Can yakıcı uzlaşma soruları

  • GİRİŞ03.08.2008 09:07
  • GÜNCELLEME03.08.2008 09:07

Nitekim, Mahkeme Başkanı Haşim Kılıç da karar açıklamasında ‘Önümüze gelen davaların gerek siyasal, gerek ekonomik önemleri nedeniyle bu davanın bir an önce sonuçlanması gerekliliğini göz ardı edemezdik’ diyerek bu dengeyi dolaylı olarak ifade etmiştir. Kapatmama kararının içte ve dışta ne denli olumlu karşılandığı göz önüne alınırsa, kapatma yönünde verilecek bir karara karşı eleştirilerin şiddeti daha iyi anlaşılır. Anayasa Mahkemesi, hukuken zaten yanlış olacak bir kararı siyasi denge bağlamında da olsa mantıklı bir şekilde değerlendirmiş ama en azından ‘siyasi’ sınavı başarıyla vermiştir.

 


Dosya:/dosya/icerik/080803-050424-mus.jpgGERİLİME REFERANS CÜMLESİ

Bununla birlikte, kararın sanılanın aksine uyum veya uzlaşma getireceği garanti görünmemektedir. Elbette, Anayasa Mahkemesi’nin görevi uyumu ve uzlaşmayı sağlamak da değildir. Ancak, mahkemenin geride bıraktığı ‘Laiklik karşıtı faaliyetlerin odağı olmak’ cümlesi bırakın uzlaşmayı aksine siyasette gerilimin referansı olacak gibi görünüyor. Gerekçeli kararı görmeden konuşmak erken olmakla birlikte davanın başörtüsü düzenlemesine reaksiyon olarak açıldığını bildiğimize göre rahatlıkla söylenebilir ki; bir partinin anayasa değişikliği nedeniyle odak olması kabul edilemez. Bu noktada siyaset değil, hukuk işletilmeliydi. Dolayısıyla mahkeme bu ölçüyü kullanmayarak, siyaset dersinden sınavı geçerken hukuktan kötü not almıştır.

Yine de bu noktaya takılmamak lazımdır. Zira, AK Parti hakkında odak hükmü verilmese de muhalifleri bu kez 6’ya 5 dengesi üzerinden benzer bir suçlamayı zaten yapacaklardı. Ve zaten mahkeme kararı çıkmadan da bu suçlama aylardır yapılmaktaydı. Görüldüğü gibi bu kanaat, derinlikli bir yargı olmaktan çok siyasi bir malzeme değeri taşımaktadır ve toplumun büyük çoğunluğu tarafından da paylaşılmamaktadır.

ÜÇ TARZ-I SİYASET: AB, ANAYASA, ERGENEKON

Sorun sadece beraber fotoğraf vermekle çözülse keşke... Bütün ülke yıllardır yeni bir anayasaya olan ihtiyacı dillendiriyor. Anayasa Mahkemesi Başkanı bile sadece AK Parti’nin kulağını çekmedi(!), aynı zamanda yeni anayasa çağrısı da yaptı.

AK Parti toplumun talebine riayet edip yeni anayasa için düğmeye basacak olursa, Baykal yine, darbe metaforu kullanarak, ‘İdamı göze alırsın anayasayı öyle yaparsın’ noktasında mı olacak, yoksa hepimizi şaşırtıp kendini millet iradesinin emrine mi teslim edecek?

İttihat Terakki’den 125, 27 Mayıs’tan 48, 12 Mart’tan 37, 12 Eylül’den 28, Susurluk’tan 12 ve 28 Şubat’tan 11 yıl sonra; devlet içindeki çetelerle yüzleşme fırsatı ele geçirilmişken, Ergenekon’da sonuna kadar gitmek umudu ateşlenmişken CHP Genel Başkanı o davanın avukatı olarak cübbe giymeye devam edecek mi?

Hükümet, nihayet önüne bakma fırsatı bulduğu için yönünü Avrupa Birliği’ne çevirirse CHP-MHP koalisyonu ‘vatan elden gidiyor’ vaveylasıyla ortaya çıkacak mı, çıkarsa uzlaşma nerede kalacak?

Başörtüsü düzenlemesi mahkemeden dönünce dava üzerine sıçramasın diye ‘Ver Tayyip’i kurtar partini’ sloganını keşfeden MHP uzlaşmanın hangi safında el bağlayacak?

UZLAŞMA İÇİN BİR İPUCU LAZIM

AK Parti, elbette mesaj almalı. Ama alacağı hiçbir mesaj 22 Temmuz’dakinden daha güçlü olamaz ki Erdoğan’ın balkondaki sözleri de dünya yıkılsa kendini bağlar. Ayrıca seçim de geliyor... Sözüne sadık kalıp kalmadığı sandıkta anlaşılır; odak olup olmadığı da!

