“Teröristan” rüyası nasıl kâbusa döndü?

  • GİRİŞ27.08.2026 09:05
  • GÜNCELLEME27.08.2026 09:05

Netanyahu yatağında huzurlu bir şekilde yatıyor.

Atlas yorganını üzerine çekmiş. Yüzündeki pis gülümsemeyle rüyaya dalmış.

Rüyasında Türkiye’nin dibinde kurulan “TERÖRİSTAN” İsrail’in çıkarları için canla başla çalışıyor.

Olan biteni bulutların üstünden mutlu bir şekilde izlerken birden…

Altındaki platform çöküveriyor, Netanyahu uykudaki o çarpıntı yapan korkutucu düşme hissiyle aniden uyanıyor…

Nefes nefese… Kan ter içinde…

YPG kendini feshetti.

ABD elçisi “tarihi ve destansı” olarak niteledi.

Bugün bunları demek kolay.

Oysa 11 yıl önce hiç de kolay değlidi.

Biraz hafızamızı tazeleyip 2015 yılına dönelim.

+Türkiye terör saldırılarıyla,

+DEAŞ tehdidiyle ve

+Suriye’de yaşanan büyük kaosla karşı karşıyaydı.

+15 Temmuz darbe ihanetine giden yolun taşları döşenmekteydi.

Tam da o dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Türkiye’nin güneyinde bir terör devleti kurulmasına bedeli ne olursa olsun izin vermeyeceğini” açıkça ilan etti.

O gün bu sözün ne kadar büyük bir siyasi ve stratejik anlam taşıdığı yeterince anlaşılmadı.

Birileri saflarını belli etmişti. Lütfen hatırlayın “Sınırımızda DEAŞ olacağına YPG olsun” diyebiliyorlardı.

Bu dikenli dil yıllar sonra İsrail’in YPG’ye “devlet kurun ilk biz tanıyalım!” teklifiyle aynı amaca hizmet edecekti. 

Ama ülkemizde bu söylemin hiçbir siyasal ya da hukuki karşılığı olmadı.

Tartışılmadı bile!

Bugün eğer o anlayış hâkim olsaydı, nasıl bir Türkiye, nasıl bir Suriye ve nasıl bir bölge ortaya çıkacaktı?

Ben hayal etmek dahi istemiyorum.

Aradan yıllar geçti.

YPG kendisini feshettiğini, silahlarını teslim edeceğini ve Suriye ordusuna entegre olacağını açıkladı.

Yine haklı çıkan ve millete verdiği sözü tutan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Ahlat ve Malazgirt’te verdiği mesajları da bu çerçevede okumak gerekiyor.

“Kan tüccarları, terörden nemalananlar ve soykırımcılar kaybedecek; kazanan ise insanlık olacak!”

Bu sözleri hamasi bir siyasi slogan olarak görmemek gerekir.

2015’te “Türkiye’nin güneyinde terör devleti kurulmasına izin vermeyeceğiz” diyen iradenin bugün de aynı stratejik hedef doğrultusunda hareket ettiğini gösteriyor.

Fakat hikâyenin bir başka boyutu daha var.

Netanyahu yaklaşan seçimler öncesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türkiye’yi seçim propagandasının merkezine yerleştiriyor.

Suriye’deki saldırıların ardından açıkça hedef gösterilen Ankara, Netanyahu’nun aradığı gerilim ortamına asla girmedi.

Çünkü Türkiye’den gelecek sert bir karşılık, İsrail’deki seçim kampanyasına malzeme yapılabilirdi.

Türkiye’nin 2015’te ortaya koyduğu irade, bugün yalnızca YPG’nin feshedilmesiyle değil, Suriye’nin yeniden bütünleşmesi ihtimaliyle birlikte yeni bir aşamaya geçti.

Şimdi yapılması gereken, bu sürecin sabote edilmesine izin vermemek.

Çünkü mesele yalnızca terörsüz Türkiye değil; terörsüz bir bölge ve bütünleşmiş, istikrarlı bir Suriye hedefidir.

Sonraki adımlar ise terörsüz Avrupa, terörsüz ABD olmalıdır.

Yorumlar2

  • Kaan 53 dakika önce Şikayet Et
    Ellerinize sağlık
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Haydar DÖNMEZ 1 saat önce Şikayet Et
    Elinize yüreğinize sağlık, çok doğru bir analiz tartışmasız tespitler.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat