Kılıçdaroğlu’nun CHP’yi eriten zaferleri
- GİRİŞ27.02.2012 07:15
- GÜNCELLEME27.02.2012 07:15
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığa geldiği günden itibaren CHP’de olup bitenlere bir bakalım. Olağanüstü kurultaylar, parti içinde itiş kakış ve arkası gelmeyen tasfiyeler... CHP bir partinin sevk ve idaresindeki en kestirme ve dolayısıyla da en problemli yolu tercih etmekten öteye gidemiyor. Son olarak dün delegelerin yüzde 25’i parti dışına itilerek bir operasyon daha tamamlandı. Böylelikle Kılıçdaroğlu rahatladı, sıkıntılardan kurtuldu, çünkü muhaliflerin sesi kesildi. Görüntü ise iç açıcı değildir. Adı zaten iç kavgalarla anılan, kavgasız günü geçmeyen CHP’de sular bir türlü durulmamaktadır. Kılıçdaroğlu, baştan beri yolunu açmak için keskin tasfiyeler ve operasyonlar gibi can yakıcı enstrümanları tercih etmişti, dün de buna devam etti. Sonu baştan belli olan bu manzarayı önlemek için bir siyasi yöntem üretemedi. Ya da o yöntemi üretmek yerine dikensiz gül bahçesi modelini daha uygun buldu. Oysa, Kılıçdaroğlu’nun eline parti içi tasfiyeler kadar siyaset yapma imkanı da geçmişti. Kendi yolunu siyaset yaparak açabilirdi. Daha koltuğa oturduğu ilk günden itibaren bu fırsatlara sahipti. Arkasında sınırsız bir medya desteği, Deniz Baykal gibi partiyi yıllarca yormuş bir liderden sonra gelmek gibi bulunmaz bir avantaj vardı. Dahası, bir referandum ve bir genel seçimle hayalindeki “yeni CHP”ye ulaşmak için geniş bir manevra alanı bulunuyordu. Kullanamadı. Bir partiyi, bir siyasi hareketi yenilemenin yolu yeni bir siyaset üretmek ve arkasında durmakla mümkündür. Başka bir yolu yoktur. Ne kadar adam eksiltseniz, ne kadar muhalifi dışlasanız sonuç değişmez. Partiler kurultay sayılarına ve o kurultaylarda kimin daha maharetli olduğuna bakılarak değer kazanmazlar. Aksine, kurultay salonlarında sergilenen maharet ve tüketilen enerji seçmen için sadece umutsuzluk tablosudur. Teşkilatı mutsuz olan bir partinin seçmeni de, açılmak istediği kitleler de mutsuz olur. Her kritik adımda bir kez daha görülüyor ki Kılıçdaroğlu için genel başkanlık koltuğu liderlik nosyonundan daha önemlidir. Bu tercihi nedeniyle parti içinde genel başkanlık makamı güçlenirken toplumda liderlik portresi giderek silikleşiyor. Kurultay enerjisini CHP’yi yenilemek için sarfetmiş olsaydı ikisi birden mümkün olabilecekti. Yeni olmak. Gerçekten, inanarak ve inandırarak yeni olmaktır. CHP’yi tarihi toplum nezdinde mahkum eden tarihsel yüklerden kurtulmaktır. Redd-i miras edebilmektir. Bir ileri bir geri demokratik adımlarla oyalanmak yerine iktidar partisini de köşeye sıkıştıracak hamleler yapabilmektir. Türkiye’nin tıkandığı yerleri fırsata dönüştürerek siyaseti açmaktır. O tıkanıklıkları eksi sistemi tahkim etmek için fırsat bilmek değildir.
Köşe yazısının tamamını okumak için bu linki kulanabilirsiniz
Mustafa Karaalioğlu / Star
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol