Çağdaş İnanç Sorunları: 6.Nihilizm (Hiçlik)

  • GİRİŞ29.01.2026 08:48
  • GÜNCELLEME29.01.2026 08:48

Türkçe hiççilik olarak karşılanabilecek olan nihilizm, varlık anlamında hiçbir şeye işaret etmeyip varolmama durumunu niteleyen Latince "nihil" (hiç) kavramından gelmektedir. Nihilizm; hayatı ve evreni kötümser ve karamsar bir bakış açısıyla değerlendiren, hayatın anlamını boşluk, hiçlik, anlamsızlık gibi kavramlara indirgeyen ve bu olumsuz bakış açısının etkisiyle varlık, bilgi ve değer başlıklarında olumsuz yaklaşımları öne çı­karan bir anlayıştır.

Nihilizm; anlam, değerler, inançlar, ahlak, siyaset, düzen vb. kavramları yerinden eden ve tüm bunları geçersiz kılmaya çalışan felsefi, sosyal, siyasi, ahlaki tutumları ifade eden yönelişe denir.

Hakikatin/özün reddiyesi olarak nihilizm, her türlü otoritenin, soyutlamanın, yargı ifadelerinin, gerçeklik söylemlerinin ve tüm ayrımların şiddetle yadsınması gerektiğini savunan akımdır.

Nihilist kavramı sadece bir tutumu ifade etmez. Felsefi yönden hiçbir gerçek kabul etmeyen, sosyal yönden var olan toplum düzenini benimsemeyen, siyasi yönden her türlü otoriteyi reddeden, ahlaki yönden hiçbir ahlaki değer tanımayan kişiler için kulla­nılır. “Nihilizm, Tanrı’nın varlığını, ruhun ölümsüzlüğünü, iradenin özerkliğini, aklın otoritesini, değerlerin nesnelliğini, bilginin imkânını, tarihin mutlu sonunu yadsıma türünden bir reddedişe ek olarak, umutsuzluk ve düş kırıklığı duygusunu da ihtiva eder.” (Ahmet Cevizci, Paradigma Felsefe Sözlüğü, s. 1162. )

Nihilizm düşünce tarihinde Yunanlı filozof Gorgias’ın (ö. MÖ 375); hiçbir şey yoktur, bir şey varsa bile bilinemez, bilinse bile başkalarına aktarılamaz şeklindeki çıkarımına kadar geri götürülebilir.

19. yüzyılda Rusya’da genellikle genç entelektüeller arasında taraftar bulmasına rağmen özellikle etik ve metafizik bağlamda nihilizm akımının en önemli teorisyeni F. Nietzsche’dir (ö. 1900). Düşünüre göre dünyaya ilişkin ahlaki yorum, aklın kategorilerine duyulan inanç ortadan kaybolmuş ve Tanrı ölmüştür. Doğal olarak her türlü hakikat tekelciliğinin ve ahlakın temeli de ortadan kalmıştır.

Metafizikte Nihilizm: Ateizmi de içerecek şekilde Tanrı inancının çöküşünün bir so­nucu olarak evrenin anlamsız ve amaçsız olduğu, hayatın ve insanın değeri ya da anlamı olmadığı, kendisi için yaşanmaya değer hiçbir şeyin bulunma­dığı anlayışı. Metafizikte nihilizm, bir yönüyle Tanrı tanımazlık ile özdeşleşmektedir, bir diğer yönüyle Tanrı inancının çöküşü ile ortaya çıkan anlamsızlık veinsan yaşamının bir değeri olmadığı duygusunu ifade etmektedir. Nihilizm açısından varlık; amaç, birlik, gaye, gerçeklik gibi kavramlartarafından yorumlanabilir değildir. Bunun farkındalığı oluştuğu zaman değersizlik hissi bıçak gibi saplanır. Çünkü bunların hepsi kabullerdir veyabizim tarafımızdan eklenen şeylerdir, anlam fazlalıklarıdır ve bunlar çekilince de dünyanın anlam içermediği görünecektir. Bu durumda yapılmasıgereken yabancı bir dünyaya düşme tehlikesine rağmen ısrarla yürümektir. Tedavi etmek veya edilmek yozlaşmaktır. Şikâyet ettiğimiz bir şeylervarsa onun ortadan kalkmasına katkı sunmak gereklilik, onu koruma ve yaşatma arzusu hastalıktır.

Epistemolojide Nihilizm: Gerçek ve nesnel bir doğru olamayacağı, her türlü bilginin değersiz, göreli ve anlamsız olduğu anlayışı. Bilgide gerçek ve nesnel bir doğru olamayacağını, bilenebilir olan hiçbir şeyin mevcut bulunmadığını, doğru bilgi diye bir şeyinsavunulamayacağını, doğru ve nesnel bilginin sadece bir yanılsamadan ibaret olduğunu savunan görüştür.

Ahlakta Nihilizm: Her türlü genel ilke ve değeri sorgulayan, değerlerin anlamsız ve akıl dışı olduğunu savunan, değerleri kabul etmemenin yanında inanılmayan değerlerin tümden yıkılması gerektiğini de ileri süren anlayış. Ahlakta, herhangi bir norm veya değer ölçüsünün akli zeminde haklı kılınamayacağını ve felsefi olarak gerekçelendirilemeyeceğini savunan bir akım olarak nihilizm; değerlerin toplumsal koşullanmadan başka bir şey olmadığını iddia eden bir öğretidir. Evrensel ahlak yasalarının olamayacağı gibi doğru eylem olarak ifade edilebilecek herhangi bir ölçüt de söz konusu değildir.

Siyasette Nihilizm: Mevcut politik kurumların ortadan kaldırılması gerektiğini, hiç­birinin değerli olmadığını, tüm toplumsal düzenlerin kötü olduğunu ve yıkıl­ması gerektiğini savunan anlayış. Politikada otoritenin zorbalığı ve her türlü örgütsel yapının tahakküm olduğunu ifade eden, egemen birey ve doğal olan haricinde her türlüsınırlamanın olmaması gerektiğini söyleyen akım olarak karşımıza çıkar.

Esasen Nihilizm, Hristiyanlıktaki yanlış tanrı inancına bir tepki olarak ortaya çıkan bir felsefi anlayıştır. Temelleri Schopenhauer (ö. 1860) tarafından atılan nihilizmin, felsefe tarihindeki en önemli temsilcisi Nietzsche’dir. (ö. 1900). Onun özellikle metafizik ve ahlak alanındaki değerlendirmeleri nihilizmin zirve noktası olarak kabul edilmektedir.

İSLAMIN NİHİLİZME BAKIŞI

Karamsar dünya görüşüne dayanan bu felsefede anlamsızlık, saçmalık, kötümserlik, umutsuzluk hâkimdir. Nihilizm; varlığı, hayatı, insanı tek taraflı değerlendiren, kötülüklere odaklanarak bunalımlı bir ruh yapısıyla hep kötülükleri göz önünde tutan yanlış bir bakış açısıdır.

İslam inancına göre gökler, yer ve ikisi arasındakiler boş yere ve iş olsun diye yaratılmamıştır. Hepsinin yaratılışında ve özellikle insanın en güzel bir şekilde yaratılıp muhatap alınmasında çok büyük hikmetler ve derin anlamlar vardır.

“Göklerin ve yerin yaratılışında, gece ile gündüzün birbiri ardınca gelip gidişinde aklıselîm sahipleri için gerçekten açık ibretler vardır. Onlar, ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah’ı anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru!” (Âl-i İmrân Suresi, ayetler. 190-191).

“Biz gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık.” (Duhân Suresi; Ayet;38)

“Biz gökleri, yeri ve bunlar arasındakileri oyun olsun diye yaratmadık” (Enbiyâ Suresi, Ayet: 16).

Optimizm: İyimserlik demektir. İyinin ve iyiliğin bir bütün olarak ve uzun vadede kötüye ve kötülüğe baskın çıktığı ya da çıkacağı görüşü. Var olan her şeyi en iyi, en olumlu, en umut verici perspektiften gör­me, değerlendirme tavrı. Bu anlayışa göre dünya mevcut hâliyle mümkün dünyaların en iyisi olarak kabul edilir. Dünyadaki kötüler ve kötülüklerin varlığı yadsınmaz ama pesimizmde olduğu gibi mevcut dünyanın çok kötü olduğu anlayışı da kabul edilmez.

Pesimizm: Kötümserlik, karamsarlık gibi anlamlara gelir. Genel olarak sadece kötüyü ve kötülüğü gö­ren, her şeyde kötülüğün baskın çıktığını savunan, var olan her şeyi acıma, üzüntü, umutsuzluk duygu­larıyla , anlamsızlık, saçmalık, acı ve ölüm düşünceleriyle değerlendiren bakış açısı. Dünyanın bir amaca göre düzenlenmediğini, saçmanın, anlamsızlığın, umutsuzluğun, acı ve ölümün yaşamın temel öğeleri olduğunu savunan düşünce tarzı.

Kâinatta aslolan kötülük değil iyilik, güzellik, ikram, ihsan, lütuf, rahmet ve inayettir. Bütün varlıkların var olmasında çok çeşitli gayeler gözetilmiş ve her şeyin bu gayelere göre nizam ve intizam içinde, uyumlu ve dengeli bir şekilde, yerli yerince, ince hesaplar çerçevesinde varlık sahnesinde yerini alması sağlanmıştır.

Nihilist bir yaklaşım kesinlikle bir Müslüman’ın kabul edip, benimseyeceği bir yaklaşım olamaz. Müslüman karamsar ve kötümser bir perspektife sahip olamaz. İman eden ve böylelikle imanın emniyet ve huzur iklimini solumaya başlayan mümin insan, doğası gereği ümidi, iyimserliği, güzellikleri, saadeti, aktif olmayı, hayırda yarışmayı, yeryüzünün imarını, insanların faydasına olacak şekilde çaba ve gayret içinde olmayı benimser ve hayatını bu doğrultuda yaşar. İman, çaba, gayret, hayır, güzellik gibi kavramlar yapısı itibariyle var olmaya, iyimserliğe, ümide, olumlu olmaya işaret eder. Küfür, anlamsızlık, boşluk, kötümserlik, ümitsizlik, gibi kavramlar ise tabiatı gereği imanın olduğu yerlere yaklaşamaz.

“Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Çünkü kâfirler topluluğundan başkası Allah’ın rahmetinden ümit kesmez” (Yusuf suresi; Ayet: 87).

İslam, Yüce Allah’ın bu evreni oyun ve eğlence olsun diye, yani anlamsız ve boş yere yaratmadığı bildirilmekte; aksine evren ve ondaki her şeyin yaratılışında hikmetli bir planın var olduğuna ve dolaylı olarak insanların bu hikmeti keşfetmeye çalışması gerektiğine işaret edilmekte; ardından da Allah’ı insanlara benzer bir varlık olarak düşünen putperestlere karşı, O’nun, beşerî özelliklerden olan oyun ve eğlenceyle uğraşma, boş ve anlamsız işler yapma gibi zaaflardan münezzeh olduğu vurgulanmaktadır.

Allah’ın yaratması da anlamlı ve hikmetlidir. Bu âlemin hikmetsiz, gayesiz, boş ve bâtıl olarak yaratılmış olduğunu ancak inkârcılar düşünür. “Göğü, yeri ve ikisi arasındakileri boş yere yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır. Cehennem ateşinden vay o inkârcıların başına gelecekler” (Sâd Suresi; Ayet: 27).

Onlara göre hayat sadece dünya hayatıdır, âhiret hayatı diye bir şey yoktur: “Bir de şöyle demektedirler: ‘Bu dünya hayatımızdan başka bir hayat yoktur. Ölürüz, yaşarız. Bizi öldüren ise zamandan başkası değildir.’ Halbuki onların bu konuda bir bilgileri yoktur, onlar sadece boş iddiada bulunuyorlar.. ”  (Câsiye Suresi; Ayet: 24).

 

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat