit bir ilkeye uymalıyız: Vatandaşın güvenliği, hak ve çıkarları söz konusu olduğunda şartlar katılaşmalı ancak aşırıya kaçılmamalıdır.
Teknolojiye yaklaşım konusunda da ortaya net ilkeler koydu Tokayev;
-Duruşumuz değişmedi; teknoloji insanlara hizmet etmeli ve medeniyet için bir katalizör görevi üstlenmelidir. Yapay zekâ teknolojilerinin küresel kalkınmaya fayda mı zarar mı sağlayacağı hususu insanın kendisine bağlıdır.
Türk İslam medeniyeti dünyayı insanlığın ortak evi olarak görür. Buna vurgu yapan Başkan Tokayev’in aşağıdaki cümleleri üzerine dünya ülkelerinin çok kafa yormaları gerektiğini düşünüyorum;
-Hiçbir ülke tek başına yapay zekanın potansiyelini tam olarak ortaya çıkaramaz. Uluslararası bilgi ve yetenek paylaşımına, ortak araştırmaya, yatırıma ve teknolojik iş birliğine ihtiyacımız var. Uluslararası iş birliğine yaklaşımımız, ulusal çıkarlara saygıya ve teknolojinin barışçıl kullanımı ilkesine dayanmaktadır.
Gençleri hesaba katmayan hiçbir proje başarıya ulaşamaz. Çünkü gençler o milletin geleceğidir.
Açış konuşmasında teknolojinin ortaya çıkardığı fırsatlardan her vatandaşın eşit biçimde faydalanması gerektiğinin altını çizen Tokayev gençleri de unutmadı ve onlara bu teknolojik imkanlardan etkin şekilde yararlanmaları, yapay zekayı özgürce kullanmaları ve eleştirel düşünme becerilerine sahip bireyler olarak yetişmeleri tavsiyesinde bulundu.
Öz kültürünün izini takip ederek bilge bir liderin yol göstericiliğinde kararlı adımlarla yeni çağa yürüyen Kazakistan, acaba bu hedefine ulaşabilecek mi?
Bu sorunun cevabını Bilge Devlet Başkanı Kasım Cömert Tokayev’den naklederek sözlerimizi tamamlayalım;
-Kazakistan, yeni teknolojik çağda hak ettiği yeri almak için gerekli tüm ön koşullara sahiptir. Başarımız derin bilgiye, cesur kararlara, pragmatik bir yaklaşıma ve sorumlu eylemlere bağlı olacaktır…
Mürsel Gündoğdu/Haber7
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol