Yargının ideolojik hale gelmesi bu adamın eseri

  • GİRİŞ05.09.2010 08:47
  • GÜNCELLEME05.09.2010 08:47

Herhalde kurulan tezgâhın ayaklarının çatırdadığını önce onlar duyuyor. Direniyorlar haklı olarak. Belki de içlerinden, keşke 12 Eylül'de referandum yerine bir darbe daha yapılsa diye geçirenler bile vardır.

Nasıl oldu da Türkiye'de yargı, hukuku ihlal eder, siyasileşir, ideolojik ayak oyunlarına dalar hale geldi? Bunun cevabını bugünde değil, gerilerde arayalım. 80 yıl kadar gerilerde.

Mahmut Esat Bozkurt ismini duymuşsunuzdur. 1922'de henüz 30 yaşındayken Ekonomi Bakanı, Kasım 1924'den Eylül 1930'a kadar da Adalet Bakanı olarak görürüz onu. 6 yıl oturduğu koltuğunda, hala çözmeye çalıştığımız "yargı düğümü"nün altında imzası bulunan Bozkurt, adalet mekanizmasının temellerini Osmanlı'dan kopartırken, aynı zamanda ideolojiyi en katı haliyle içine sokan bakan olur. Yani yargı onun ellerinde siyasallaşmaktan öte, açıkça ideolojikleşir.

Anayasa Mahkemesi raportörü Osman Can, "Darbe Yargısının Sonu" adlı kitabında (Timaş: 2010, s. 26 vd.) Bozkurt'un eğitim gördüğü İsviçre'den Medeni Kanunu ülkemize taşımasının sebebini, bu kanunun ilk maddesinde hakimlere 'kanun koyucu' rolü verilmiş olmasına bağlar. TC hakimleri, İsviçre Medeni Kanunu'na göre, önlerine gelen davalarda, kanunda uygun bir hüküm yoksa kendilerini kanun koyucunun, yani Meclisin yerine koyup 'Meclis olsaydı nasıl bir kanun çıkarırdı?' diye düşünerek karar vereceklerdir. Can'a göre "Bu, yargıya inanılmaz bir iktidar devri" demektir.

Bu sayede Cumhuriyet tarihi boyunca yargı kurumu güç bakımından, yürütme ve yasamanın, yani hükümet ve Meclisin ötesine geçmiş ve "bütün toplumsal alanlara" girerek üstlendiği ideolojiyi egemen kılma imkânına kavuşmuştur. "Böylelikle" diyor Dr. Can, "yargı sistemi, toplumu yukarıdan aşağıya doğru biçimlendirmenin en etkin aracı haline dönüşüvermiştir."

M. Esat Bozkurt bu amaçla yalnız Avrupa ülkelerinden kanunları kavun seçer gibi Türkçeye tercüme ettirerek sözüm ona "Türk Hukuk Devrimi"ni gerçekleştirmekle yetinmez (tuhaf olan şu ki, bu ne 'Türk'tür, ne de 'Devrim'), aynı zamanda bu 'devrim'i uygulayacak hakimleri yetiştirmek için Ankara Hukuk Fakültesi'ni hizmete sokar. İdeolojik kadrolar oradan yetişecek ve zamanı gelince iş başına geçeceklerdir. Bozkurt'a göre yargının öncelikli görevi, adalet dağıtmak değil, devrimleri hayata geçirmektir. Nitekim hakim adaylarına yaptığı fakülte açış konuşmasında Türk adliyesinin yegane övünme sebebinin "devrimi savunmak" olduğunu söyler.

Bozkurt kadar büyük yetkilere sahiptir ki, bütün hakim ve savcıları kendisi seçer. Mesleğe o kabul eder, terfileri o yapar, Yargıtay'a o üye seçer, hatta daire başkanlarını seçme yetkisi de ondadır. Yetkilerini sonuna kadar kullanır. Yani yargının bugüne kadar gelen yapısı onun eseridir.

Bazı sözleri pek meşhurdur Bozkurt'un. Mesela Kürtler hakkında sarf ettiği şu sözler, Nazi ruhundan izler taşır: "Benim fikrim, kanaatım şudur ki, dost da, düşman da, dağ da bilsin ki bu memleketin efendisi Türktür. Öz Türk olmayanların Türk vatanında bir hakkı vardır, o da hizmetçi olmaktır, köle olmaktır." (Milliyet, 19 Ağustos 1930.)

"Öz Türk olmayanlara" hizmetçilik ve köleliği layık gören bu hastalıklı zihniyeti iyi tanıyoruz. Öte yandan "Atatürk İhtilali" adlı kitabında gericileri "imha etmek" gerektiğini söyler. Onlar "asla affedilmemelidir". (Kaynak: 1995, s. 115

Çağdaşlarından belki en önemli farkı, Atatürk'ün icraatını 'inkılap' değil, 'ihtilal' diye nitelemesidir. İhtilal, eskiyi yıkıp yeni bir düzeni kurmaktır. Tam burada ABD'nin kurucu babalarından Jefferson'ın bir sözünü aktarır. Jefferson diyesiymiş ki: "Her 20 senede bir mutlaka bir ihtilal olması, her millet için iyidir." Ne var ki, Jefferson, Bozkurt'un söylediği gibi değil, "Allah böyle bir ihtilal olmadan 20 yılı geçirmekten bizi korusun" demektedir. Adam 'biz' diyor, yani Amerikan halkını kastediyor. Her 10 yılda bir darbe yaşamaya alıştığımız için eski Başkanın bu sözü hatta biraz gecikmeli söylenmiş gibi de görünebilir kimilerine (10 yıl neye yetmez?).

 Yazının devamını okumak için bu linki tıklayabilirsiniz!

Yorumlar9

  • baybars can 15 yıl önce Şikayet Et
    tepeden inmeciler busefer tepeden düştü.... tepeden inmeciler bu sefer tepeden düştüler,yarsav bir kere bile kendi meslek munsuplarını toplayıpta niçin hayır dediklerini açıklayamadılar meslek taşlarına,hep siyasi bir parti gibi vatandaşlara hayır kampanyası yaptılar,bir kere hayır demenin hukuki bir mantığı yok,türkiyedeki 12 bin küsür hakim savcının içinde anket yapın emin olun hakim ve savcıların %90 ı evet diyecektir,evet chp yargıda oligarşik bir yapılanma yapmış,organize olmuş koca yargıyı vesayetine almış ne yazıkki.
    Cevapla
  • tuncay tezel 15 yıl önce Şikayet Et
    YARGI, DANIŞTAYLA, ANAYASA MAHKEMESİYLE LAİKÇİ TARİKATININ ETKİSİNDEYSE. Evet diyorum.
    Cevapla
  • tuncay tezel 15 yıl önce Şikayet Et
    YARGI MOĞULTAYINSA VE MİLLETİN DEĞİLSE. Evet diyorum.
    Cevapla
  • tuncay tezel 15 yıl önce Şikayet Et
    YARGI PKK İLE, BEBEK KATİLİ İLE BİRLİKTE İDDİALARINI AÇIKLAYAMIYORSA. Evet. Bu yargı kimin yargısı o zaman? Elbette değiştirilmesi lazım.
    Cevapla
  • halil kurban 15 yıl önce Şikayet Et
    necdet kızılırmak. Sen kimi kandırmaya çalışıyorsun sn tayyip erdogan nereye ne atayacak sacma sapan yorumlar yaparak milleti keriz yerine koyma senın aklının basabilecegi bir soru 5 kişiyimi etki altına almak kolay olur 11500 kişiyimi bunu editör yayınlar ise bu soruma cevap ver..
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat