Hangisini çözebildik ki bunu çözelim!

  • GİRİŞ18.11.2008 06:36
  • GÜNCELLEME18.11.2008 06:36

Son günlerin tartışma konularına bakın, hepsi birden aslında şunu söylüyor: Türkiye konuşmayı bilmiyor. Bilmiyor çünkü konuşmayı, konuşarak sorun çözmeyi istemiyor. Öyle olmasaydı, bugünün tartışmaları geriye doğru kırk yılın, elli yılın tartışmaları olmazdı.

Hangi demokratik ülke temel problemlerini böyle yönetiyor? Yüz yıla yakın bir süredir etnik problem yaşayıp da elde ettiği ‘kanlı’ tecrübelerden hiç yararlanamayan bir başka devlet var mı? Bizden başka... Kürt sorununu tam da böyle bir noktaya getirdik. Sadece ‘milliyetçi’ Türkler’in değil, ‘milliyetçi’ Kürtler’in sayesinde çözümsüzleştirdik. İktidar demokratik adım attığında onu ‘bölücülük’le suçlayan, çizgi değiştirdiğinde ise ‘etnik kimlik şereftir’ diye saf değiştiren muhalefetle birlikte. Birkaç belediye kazanabilmek için utanmazca bütün ülkeyi ateşe vermeye kalkan sözüm ona Kürt siyasetiyle... Sığ, uzaktan kumandalı ve ürkütücü derecede edilgen bir siyasetin rotasında sürükleniyoruz.

Her sorun bir öncekinin sonucu

Buna rağmen çözülemez miydi? Çözülürdü elbette ama istenmedi, istemeyenlerin oyunu galebe çaldı.

Kürt sorununu çözemeyeceğimiz, anayasa sorununu çözemeyişimizden belliydi. Bütün ülke yeni bir anayasa istediği halde o sorunu çözemeyen bir toplumsal irade kanlı ve tarihi bir problemin üstesinden nasıl gelir?

Anayasa sorununu çözemeyeceğimiz de yargıyı bağımsız hale getiremeyişimizden belliydi. Her türlü ideolojiden bağımsız, devlete karşı vatandaşını koruyan, bireyi esas alan, vicdanla cüzdan arasına sıkışmamış bir yargı yaratmadan yeni bir anayasa nasıl yapacaktık!

Bağımsız yargı sorununu çözemeyeceğimiz ise, eğitimde fırsat eşitliği; kılık-kıyafet ayırımını ortadan kaldıramayışımızdan belliydi. Başörtüsü sorunu yüzünden onbinlerce insanın hayatını ‘yargı’ marifetiyle karartan bir ülke bağımsız yargıya nasıl ulaşacaktı?

Eğitimde fırsat eşitliği sorununu çözemeyeceğimiz de göz göre göre plansız şehirleşmeye mahkum oluşumuzdan belliydi. Dünyanın hangi hukuk devletinde, vatandaşların bir bölümü dişinden tırnağından artırıp mülk sahibi olmaya çalışırken öteki kesimi bir gecelik işgallerle zengin olabilir? Olsa bile, hangi ülkenin hukuku bu adaletsizliğe göz yumar?

Plansız şehirleşmenin üstesinden gelemeyeceğimiz de özelleştirmeyi bir türlü halledemeyişimizden besbelliydi. Komünist ülkeler bile hantal fabrikaları, yolsuzluk üreten devlet işletmelerini bir ayda özelleşip kurtulurken biz 25 yıldır hala teorik tartışmayı aşamadık...

Özelleştirmeyi yüzümüze gözümüze bulaştıracağımız bir başka milli fiyaskoya, o fiyasko ise bir başkasına bağlıdır. Geriye doğru zincirleme gideriz. Gidince de sorun çözme yeteneğimizin ve maliyeti ne kadar kanlı ve ne kadar pahalı olursa olsun üstümüze gelen problemleri halletme becerimizin olmadığını görürüz.

Çelişki kimin umrunda

Bir ülke düşünün ki, 21. yüzyılın başında o ülkenin medyası, aydınları, siyasetçileri sırf iktidar paylaşımındaki payları azalıyor diye ekonomik kriz veya sosyal karmaşa temenni edebiliyor, bunun için seferber olabiliyorlar. Bu uğurda dün söyledikleriyle bugün arasında uçurum olmasını veya kendileri mutlu olacak diye milyonlarca insanın mutsuzluğa mahkum olmasını da umursamıyorlar.

Böyle bir ülkede her şey olmak zor... Siyasetçi de, aydın da, gazeteci de...

***


Çankaya’nın daha önce sitesi yok muydu?


Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olduktan sonra Çankaya’nın internet sitesi daha aktif ve çağdaş örnekleriyle yarışır bir şekilde kullanılıyor. En dikkat çekici olanı da Atatürk’e ait bugüne kadar pek bilinmeyen görüntülerin yayınlanması... Yıllardır sadece, Atatürk’ün Nutuk’u okurken kaydedilmiş görüntülerini biliyor, izliyorduk. Kimsenin, başka bir kayıttan haberi bile yoktu. Şimdi anlaşılıyor ki gizli birçok görüntü varmış. Ve bunlar sadece devlet adamı Atatürk’ü değil, ‘insan Atatürk’ü de gayet güzel ifade ediyor. İyi de oluyor... Bu durumda akla ister istemez, ‘Daha önce Çankaya’nın internet sitesi yok muydu?’ sorusu geliyor. Varsa ki vardı şüphesiz; eski Cumhurbaşkanı o görüntüleri niye halkla paylaşmadı acaba?

Atatürk’ü herkesten çok sevdiği için kimseyle paylaşmak istemedi galiba!

Bu konuyu selefinden iyi bilemeyeceğine göre! Gül’ün de Atatürk’ü halka açmakla iyi edip etmediğini bir daha düşünmesinde fayda var...

Mustafa Karaalioğlu - Star

mkaraalioglu@stargazete.com

Yorumlar2

  • ZEKİ AĞAÇDAN 17 yıl önce Şikayet Et
    Tetikçi değil gazeteci istiyoruz. Sevgili Mustafa bey son yıllarda halkı anlayan ve halkın dilinden konuşan gazetecilere hasret kalmıştık allah razı olsun sizin gibi lerden tam kalbimizdekini söylüyorsun .ama doğan medya nın tv kanallarından akşam haberleri izlerken toplumun psikolojisi bozuluyor adeta dükkanlarının reklamını yapıyorlar kime hizmet ettiklerini bilen varsa söylesin bir tek halka hizmet etmiyorlar.ya ticaret ya basın bi karar versinler..yada haber versinler.
    Cevapla
  • mustafa mutlu 17 yıl önce Şikayet Et
    Daha önce Çankaya'nın internet sitesi yok muydu?. yayınlanan videoları Abdullah Gül'ün mustafası olarak değerlendiren aklı evveller de yok değil.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat