Siyonist Cahilye

.

  • GİRİŞ18.11.2023 12:48
  • GÜNCELLEME20.11.2023 09:06

İsrail’in Filistin işgalleri ve soykırımı dünyanın gözü önünde devam ediyor.

İsrail’in Siyonist rejimini Batı siyasal kültüründeki ‘faşizm eleştirisi’ üzerinden değerlendirmek hiçbir şey söylememiş olmaktır.

Benjamin Netanyahu’nun Hitler olduğunu söylemek bile hem İsrail siyasal kültürü hem de Batı merkezli siyasal kültür bakımından olağan bir olay, sıradan bir bakış açısı ve etkisiz bir söylemdir.

Filistin İsrail savaşları da göstermiştir ki Siyonizm, güce dayalı ahlak ve hukuk dışı bir siyasettir.

İslami kavramla ifade edilecek olursa, İsrail’in resmi ideolojisi olan Siyonizm, kısaca olağanlaştırılmış barbarlık anlamında cahiliyedir.

İSRAİL DEMOKRASİSİ SORGULANIYOR

Avrupa merkezli siyasal anlayış ve söyleme göre İsrail, Orta Doğu ülkeleri arasında sözde demokratik nitelikleri ile öne çıkarken; son zamandaki gelişmelerle bahse konu demokratik yapısı sorgulanmaktadır. Filistin’e yönelik ayrımcı ve şiddete dayanan tutumunun yanında yargı üzerinde hükümetin planları, tartışmaların farklı bir boyuta taşınmasına neden olmuştur.

İsrail tarihinin en aşırı sağcı hükümetinin başı olan Netanyahu’nun icraatları halkı sokağa dökmüştü.

İsrail genelinde protesto gösterileri düzenlenmekteydi.

İsrail Filistin’e düzenlediği operasyonların yanında iç siyasi çalkantılarla da boğuşmaktaydı.

İsrail demokrasisinin tehdit altında olduğuna dair tezleri ile protesto gösterisi düzenleyen muhalefetin sesi her geçen gün yükselmekteydi.

Batı Şeria’da yasal olmayan konutların yasallaştırılarak yerleşim statüsü verilmesi söz konusudur.

Hükümet ileride yapacaklarının teminatı ya da göstergesi olarak Yahudilerin İsrail toprağında diğer bir ifadeyle Batı Şeria ve Kudüs gibi topraklar üzerinde devredilemez ve münhasıran hakları olduğunu açıklamıştır.

Ayrıca İsrail’de Filistin bayrağının sallanması da yasaktır. Buna göre İsrail’de kamuoyuna açık yerlerde Filistin bayrağı çıkarılamamaktır.

İsrail ve Filistin tarafları müzakere masasına oturmaya uzak bir konumdadır.

Netanyahu’nun aşırı sağcı ortakları; başkenti Doğu Kudüs olan Batı Şeria ve Gazze’de bağımsız bir Filistin devletinin kurulmasını içeren BM Güvenlik Konseyi kararlarına dayanan çözümü ve çözüme dair uluslararası teamülü, konsensüsü reddetmektedir.

Bunun dışında Batı Şeria’ya yönelik uluslararası hukuka, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına, dolayısıyla uluslararası teamüle aykırı talepleri de mevcuttur. Örneğin koalisyonun parçası olan Dini Siyonizm Partisi, İsrail’in Batı Şeria’yı ilhak etmesini istemektedir. Hükümet aynı zamanda Yahudilerin yeni konut bölgelerini yasallaştıracağını, yeni Yahudi yerleşimlerinin inşasının devam edeceğini açıklamıştır.

İsrail’e dair bu tablo hem İsrail’in hem de Netanyahu hükümetinin demokratiklik ve devletin meşruiyeti niteliklerinin sorgulanmasına neden olmaktadır.

İSRAİL CAHİLİYESİ

İsrail’de hayatın durduğu ve anlam dünyalarının yıkıldığı barbarlık vasatında demokrasisinin hiç bir iddiası kalmaz;  siyasal alanın kapılarının güya herkese sonuna kadar açık olduğuna dair –muhalefet çemberini de yörüngesine alan– bir yanılsamaya dikkat çekmek isterim.

İsrail’de demokratik kurumların tıkır tıkır işlediği, siyasal ilişkilerin aydınlık, temiz ve düzeyli bir şekilde yürüdüğü bir dünya yoktur, aksine toplum –ve doğal olarak tek tek bireyler de– tepeden tırnağa yıkılmış vaziyettedir.

İsrail’de Müslümanlık yok edilirken insanlık da yok edilmektedir.  

İsrail’de geleceği nasıl kuracağız sorusuna cevap teşkil eden görüşlerin, anlayışların rekabeti üzerinde akan siyasal kanaatler arası bir yarış yok, hatta pek öyle güçlü fikirler de yok, belki sadece geleceği tahayyül etmeye başlayabilmek için ciddi bir onarıma ihtiyaçları olduğu konusunda herkes hemfikir.

Geleceğin siyasal ufuktan çekilmesi, içinden çıkılamayan bir şimdiki zaman ve daha da kahreden bir olgu olarak fikir kaybı. İnsanın “yargı yetisi”ni, düşünme melekesini yitirdiğinde dünyanın çölleşmesi demek olan cahiliyeye tam teslimiyet..

Çölleşmiş bir dünyanın başlıca tehlikesiyse kişinin giderek kendini “çölün sakini” addetmesi, çölü evi sanması, üstelik “kum fırtınaları”na, yani totaliter dalgalanmalara karşı körleşmesidir. İşte cahiliye budur. İsrail cahiliyesinin de böyle bir çölleşme olduğu anlaşılıyor.

Siyonist olmayan İsraillinin hüznünün ve öfkesinin gerisinde bu çöl imgesinin yankılandığına şüphe yok: siyasal kanaatler arası bir “rekabet”, çekişme, tartışma yahut polemik yoksunluğu ve genel bir durum olarak “güçlü fikir” açığı…

Cılız, çelimsiz, sessiz fikirlerin, çamur halini almış duygu döküntülerinin sürüsüne bereket akışı, bayatlamış söz parçalarının sonsuzca yinelenmesi ve bunun adının da politika olması..

Bu genel körleşme, en iyi ihtimalle astigmat zamanlarında berraklık ihtiyacına, kavram ve fikirlerde açıklık talebine yönelik eleştirel seslerin ve sözlerin gürültüye gitmesi de bir bakıma eşyanın tabiatı gereğidir.

Orta Doğu’daki diğer devletlerle kıyaslandığında sözde demokratik özellikleri öne çıkan fakat aynı zamanda demokratik olmayan hukuk dışı pratiklere de sahip olan İsrail’de Filistin’le barış taraftarı olan ve demokrasiyi savunan kesim, dünyanın gözleri önünde ezilmektedir.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat