ABD, İran’dan Gerçekte Ne İstiyor?

  • GİRİŞ29.01.2026 08:49
  • GÜNCELLEME29.01.2026 08:49

Washington–Tahran hattında gerilim artıyor.

Bu iş nasıl sonuçlanacak?

ABD İran’ı vuracak mı?

Yoksa Trump, İran’a “sömürgem ol” mu diyor?

Meseleyi biraz açalım.

İran sadece bölge için değil, Türkiye için de önemli bir aktör, bölgede önemli bir faktör.

Bir haftadır nefesler tutuldu.

Trump “armada bölgede” dedikten sonra altın fiyatları aldı başını gitti.

Şimdi de körfezde savaş gemilerinin namluları Tahran’a çevrildi.

Peki askerî açıdan geri dönülmez bir noktada mıyız?

Bulunduğumuz coğrafya (kiminin ifadesiyle Ortadoğu, ama ben Mezopotamya coğrafyası demeyi tercih ediyorum) 24 saatte çok şeyin değiştiği bir coğrafya.

Jeopolitiğin değişim hızı gerçekten baş döndürücü.

Sabah aldığınız notlar, 24 saat geçmeden çöp oluyor.

Sadece İran’da değil; Suriye’de, Gazze’de, Suudi Arabistan’da, Körfez ülkelerinde, Afrika’da her yeni dakika yeni gelişmeler yaşanıyor.

Bir düğmeye basıldığında bir anda savaş çıkabilir.

Ama diğer taraftan baktığınızda bir diplomasi çabası da var.

İran’ın ABD’yi araması ve aniden bir ateşkes imzalanması ihtimali de masada.

Trump, “İran beni arayıp barış istiyor” diyor.

Peki İran ABD ile barışmak için ne yapabilir?

+Rejimini mi değiştirecek, 

+petrolünü mü verecek, 

+nükleer faaliyetlerinden mi vazgeçecek?

Aslında mesele bunlar değil.

Mesele, yeni bir dünya düzeninin kuruluyor olması.

Lozan Konferansı’ndan sonra İsmet İnönü, “Yeni bir dünya kurulur, Türkiye de bu düzen içinde yerini alır” demişti.

Birinci Dünya Savaşı’nı bir milat, İkinci Dünya Savaşı’nı yeni dünya düzeninin başlangıcı kabul edersek, bugün yeni bir dünya düzeninin kurulmaya çalışıldığını görüyoruz.

Bu yeni düzende güçlü ülkelerin güçsüz ülkeleri boğacağı, yutacağı bir döneme girilmiş durumda.

Burada güçten kasıt sadece askerî güç değil.

Ekonomik, siyasi, diplomatik ve tarihsel güç de bu denklemin içinde.

Trump’ın boşuna “Erdoğan çok güçlü bir lider, çok güçlü bir ordu kurdu” demediğini hatırlamak gerekir.

Güçlü ülkeler için yerel ve küresel iş birlikleri artık hayati önemde.

Bölgemize baktığımızda Rusya–Ukrayna savaşı, Ermenistan’ın Azerbaycan yenilgisi sonrası yaşadığı sıkıntılar ve Irak’taki kırılgan yapı ortada.

İran ise bugün bütün dünyanın konuştuğu en büyük başlıklardan biri.

Demek ki yeni kurulan dünya düzeni, eski parametrelerle işlememekte.

Bölgedeki tansiyonun yüksekliğine dair çarpıcı bir örnek verelim.

ABD’nin USS Abraham Lincoln uçak gemisi bir hava tatbikatına hazırlanıyor.

Bu tatbikat, hava unsurlarının nerelerde konuşlanacağını ve nasıl geri döneceğini hesaplayan son derece stratejik bir plana sahip.

Hatırlatayım; ABD ordusu yaklaşık 1,3 milyon aktif asker, 11 uçak gemisi ve 13 binden fazla askerî hava aracına sahip.

Eş zamanlı olarak İran Savunma Bakanlığı’ndan bir açıklama geldi.

İran, Hürmüz Boğazı’nda NOTAM ilan etmiş, bölgede füze atışları yapılacağını duyurmuştur.

Ayrıca açık bir tehdit savurdu:

 “İran’ın komşuları dostumuzdur, ancak ülkemize yönelik bir saldırıda topraklarını başka ülkelere açanlar düşmanımızdır.”

Yine hatırlatayım, İran ordusu yaklaşık 580 bin aktif personel ve bölgenin en geniş balistik füze kapasitesine sahiptir.

İran’ın bugüne kadar bölgede kullandığı vekil güçlerin, bu süreçte işe yaramayacağı ise ortada.

Dikkat çeken bir diğer unsur ise İsrail’in sessizliği değil mi?

Trump’ın “Amerika’yı yeniden büyük yap” söylemi, yeni dünya düzenine verilmiş bir mesaj.

Bu da yeni dünya düzeninin önemli bir göstergesi.

Geçmişte “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” İngiltere’ydi.

Bugün ise ABD, küresel dengede ağırlığın kendisinde olduğunu açıkça ilan ediyor.

Trump’ın Davos’ta söylediği “Avrupa bizim sayemizde zengin oldu” cümlesi bunu net biçimde ortaya koymakta.

Tamam da, Çin nerede?

Çin, İran’ın yanında mı?

Bu sorunun net bir cevabı yok.

Çünkü Rusya, Çin ve İran zaman zaman birlikte, zaman zaman ayrı hareket eden ülkeler.

İran artık sert ideolojik söylemlerden müzakere ve ateşkes diline geçti.

Ancak bu da yeterli değil.

Günümüz dünyasında iş birliği yapmanoz 

Peki İran şu an ABD tehdidine karşı kiminle iş birliği içinde?

Cevap net: Hiç kimseyle.

Bunun temel nedeni yanlış politikalar.

İran, vekil güçlere fazlasıyla bel bağladı ve gerçek dostlarını ikinci plana itti.

Sonuç ise yalnızlaşma...

ABD İran’ı vurabilir mi?

Elbette vurabilir.

Ancak bunun ABD açısından çok büyük bir maliyeti olacaktır.

O da bunun farkında.

Bu noktada uluslararası ilişkiler literatürünün de yeni tanımlara ihtiyacı var.

Ve görünen o ki, yeni dünya düzeni artık bir ihtimal değil, yaşanan bir gerçekliktir.

 

Yorumlar1

  • Ayarcı 2 saat önce Şikayet Et
    Harika bir yazı... silahın varsa,paran varsa (((VARSIN VE GÜÇLÜSÜN)))
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat