PKK kimle savaşıyor, PKK’yı kim savaştırıyor?

  • GİRİŞ01.11.2008 08:13
  • GÜNCELLEME01.11.2008 08:13

Önce şu sorunun cevabını birlikte düşünelim... Lideri devletin elinde hapis olan bir terör örgütünün aralıksız silahlı eylemler yapabiliyor olması garip değil mi?

Bir soru daha... Lideri devletin elinde hapis olan örgüte yakın olduğu besbelli bir partinin üyelerinin Meclis’e girebiliyor olması üzerinde düşünmeye değmez mi? DTP elbette Meclis’e girmelidir, elbette sözünü siyasi zeminde söylemelidir. Ve hatta ‘elbette’ kapatılmamalıdır da. Bu başka... Cevabını aradığım soru, madem askeri cenah dahil ‘devlet’ katındaki herkes bu partiden nefret ediyor, Öcalan eldeyken nasıl oluyor da bu insanlar Meclis’e girebiliyor? Girdikten sonra neden siyaset yapmalarına izin verilmiyor da sadece, askerin siyasete müdahalesi için bir malzeme olmaya mahkum ediliyorlar? Bütün hesap, AK Parti’nin 20 sandalyesini almak mıydı yoksa...

Öcalan hapisteyken eylem

İlk soruya dönelim... Liderleri devletin elindeyken örgütü nasıl oluyor da şiddet politikasını sürdürüyor? Bu sorunun cevabı Öcalan’ın Avni Özgürel’le yaptığı mülakattaki şu cümlede mi gizli dersiniz: ‘Bu işi bitirirsem beni bitirirler.’

Ergenekon
davası ilerledikçe, aslında birçoğumuzun bildiği veya hissettiği ama kamuoyunun inanamayacağı türden ilginç bilgiler ortalığa saçılıyor. En devletçi, en PKK karşıtı, en vatansever insanların terör örgütüyle iç içe, kol kola gezindiği; görüşmeler yaptıkları, işbirliği gerçekleştirdikleri anlaşılıyor.

Kamuoyunun zannettiğinin aksine Öcalan’ın hiç de yalnız olmadığı, aksine çok sık ziyaret edildiği ortaya çıkıyor. Üstelik, ortadaki tablodan anlaşılıyor ki bu ziyaretçiler PKK liderine ‘terörü bitir’ dememişler. Yaşanan tablo başka telkinlerin işaretini veriyor.

Şu sözler, PKK’ya karşı tavrıyla bilinen Kürt aydını Ümit Fırat’ın:

‘Öcalan, avukatlarına, ‘2000 yılında ben birliklerimin tamamını Türkiye’den çıkarmak istiyordum ama İmralı’ya gelen genelkurmay yetkilisi hepsinin Türkiye’den çıkmasının yanlış olduğunu söyledi’ diyor. Hatırlayın, 2003’te PKK’ye karşı operasyonlar birden tekrar başladı. Hani PKK Türkiye’den gitmişti? Meğer gitmemişler.’

Üzeri örtülü görüşme trafiği

Fırat daha birçok başka şey söylüyor: ‘Mayıs 2004’te PKK, kongresini toplayın eylemsizlik kararı almak üzereyken Öcalan’ın bir avukatı alelacele Kandil’e gidip, ‘Liderin talimatı var, savaş kararı buradan çıkacak’ dedi. Bunun üzerine çatışmalar yine başladı...’

Şehitlerin acısıyla yanmaktan öte bir şeyler yapılması ve iz sürülmesi gerekiyor. 1993 Mayıs’ında bir genel afla PKK’nın bitirilmesi aşamasına gelinmişken, 33 askerin şehit edilmesi olayı da tam bir muammadır.

Bugüne kadar Öcalan’la görüşenler kimler? Hangi sıklıkla görüşme yapılmış ve ardından olaylar nasıl gelişmiş?

PKK bugün de saldırıyor. Üstelik sadece dağda değil, şehirde de ‘Ne pahasına olursa olsun’ diyerek saldırıyor. Bölgede sıkışan, Ortadoğu dengelerinde yeri kalmayan bir örgütün ölümüne saldırması mantıksızdır. Öyleyse neden? Lideri devletin elinde hapis olan bir örgüt neden bu kadar pervasız!...

Saldırılarla hükümeti anti-demokratik adımlar atmaya ve bölge üzerindeki baskıları artırmaya zorluyor. Bu yolun sonunda da başta Diyarbakır olmak üzere Güneydoğu’da kaybettiği siyasal üstünlüğü geri kazanmaya çalışıyor.

Bugünkü savaş devletle değil

PKK’nın savaşı bugün devletle değil AK Parti’yledir. Şehirlerde gerilim üreten aralıksız eylemler, merkezde sertleşen söylem, dağda da terör. Belediyeleri kaybetmemek için eylemi şehirlere taşıyıp, uğruna mücadele ettiği insanları bile öldürmeyi göze alan bir savaştır bu. Arkası karanlık bir savaş.

Örgüt 90’lı yıllarda da boğazına kadar siyasetin içine batmıştı, bir tür Ergenekon’du; bugün de öyle. Hiçbir zaman verdiği savaşın tek başına bir anlamı yoktu, bugün de öyle.

PKK’nın devamını isteyenlerin, Türkiye’de demokrasi istemediklerini, bunun için de gerektiğinde örgütü ve uzantılarını kullandıklarını biliyoruz. Ergenekon davasının belki de en büyük faydası bu ilişkilerin ortaya çıkması olacaktır.

Terörden siyasal ve ekonomik çıkar sağlayanlar deşifre edilmedikçe PKK ile gerçekçi bir mücadeleden söz etmek nafiledir. Öyle olmasaydı bir ülke 25 yıldır her defasında aynı yoldan geçip, aynı sıkıntıları yaşar mıydı?


Marjinal...


Baykal’ın Ergenekon avukatlığına soyunması belki kimseyi şaşırtmadı ama şiddetle yadırgandı. Oysa bunun basit ve anlaşılabilir bir sebebi var. Ergenekoncular cezaevine girince ‘ulusal-laikçi kanat’ta Baykal’dan daha marjinali kalmadı. Hem söylemde, hem de eylemde.

Meclis’te Cumhurbaşkanlığı seçimini boykot etmek, oylamaları boykot etmek, yeni anayasayı boykot etmek, AB yasalarını boykot etmek, 23 Nisan resepsiyonlarını boykot etmek ve nihayet 29 Ekim törenlerini boykot etmek. Seçimle gelen bir insanın seçime dayalı bu faaliyetlerden kaçmasının bir mantığı var mı? Meşru, merkez siyaset böyle gülünç şeyler yapar mı?

Bunlar sistem dışında kalmış, sandığı bir araç olarak reddeden, sıkışınca açıkça darbe isteyen küçük grupların işidir. Ergenekon gibi marjinal bir örgütün yaptığı türden protestoları Baykal yapıyor. Ergenekoncular içeride olduğu için, arada bir kamuflaj kalmadığı için de bu yaptıkları şimdi göze batıyor. Ergenekon eylemleri CHP’ye kendi içinde meşruiyet sağlıyordu artık o destek kalmadı.

‘Baykal marjinalliği’nin siyaset olarak kabul edilebilmesi için sistemin kenarında bir Ergenekon lazım, avukatlığın sebebi bu.

Mustafa Karaalioğlu - Star

mkaraalioglu@stargazete.com

Yorumlar5

  • ahmet ilker 17 yıl önce Şikayet Et
    Olmayan İrticayı Öncelikli Tehdit Kabul Edenlerin PKK ya Yaklaşımı. Size üniversitelerden örnek vereyim dilerseniz. Dindar, vatanını seven ne kadar baş örtülü hanım kızımız varsa devlet için bir tehdit oluşturdukları gibi uyduruk, iğrenç bir gerekçeyle okullardan atıldılar. Vatan haini bölücü ne kadar PKK lı varsa üniversitelerde rektörlerle dekanlarla beraber halay çektiler. Ülkeyi bu hale getiren ulusalcı laikler, okullardan, tören alanlarından kovdukları başörtülü kadınların şehit olan çocuklarının cenazelerinde boy boy fotoğraf vermekten utanmadılar!
    Cevapla
  • ALİ ÜNLÜER 17 yıl önce Şikayet Et
    OSMANLININ İSTEMEZÜKLERİ. Her zaman söylerim ve söylemeye de devam edeceğim.Butür insanlar osmanlıyı içten yıkıp güya devrim yaparak kendi dünyalarını kurmaktı ve yıktılar ama kendi dünyalarını bir türlü kuramadılar.Çünkü sayıları ve etkileri buna yetmedi.Millet çabuk uyandı.Artık bu insanlara tevazu göstermiyor.Asıl sorun budur.Atatürk bayrak şehit vatan bunar için hikaye.Bunlar zaten inanç temelli ikonlardır.Bu ikonları zaten kabul etmeyen bir zihniyet niçin bunları yüceltmeye çalışsınki.O zaman bunları bir araç olarak kullandıla
    Cevapla
  • mehmet kahraman 17 yıl önce Şikayet Et
    ergenekon mu. bu devletin kendisi zaten ergenekon binlerce kişinin ölümünden sorumlu tek varlık devlettir. şimdide ergenekon ismiyle kendini temize çıkarıyor. tabi bunuda artık kimse yemez. kürtlerden özür dilemekte yetmez..
    Cevapla
  • fehmi can 17 yıl önce Şikayet Et
    DENİZ BAYKAL'mı DAHA TEHLİKELİ DENİZ GEZMİŞ 'mi. 1955 ve daha önceki doğumlular deniz gezmişin kominizim adına batırdığ arabalaı vapular gibi ekonomiye çok büyük zaralar veren terürst saldırıların ülkeyi nerelere götürdüklerini pekala bilirler.DEniz baykalın ERGENEKON AVUKATILIĞI , PKK ile ergenekon bağlantılarını çok iyi okuyabiliyorsak.Bu ülke için DENİZ BAYKAL ile DENİZ GEZMİŞ arasında ülkeye zarar verme konusundaki şampiyonun kim olduğuna çok net karar verebiliriz.Nede olsa ikiside DENZİ acaba ortak paydaları ismlerimi misyonlarımı
    Cevapla
  • talha dargın 17 yıl önce Şikayet Et
    ergenekonu kime anlatıyorsunuz.. Biz ergenekonu yaşadığımız bölgelerden biliyoruz. hükümete karşı ayaklanma dışında ergenekonun üstünü örtenleri de görüyoruz.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat