İlk kez duyacağınız yeni kanal projesi
- GİRİŞ20.03.2026 11:38
- GÜNCELLEME20.03.2026 11:38
Ramazan ayını Müslüman bir ülkeye yönelik saldırıları canlı yayında izleyerek geçirdik.
İran her türlü eleştirimize rağmen bizim komşumuz, dostumuz ve dindaşımız.
Savaşın başladığından beri İran attığı stratejik adımlarla kendinden beklenmeyeni gerçekleştirdi.
Ve Ramazan Bayramı’na geldiğimiz şu günlerde “ben bitersem sizi de bitiririm” mantığıyla hareket ettiğini görüyoruz.
Bizler “Çanakkale geçilmez” cümlesini dünyanın hafızasına kazımış bir milletiz.
Bugün de bir başka ülkenin varlık yokluk mücadelesinde Hürmüz Boğazı üzerinden karşılıklı restleşmeyi görüyoruz.
Yüz yıl önce aynı, hatta daha fazla güce sahip emperyalistler çok daha şiddetli bir şekilde üzerimize gelmişti.
Şimdi aynı emperyalistler bir başka boğaz üzerinden bir başka Müslüman ülkeye saldırı gerçekleştiriyor.
Hem de Ramazan ayında.
Hem de Ramazan Bayramı’nda.
Peki neden?
ABD, İran’dan talepleri gerçekleşmedi diye mi bu saldırıları yapıyor?
Yoksa İsrail’in peşine mi takılıyor?
Aslına bakarsanız cevabı ABD Ulusal Terörle Mücadele Şefi “kandırıldık” diyerek istifası sonrası açıkladı.
“Siyonistler algı operasyonu ile bizi savaşa soktu.” dedi.
İran’a yönelik saldırıların anlamsız ve gereksiz olduğunu ifade etti.
Pentagon’un medyaya yansıyan 200 milyar dolarlık ek bütçe talebi ABD içinde tartışmaları büyüttü.
ABD’nin yıllık savunma bütçesinin 1 trilyon dolar olduğu düşünüldüğünde bu talep ciddi bir yük anlamına geliyor.
ABD tarafında bunlar olurken İsrail medyası savaşın süresine dair haberlerle Pentagon’u etkilemeye çalışıyor.
Beyaz Saray koridorlarında yüksek sesle tartışılan bir konu var.
“Trump Netanyahu’nun oyuncağı oldu.”
Bu tartışma ABD medyasında giderek daha fazla yer buluyor.
Kasım ayında yapılacak seçimler yaklaştıkça bu tartışmanın daha da alevleneceği ortada.
Saldırılar; Siyonizmin Mezopotamya coğrafyası için nasıl bir tehlike oluşturduğunu ortaya koydu.
Meselenin
+ jeopolitik,
+ teopolitik,
+hidropolitik ve
+reelpolitik açıdan değerlendirilmesi gerekiyor.
İran savaştan önce Bandar Abbas’tan Hazar Denizi’ne uzanacak kanal projesini gündeme getirmişti.
Aynı süreçte İsrail’in Kızıldeniz’i Akdeniz’e bağlayacak Ben-Gurion Kanalı projesini hızlandırmaya çalıştığı konuşuluyor.
Suudi Arabistan ve Arap medyasında ise yeni bir proje tartışılıyor.
“Basra Arap Kanalı”.
Basra Körfezi’ni okyanusa bağlayacak bir hat.
Katardan başlayıp Suudi Arabistan topraklarından Umman’a uzanacak bir su yolu...
Amaç açık.
Hürmüz Boğazı’nı etkisiz hale getirmek.
Dünyadaki petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin Hürmüz Boğazı’ndan geçtiği düşünüldüğünde bu hamlelerin ne anlama geldiği daha net görülür.
Bu kanal projeleri demek yeni sınırlar demek.
Yeni ülkeler demek.
Belki de yeni savaşlar demek.
Bölge ülkelerini bypass ederek özellikle Türkiye’yi dışlayarak atılacak her adım dünyayı daha büyük bir kaosa sürükler.
Bu gerçeğin artık görülmesi gerekiyor.
Türkiye’nin bölgedeki etkinliğinin farkına varılması gerekiyor.
En başta da Türkiye’de yaşayanların.
Ve unutmayalım, bu coğrafyada boğazlara hükmeden sadece suyu değil tarihi de yönlendirir.
M. Mustafa Yıldız / Haber7
Yorumlar1