İsrail ava giderken nasıl avlandı?

  • GİRİŞ21.08.2026 09:17
  • GÜNCELLEME21.08.2026 09:17

Sabaha karşı saat 03.00 sıralarında İsrail’in Suriye’deki Ebu Duhur Havalimanı’na yönelik hava saldırısı düzenlediği haberi geldi.

İlk değerlendirmelerde burası “kullanılmayan, atıl durumdaki bir havalimanı” olarak verildi.

Fakat gazetecilik açısından asıl sorulması gereken soru şu:

İsrail, gerçekten kullanılmayan boş bir havalimanını neden bombaladı?

Kendi hain emellerince daha önemli cepheler varken neden Suriye’deki kullanılmayan bir havalimanını hedef aldı?

Bir süredir İsrail ile Suriye’deki Türk askeri varlığı nedeniyle artık sınır komşusu olduğumuzu ifade ediyoruz.

Hatta “burun buruna gelmek” daha doğru bir ifade.

Çünkü İsrail daha önce de Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlıklarına yakın bölgelerde kışkırtıcı adımlar attı.

Ancak son saldırı, şimdiye kadarki en cüretkâr olanı...

Üstelik bunu yalnızca biz söylemiyoruz.

ABD Büyükelçisi Barrack’ın açıklamalarında da Türkiye’nin bu saldırıya karşılık verebileceğine yönelik ifadeler yer aldı.

Peki Ebu Duhur neden önemli?

Birincisi, Türkiye sınırına yaklaşık 50-52 kilometre mesafede.

İkincisi, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bölgedeki gözlem noktalarından birine yaklaşık 27 kilometre uzaklıkta.

Bu, küçümsenecek bir mesafe değil.

Üçüncüsü ise daha önemli.

Saldırıdan birkaç gün önce Türkiye’den bazı yetkililerin Ebu Duhur Havalimanı’na giderek buranın yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda incelemelerde bulunduğu ifade ediliyor.

Asfaltın, kulenin ve diğer unsurların yeniden kullanılabilir hale getirilmesi için neler yapılabileceğine bakılmış.

Dolayısıyla İsrail’in saldırısı, yalnızca Suriye’ye değil, direkt Türkiye’ye bir mesajdı.

Zamanlama da dikkat çekici

Saldırıdan birkaç saat önce Cumhurbaşkanı Erdoğan önemli telefon görüşmeleri gerçekleştirdi.

Saat 20.00 civarında ABD Başkanı Donald Trump ile, yaklaşık bir saat önce de İngiltere Başbakanı ile görüştü.

Sonrasında gece saat 03.00 civarında saldırı gerçekleşti.

Bunun bir provokasyon ve ABD başta olmak üzere herkese bir meydan okuma olduğu ortada.

Fakat bir başka gerçek daha var:

Son dönemde İsrail ve ABD’deki bazı Siyonist yayın organlarında Trump’a yönelik eleştiriler arttı.

Trump’ın Netanyahu’ya yeterli desteği vermediği yönünde yazılar yayımlanıyor.

Netanyahu’nun önümüzdeki seçimlerde zorlanacağı da ortada.

Böyle bir ortamda Türkiye karşıtlığının seçim propagandasının bir parçası haline getirilmesi şaşırtıcı değil.

Ancak burada bir hesap hatası olabilir.

"Korku propagandasının" amacı seçmeni korkutup kendi tarafınıza çekmektir.

Fakat gerilimi aşırı  yükseltirseniz herkes sizin haksız olduğunuzu düşünmeye başlar, propaganda ters teper.

Suriye saldırısının Netanyahu açısından böyle bir sonuç doğurma ihtimali yüksek.

Bölgeden gelen tepki de önemli

İsrail uzun süredir Gazze’de, Lübnan’da ve İran’da saldırılar gerçekleştiriyor.

Bu saldırılara karşı uluslararası alanda yeterli tepki gösterilmedi.

Fakat Suriye’deki son saldırının ardından tablo farklıydı.

Suudi Arabistan saldırıyı sert biçimde kınadı. Ardından Ürdün, Katar ve Kuveyt’ten de tepkiler geldi.

ABD tarafından gelen açıklamalar da İsrail’i destekleyen bir mahiyette değildi.

Bütün bunlar önemli.

Çünkü İsrail’in hesapladığı tablo ile ortaya çıkan aynı değil.

İsrail önümüzdeki günlerde geri adım da atabilir.

Fakat birkaç adım geri atması, ana planından vazgeçtiği anlamına gelmez.

Buna dikkat etmek gerekir.


Bazılarının; Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığından duyduğu rahatsızlık söylemine katılmıyorum.

Türkiye’nin Suriye’deki varlığı neden sorun olsun?

ABD, İngiltere ve Fransa dünyanın farklı bölgelerinde kendi güvenlikleri için askeri üsler kurarken Türkiye’nin Suriye’de, Irak’ta, Katar’da, Somali’de veya Libya’da askeri varlık bulundurması neden sorun olarak görülüyor?

İsrail’in, Türkiye’nin Suriye’deki askeri varlığından rahatsız olması bana göre bir safsatadan ibaret.

Üstelik Suriye hükümeti Türkiye’yi davet ediyor. Türkiye de bu davet çerçevesinde bölgede bulunuyor.

Suriye bugün yeniden toparlanmaya çalışan, askeri kapasitesi oldukça sınırlı bir ülke.

Böyle bir ortamda Türkiye’nin bölgede bulunması aynı zamanda güvenliğin sağlanması açısından önem taşıyor.

Kaldı ki 1998 tarihli Adana Mutabakatı da Türkiye’nin terörle mücadele konusunda Suriye topraklarında gerekli gördüğü hallerde sıcak takip yapabilmesine ilişkin bir zemin oluşturmuştu.

Türkiye’yi görmezden gelmeye çalışanlar, Türkiye’ye karşı hamle yapanlar hep kaybetti.

Türkiye ile beraber hareket edenler ise kazandı, kazanıyor.

Bugün bölgede değişen dengeleri de bu gerçek üzerinden okumak gerekiyor.

Artık mesele yalnızca İsrail’in ne yaptığı değil.

Bölge ülkelerinin buna nasıl karşılık verdiğine de bakmak gerekiyor.

Suriye’deki son saldırının ardından ortaya çıkan tablo, bölgedeki dengelerin değiştiğini gösteriyor.

M. Mustafa Yıldız / Haber7

Yorumlar2

  • VATAN 58 dakika önce Şikayet Et
    Devlet olabildiğince çok akıllı adımlar atıyor. Anca güçlü bir TR orta doğuda huzur sağlar
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • kadir 1 saat önce Şikayet Et
    eğer Türkiye israilin bu hamlesine sert ve stratejik bir karşılık vermez ise Suriye, Türkiye'ye güvenmeyecektir. israil dahada pervasızlaşacaktır. israilin direkt Türkiye'ye mesaj verdim demesi çok önemli bir meydan okumadır. ya bunun altında kalıp bize güvenenleri ortada bırakacağız yada güçlü bir devlet hamlesi yapıp bize güvenenlerin daha fazla bizimle olmasını sağlayacağız...
    Cevapla Toplam 3 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat