ABD yönetimine İran şoku

  • GİRİŞ05.11.2026 08:54
  • GÜNCELLEME05.11.2026 09:10

Donald Trump, son ABD seçimlerine savaşları bitirme vadiyle girdi. Amerika’yı yeniden büyük yapma idealiyle oldukça renkli bir kampanya yürüttü. Neticede ABD halkını heyecanlandırmayı ve oyları kendi lehine kanalize etmeyi başardı. ABD halkı Trump ve ekibine güvendi ve onu dünyanın en güçlü ülkesinin başkanı seçti.

Ne var ki Trump, iş başına gelir gelmez dediği her şeyi unuttu.

Bırakın savaşları bitirmeyi kısa süre içinde mevcut savaşlara yenilerini ekledi. Barış ifadelerinin yerini son derece kaba tehdit söylemleri aldı. Daha önce benzeri görülmemiş ülkeler arası korsanlık işlerine soyundu. Dünyanın stratejik alanlarına çökmeye ve oraların en kritik bölgelerine kendi adını vermeye başladı. Büyük bir gurura kapılarak la yüs’el tavırlara bürünmeyi marifet saydı.

Trump bu itici yaklaşımları nedeniyle zor bela kazandığı halkın güvenini kısa süre içinde kaybetti ve dünkü ara seçimlerde topal ördek konumuna düştü.

ABD Başkanı Donald Trump’ın ara seçim yenilgisinin en büyük sebebi İran Savaşı'ydı kuşkusuz. Siyonist ve soykırımcı İsrail’in dümenine girerek İran’a yönelik başlattığı savaş, Trump için sonun başlangıcı oldu adeta. Katil İsrail’in kışkırtmasıyla İran’ı mahvedeceği ve böyle bir medeniyeti yok edeceği zehabına kapılan Trump, bu dediklerini yapamadığı gibi işin neticesinde kendi ayaklarına sıkarak ülkesinde topal ördek pozisyonuna düşmüş oldu.

Trump, yaşadıklarından ders çıkarmaya ve özeleştiri yapmaya yanaşmıyor.

ABD’deki ara seçimlerden sonra Başkan Trump’ın ilk açıklamalarına baktığımda onun ağır seçim yenilgisine rağmen hala yaptığı hatalarda ısrar ettiğini görmenin şaşkınlığını yaşadım. Bunu bir baskı altında mı yoksa kibre kapılarak mı yapıyor, bilmiyorum ama Trump, ara seçimi kaybetme sebebinin büyük ölçüde İran savaşı ve buna bağlı ortaya çıkan hayat pahalılığı olduğunu kabul ederek aslında teşhisi doğru koyuyor. Gelin görün ki bu yaşadıklarından ders çıkarma ve özeleştiri yapma noktasında herhangi bir çabası yok. Dünya siyasetine dair her meselede kendisini şartladığı ezber söylemleri var Trump’ın ve hiçbir şartta bu ezberini asla değiştirmiyor.

Trump, topal ördek konumuna rağmen hala işgalci İsrail ağzıyla konuşmayı sürdürüyor.

Ara seçimlerdeki ağır yenilginin ve bütün olup bitenlerin yaptığı işe değdiğini söylemekten bir an olsun geri durmuyor Trump. Aldığı ağır seçim yenilgisine rağmen soykırımcı İsrail’in ağzıyla konuşmayı sürdürüyor. İran’ın nükleer silaha sahip olmasına asla izin verilemeyeceği tezini tekrar edip duruyor. Topallayan ayaklarına aldırış etmeden belki de bu yolla, kuyruğunu dik tutmaya çalışıyor.

Akıl sağlığını kaybetmiş bir ABD’nin güçlü geleceğinden bahsetmek abesle iştigal.

Cümle alem bilir ki nükleer silah konusunda dünyanın en sabıkalı ülkesi ABD’dir. Japonya’ya gözünü kırpmadan atom bombası atma cüreti gösteren bir ülkeden bahsediyoruz. Böyle bir ulusun nükleer silah bekçiliğine soyunmasından daha akıl dışı ve saçma bir yaklaşım olabilir mi? Aynı ABD’nin, İsrail denen gözünü kan bürümüş korsan ülkeye nükleer silah stoku armağan ederken İran veya herhangi bir başka ülkeyi bu teknolojiden menetmeye kalkması tam bir akıl tutulması değil midir? Şimdi sormak lazım; Bunca akıl dışı işlerle dünya siyasetini ikame ettirmeye çalışan bir ülkenin güçlü ve sağlıklı bir geleceğinden bahsetmek en hafif tabiriyle akla ziyan bir yaklaşım sayılmaz mı?

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, son seçim yenilgisinde daha akılcı bir yaklaşım sergiliyor.

Vance, ara seçimlerin ardından ortaya çıkan sonuçlara ilişkin yaptığı değerlendirmelerde hem teşhisi doğru koydu hem de özeleştiriye açık oldukça mantıklı açıklamalarda bulundu. Seçimi kaybetmelerinin asıl sebebinin İran savaşı olduğunu belirttikten sonra bununla ilgili dürüst bir muhasebe yapılması gerektiğini dile getirdi.

Vance, yeni dönemde izlenmesi gereken siyasetin yol haritasını şöyle çizdi;

-Gelecek döneme ilişkin yol haritası bu gerçeklik üzerinden şekillenmeli. Bundan sonra ne yöne gideceğimize dair yapılacak her dürüst tartışma da tam olarak buradan başlamak zorunda…

İran savaşı, ABD yönetimi için sonun başlangıcı oldu.

Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olan bir ABD’den bahsediyoruz bu günlerde. ABD siyasi tarihinde birçok ilklerin ortaya çıktığı son ara seçimler bize Amerika toplumundaki pek çok ezberin bozulduğunu açık açık söylüyor. Demokratların Müslüman adayı Mısır kökenli 42 yaşındaki Abdul el-Sayed’in ABD tarihinde Senatoya giren ilk Müslüman olması, Demokrat adaylardan Adam Hamawy’in eyalet tarihindeki ilk Müslüman Temsilciler Meclisi üyesi seçilmesi, Meclis'teki Demokratların lideri Hakeem Jeffries’in ülke tarihinde Temsilciler Meclisi başkanı olarak görev alacak ilk siyahi olması gibi durumlar bu bozulan ezberlerden sadece birkaçı.

ABD halkı ara seçimde her türlü savaşı, korsanlığı, İsrail destekli soykırımcı politikaları ve İslamafobik yaklaşımları cezalandırdı.

Bu durum ABD politikalarında köklü bir değişikliğe yol açar mı?

Kısa vadede bu pek mümkün görünmüyor. Ama ortada bütün çıplaklığıyla yeni bir hakikat belirmiş durumda. Bundan sonra ABD’yi yönetecek herkes bu yeni normali dikkate alarak politika geliştirmek durumunda olacak.

Mürsel Gündoğdu/Haber7

murselgundogdu@gmail.com

Yorumlar2

  • Ahmet 1 saat önce Şikayet Et
    Şu abd inşallah netenyahuyu tek başına ortada bırakmalı bakalım hangi parçası nerede kalacak
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • ilahi adalet 1 saat önce Şikayet Et
    Netenyahu Trumpa darbe yaptı. Netenyahunun peşine takılan mutlaka ama mutlaka kaybedecektir.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat