Kimsesizler
- GİRİŞ12.03.2014 09:45
- GÜNCELLEME12.03.2014 09:45
Erik ve Badem çiçek açtı, güney sahillerimiz gelincikler, papatyalar ile donandı.
Kıştan kışa hatırladığımız sokakta yaşayanlar, yani kimsesizler artık spor salonlarında Belediye tarafından misafir edildikleri mekanlardan çıkacak; yine kaldırımların dostu olacaklar.
Bana düşmez can vermek yumuşak bir kucakta
Ben bu kaldırımların istediği çocuğum.
Herbirinin bir hikâyesi var. Kimse durup dururken kaldırıma düşmez. Çoğunun arkadaşı birlikte ölüme doğru yürüdükleri şişe. Onları o hayattan alıp hepimiz gibi evli-barklı, işli-güçlü bir hayata başlatmak o kadar zor ki.
Zaten pek konuşmuyorlar. Konuştuklarında zorlanıyorlar. Neredeyse Türkçeyi unutmuşlar. Kimsesizler aylar boyu konuşmaz, çoğu yalnız yaşar. Alıştıkları harabeler, kovuklar, parklar, duvar dipleri, kedi ve köpeklerle konuşurlar. Hatta çok aç kaldıklarında barındıkları semtin hayırsever lokantasının kapısına dikilir, yine sessizce yarım ekmek köfte alıp uzaklaşırlar. Hemen hiçbiri dilenmez.
Sokaklardan birşeyler toplayıp satarlar. Yıl boyu yıkanmayıp kokanlar olduğu gibi, bir harabenin kapı-pencere açık odasına sığınanlar ara sıra tenekede su kaynatıp çamaşır yıkar.
İnsan vücudu nasıl sağlam bir şey. Onca pislik, toz-toprak-çöp-mikrop içinde çöpten aldıkları yarısı yenmiş bir sandviçi yiyerek bu adamlar nasıl hasta olmuyor? Yürüdükleri, çöp karıştırdıkları için onları sağlıklı sayarız ve aldanırız. Hangisi verem, hangisi kanser, hangisi siroz, hangisi hangi hastalığı yıllardır çekiyor, bilemeyiz. Kovuklarına girip çöpten aldıkları yatağa uzandıklarında yaraları nasıl sızlar bilemiyoruz.
Bazıları kendileriyle beraber bir sürü sokak köpeğini, kedisini besler. Sırf bunları beslemek için kulplu teneke kabını alıp bir imarethanenin kapısına dayananlar vardır.
İmaretten sürekli yiyecek alanlar da bunları sevmez, hatta tiksinir. Nasıl zenginler katında fakirler tekinsiz değilse, imaretten geçinen kadınlar da bunlara yaklaşmaz, mikrop kapmaktan korkar.
Merhameti bol imaret çalışanları, bunları bir yana çeker, teneke kaplarına hem kendilerine hem hayvanlara yetecek kadar yemek doldurur. Halden anlamak budur.
Sokak çocukları için devlet çeşitli projeler yürütüyor, çocukları sokaktan ve suçtan, uyuşturucudan korumak için çabalıyor.
Kimsesizler için böyle proje görmedim, duymadım. Sadece bazı hayırseverler bunları Huzurevi'ne yatırmaya çalışıyor, ama nedense kabul etmiyorlar. Belki akademisyenlerden bu konuyu çalışan vardır. Çünkü bu olgu sadece bizde değil, dünyanın her şehrinde -bilhassa metropollerde- var.
Sokak hayvanları için epeyce dernek kurulmuş. Onların yaşaması, barınması, beslenmesi, hasta ve sakatlarının tedavi edilmeleri için ellerinden geleni yapıyorlar. Son on-yirmi yılda Belediyeler bu konuya el attı ve hayvan barınakları yaptı. Bu barınakların iyi çalışıp çalışmadığı hayvanseverler tarafından zaman zaman teftiş ediliyor, kötü çalışan, hayvanlara eziyet eden kuruluşlar deşifre edilerek bu konuda bir kamuoyu oluşturuluyor.
Elbette ki meselenin kökünde tarım toplumundan sanayi toplumuna, bahçeli evden apartmana taşınmak vardır.
Köpek tarım toplumunda gerek bekçi, gerek avcı, gerekse çoban köpeği olarak bir yer tutuyor, bir değer taşıyordu. Kedi ise ahşap evin fareleri için beslenirdi.
Büyük şehirde köpek işsiz kaldı, başıboş ve tehlikeli. Zaman zaman bunların itlafına gidiliyor ve bu durum hayvanseverlerin isyanına sebep oluyor. Sokak köpekleri ve kedileri metropolün kanayan bir yarası olarak çözüm bekliyor.
En acı durum bu hayvanların bazılarına 'oyuncak bebek' muamelesi yapılmasıdır. Aileler çok sevimli olan kedi ve köpek yavrularından çocukları için alıyor, zaman sonra çocuk bundan bıkıyor, aile ne yapacağını bilmiyor ve çokluk dış dünyaya alışkın olmayan bu 'süs köpekleri'ni sokağa terkediyor.
Zavallı hayvan ne yapacağını bilemez.
Korkar, üşür, aç kalır, iri itlerin kurbanı olur. Bu konu sosyal ve görsel medyada sürekli işlenmelidir.
Bir tanıdığın bir kedisi vardı. Kedi evde büyüdü, sokağa hiç çıkmadı. Sahibi ara sıra onu sokağa çıkarmak istediğinde sokaktan korkuyor sahibinin kucağına saklanıyordu. Hayvan olsun insan olsun 'güvenlikte' olmak ister.
Hayvansever dernekleri gibi 'insansever' dernekleri de kurulsa, şu bizim kimsesizleri sokaktan kurtarsa.
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol