CHP’de yeni kriz: Liderlik!
- GİRİŞ12.06.2026 09:11
- GÜNCELLEME12.06.2026 09:11
Bu hafta yaşananlar, siyaset tarihimize bir kaos haftası olarak geçti.
CHP’deki liderlik krizi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tanımlamasıyla bir “salon kapma, koltuk kapma” yarışına dönüştü.
Mahkemenin verdiği “mutlak butlan” kararıyla birlikte CHP'nin 2023 kurultayının iptal edilmesi ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun göreve iade edilmesi yeni bir sürecin kapısını araladı.
Ancak bu durum Türkiye’nin en eski partisi olan bir yapının başsız kalması ya da çift başlı hale gelmesi olarak algılandı.
TBMM önünde karşıt iki grup birbirini hainlikle itham ederken yer yer boğaz boğaza geldiler.
CHP gibi eski yapılarda lidersizlik bir krizdir, problemdir.
Bu problemi belki şu günlerde kamuoyu iki figür (Kemal Kılıçdaroğlu, Özgür Özel) üzerinden okusa da önümüzdeki süreçte başka figürlerin de potaya girmesi olası görünüyor.
Örneğin; iptal edilen kurultaydan önceki kurultay olan ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkan seçildiği olaylı 37. Kurultay’da tuvalet önüne oturtulan Muharrem İnce hemen görünür hale geldi ve uzunca bir açıklama yayınladı.
Yeni bir parti kurmanın güçlüklerine değinen İnce CHP’ye olan bağlılığını dile getirdi.
Şimdi diyeceksiniz ki “hiçbir yeni aday yok!”
Ben de derim ki rüzgar henüz sertleşmedi.
Eğer liderlik krizi bu şekilde devam ederse CHP kadroları içinde yen bir dalgalanma ve yeni lider adaylarının ortaya çıkması uzak bir ihtimal olmaz.
Nitekim Özgür Özel ismi de böyle bir rüzgar ile Genel Başkanlık potasına girmişti.
Meselenin bir boyutu da Cumhurbaşkanlığı seçimleri
Dış basından bizlere ulaşan bazı yabancı gazeteciler “mevcut siyasi ortamda Erdoğan’ın karşısına kimin çıkabileceğini” sordular.
Buradan yanıtlayalım.
Bir kere henüz seçimlerin zamanı ya da adaylar konusunda Türkiye'de herhangi bir netleşmiş tablo bulunmuyor.
Bu noktada mahkeme kararının siyasallaştırılmaması, yargı bağımsızlığı açısından önem arz etmekte.
CHP açısından her ne kadar tablo sıkıntılı gibi görünse de sürecin selameti açısından sonunda tarafların uzlaşabilecekleri düşünülebilir.
Ancak unutulmamalıdır ki henüz ne Cumhurbaşkanlığı seçimi ne de genel seçimler Türkiye'nin şu anda gündeminde olan konular değil.
Hatta şu kadarını da söyleyebiliriz ki Türkiye seçim atmosferine girmeden önce; ekonomi, uluslararası ilişkiler, mevcut çatışma ortamları, Gazze'de yaşanan katliam ve bölgemizdeki güvenlik meseleleri gibi önemli stres noktalarında sorunları çözmede irade göstermelidir.
Türkiye'nin önünde konuşulması gereken çok daha önemli başlıklar bulunmakta.
İşte bu yüzden kişilerden bağımsız olarak Türkiye'de seçim atmosferine girildikten sonra siyasi konuların konuşulması daha doğru olacaktır.
Bugün tartışılması gereken mesele seçim değil, CHP içerisinde yaşanan liderlik krizinin hukuk ve siyaset zemininde nasıl çözüleceğidir.
Yorumlar2