Ancak, yeni dönemde ‘uzlaşma’ isteyenler de biraz ipucu vermeli artık. Zira endişelerimiz var. Avrupa Birliği’den uzaklaşarak, yeni anayasadan kaçarak, Ergenekon’dan çark ederek mi uzlaşılacak? Birisi çıkıp bunu açık açık söylemeli. Mesela Baykal!

Diller altındaki baklayı da çıkaralım, açık konuşalım. AK Parti veya MHP veya CHP(!) istese de artık başörtüsü konusunda mevcut atmosferle ve anayasayla bir düzenleme yapamaz. O konuda herkes rahat olsun, genç kızlar üniversite kapılarında sürünmeye devam edecek!

Yapılabileceklerde bir şeyler yapmaya kararlı mıyız onu bilelim.

Soru çok basit: AK Parti sivil anayasa için kolları sıvarsa, AB için yola çıkarsa, Ergenekon’da laf dinlemezse yine uzlaşmayı bozan taraf mı olacak?

Bu sorunun cevabını bulursak gerisi teferruattır.


Baykal rejimi tanıyacak mı?


Yeni dönemin yol haritasını belirlemek kolay olmayacak. En başta herkesin aynı iyimserliği taşıdığını veya herkesin aynı kavramlardan aynı şeyi anladığını söylemek mümkün değil. Atılacak adımların hangi yönde olacağı ve bazı adımların atılıp atılamayacağı sorularına cevap ararken geçmişten kalan devasa problemlerin nasıl çözümleneceği de belli değil. Mesela uzlaşma! Ama hangi uzlaşma?

Ülkedeki uzlaşma problemi çıplak gözle incelendiğinde bile, merkez siyasetten Ergenekoncu anlayışa kadar bir dizi aktörün bunda pay sahibi olduğu görülür. Yine de iktidar, kaynağının kendisi olup olmadığına bakılmaksızın her problemden sorumludur. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki, CHP’nin tamamen krize odaklı siyaseti olmasaydı, en gergin politikacı bile Türkiye’yi krize sokamazdı.

Bir an için gerginlik unsurunun tek başına AK Parti olduğunu varsayalım ve yeni dönemde bunu gidermek için bütün gözleri bu partiye çevirelim.

Başbakan Erdoğan’ın, Cumhurbaşkanı’nın hem rutin hem de diyalog davetlerine dahi icabet etmeyen Baykal’la aynı masanın etrafına gelebilmesi mümkün mü? Gelse bile bu ne kadar sahici bir tokalaşma olur? Bir adım atılacaksa hiç olmazsa eş zamanlı olarak Baykal’ın da Meclis iradesini ve Cumhurbaşkanı’nın meşruiyetini; yani aslında rejimi tanıması gerekmez mi?

Yorumlar6

  • baybars can 17 yıl önce Şikayet Et
    halkın verdiği iradeden , kendi gücünden ve arık muktedir olmanın farkında olmamak yada korkmak. efendiler size bu halk %47 oy verdi değilmi,parti kapatılmadı,ama tutupta siz toplumun her katmanından gelen anayasayı değiştirin size %80 destek verecek bir halk var ve arkanda zaten halk gücü varken bu kokrkaklık niye chp si mhp si bu halkın gözünde sicili bozuk partiler zaten sizde tutmuşsunuz 12 eylülcüleri yeni anayasaya ortak etmeye çalışıyorsunuz,biraz cesur olun bırakın şu monşerleride,sorumlu olduğunuz halkınıza dönün,başörtüsüde düzelecektir,yeni sivil ve demokratik bir anayasayla,
    Cevapla
  • meryem sıdıka 17 yıl önce Şikayet Et
    aynen. Doğrusunu isterseniz, yazarla aynı kaygıyı taşıyorum, bütün bunlarda uzlaşma olmazsa, millet tamamen gerçeği görecek, derler ya "toz kalktığında görürsün altındaki at mı, eşek mi?"
    Cevapla
  • allah kulu 17 yıl önce Şikayet Et
    mustafa cin olmadan şeytan çarpıyorsun. bay mustafa cin olmadan şeytan çarpıyorsun, bilmediğin vede aklının ermediği konulara el atma olmaz mı koçum, yani diyeceğim şeytan olmadan cin çarpmaya kalkışma
    Cevapla
  • MUSTAFA AÇAR 17 yıl önce Şikayet Et
    nasıl uzlaşma. sn baykal ve onun gibi düşünenler dereyi tersine akıtmaya uğraştıkları sürece iktidarla nasıl uzlaşacaklar,merak ediyorum.
    Cevapla
  • yunus emre 17 yıl önce Şikayet Et
    Yeni Anayasa şart.. AKP , hiç vakit kaybetmede yeni demokratik bir anayasa yapmaya girişmeli.Geniş katılım olursa iyi olur.Olmaz ise Halk var,referandum var, korkak davranırsa hem kendisi hemde millet kaybeder.Öbürlerinin bağırıp çağırdığına bakmayın,milletin nazarında hiçbir değeri yoktur.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat