Günümüz İslam Dünyası: 1. Asya’daki Müslümanlar

  • GİRİŞ03.02.2026 09:01
  • GÜNCELLEME03.02.2026 09:01

"Girmeden bir millete tefrika düşman giremez

Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez"

Mehmet Akif Ersoy

Dünya nüfusunun yarısından fazlasına, 4,4 milyar nüfusuyla dünya nüfusunun % 60’ına sahip bir kıta olan Asya; tarih boyunca sadece ticarette değil; kültür, bilgi ve teknik alanlarında da önemli bir konuma sahip olmuştur.

Kuzey ve Güney Amerika’nın toplam yüzölçümlerinden daha büyük olan Asya’nın yüzölçümü Avrupa’nınkinden dört kat fazladır. Ana karanın tamamı kuzey yarı kürededir; sadece Endonezya adaları ekvatorun güneyinde yer alır. 

Asya kıtası kuzeyden Kuzey Buz denizi, doğudan Büyük Okyanus, güneyden Hint Okyanusu, batıdan ise kuzeyden güneye doğru Ural dağları, Emba nehri, Hazar denizi, Kura ve Ryon ırmakları, Karadeniz, Marmara denizi, Ege denizi, Akdeniz, Süveyş Kanalı ve Kızıldeniz ile sınırlıdır. Kıtanın doğu-batı uzunluğu 11.000 kilometreyi, kuzeyi ile güneyi arası 8500 kilometreyi ve kıyılarının uzunluğu da 70.000 kilometreyi bulur.

Günümüzde zengin enerji kaynak­larının yanı sıra yer altı ve üstü kaynakları ile Asya-Pasifik bölgesi son yıllarda ortaya koyduğu atılımlarıyla jeopolitik önemini daha da artırmıştır.

Dünya ekonomisinin %30’unu kapsayan Asya; siyasi, askerî ve eko­nomik alanlarda dünyadaki başat rolünü artırmaktadır.

Asya kıtası İslâmiyet, Hıristiyanlık ve Yahudilik gibi semavî dinlerin doğduğu ve Hinduizm, Budizm, Taoizm, Şintoizm, Konfüçyüsçülük gibi çok tanrılı dinlerin ortaya çıktığı yerdir. Bu sebeple gerek semavî dinler (özellikle İslâmiyet), gerekse çok tanrılı dinler eskiden olduğu gibi Asya kıtasındaki milletlerin sosyoekonomik, politik ve psikolojik durumları üzerinde etkilerini sürdürmektedirler.

ASADAKİ MÜSLÜMANLAR

Alan itibariyle yeryüzündeki karaların üçte birini oluşturan Asya, Müslüman nüfusun da en çok bu­lunduğu kıtadır. Bu bölge içinde en kalabalık Müslüman ülkeler, İslam’ın doğduğu Arap Yarımadası değil; Endonezya, Pakistan, Bangladeş, Türkiye ve İran’dır.

İslâm dini, Güneybatı Asya bölgesinde Batı’da Mısır sınırı ve Anadolu yarımadasından doğuda Hindistan sınırına kadar olan bölgede mutlak hâkim dindir. Bu sınırlar içerisinde bulunan ülke nüfuslarının % 90’dan fazlası müslümandır.

Müslümanlar sadece İsrail’de azınlık, Lübnan’da ise nüfusun % 60 kadarını teşkil etmektedirler.

Güneybatı Asya’da doğmuş diğer bir din olan Hıristiyanlık, Lübnan hariç bölgenin diğer ülkelerinde sadece dağınık küçük gruplar halinde bulunur. Yine bölgede doğmuş olan Yahudilik ise İsrail Devleti’yle dünyada tek bir devlete sahip olma özelliğini gösterir. Yahudiler de hıristiyanlar gibi bölgedeki İslâm ülkelerinde küçük cemaatler halinde yaşarlar.

Hint yarımadasına VIII. yüzyıldan itibaren giren İslâmiyet, özellikle Hint kast sisteminde alt tabakalarda bulunanlar tarafından benimsendi. XVI-XIX. yüzyıllar arasında Hint-Moğol Devleti’nin bölgede hâkimiyet kurmasıyla İslâmiyet Hint yarımadasında iyice etkinliğini gösterdi. XX. yüzyılda bu etkinlik yarımadada Hindular’la müslümanların arasında şiddetli çarpışmaların meydana gelmesine sebep oldu. Nihayet 1947’de müslümanların ayrılarak bir devlet kurmaları ile çatışma bir dereceye kadar önlenmiş oldu.

Dünyanın en kalabalık Müslüman azınlığını barındır­masıyla Hindistan dikkate alınması gereken bir diğer ülkedir. Başka bir söyleyişle dünyadaki Müslüman­ların neredeyse yarısı Endonezya, Pakistan, Bangladeş ve Hindistan’da yaşamaktadır.

Sovyet Rusya’nın dağılmasından sonra bağımsızlıklarını elde eden Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Ta­cikistan ve Kırgızistan nüfuslarının büyük bir kısmı Müslüman ülkelerdir (Masoud Kheirabadi, Religions of the World, s. 123-124; 141-144).

Güneydoğu Asya’da İslâmiyet ise Arap tüccarları vasıtasıyla XIV. yüzyılda yayılmaya başladı. Günümüzde Malezya ve Endonezya’nın bulunduğu adalar grubunda İslâmlaşma önce liman şehirlerinden başladı ve zamanla bütün adaları kapladı.

MÜSLÜMAN AZINLIKLAR

Doğu Asya’da; Çin, Japonya, Kore ve Tayvan’da, müslümanlar azınlık durumunda yaşamaktadırlar. Namı diğer Uzak Doğu’da büyük Müslüman topluluklarına ev sahipliği yapan Filipinler ve Tayland’a nispetle Japonya ve Kore gibi gelişmiş ülkelerde yaşayan Müslümanların durumu daha iyi sayılabilir (İ. Hakkı Göksoy, “Uzak Doğu”, Günümüz Dünyasında Müslüman Azınlıklar, s. 284).

Hindistan’da en büyük azınlık durumundaki Müslümanların durumu hiç iç açıcı değildir. Her bakım­dan pasifize edilmiş Müslümanlar etnik temizlikle karşı karşıyadır.  

Hindistan’da Müslümanların genel nüfusa oranı %11 iken kamu kurum ve kuruluşlarda sayıları en iyimser tahminle %3’ü geçmemektedir.

Can ve mal emniyetleri Hindu milliyetçileri tarafından hedef alınan Müslümanlar saldırılara maruz kalmaktadır.

Hintli Müslümanların kültür ve uygarlıklarını ortaya koydukları dilleri Urducaya hayat hakkı tanınmamak­ta; böylece dinî ve kültürel kimlikleri yok edilmek istenmektedir.

Yıllardır işgal altında bulunan Keşmir ise kanayan bir yara olarak vicdanları sızlatmaya devam etmektedir (3 Ahmed Asrar, “Hint Alt Kıtası”, Günümüz Dünyasında Müslüman Azınlıklar, s. 296-300).

Hindistan’dan sonra en büyük Müslüman azınlık Çin’de bulunmaktadır. Bu Müslüman topluluk hicri 1. yüzyıldan itibaren varlığını günümüze kadar kesintisiz sürdürmeyi başarmıştır.

Çin Devleti’nin sınırları içinde bulunmakla birlikte Türk-İslam dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Doğu Türkistan Müslümanları bugün başta inanç, ibadet hakkı olmak üzere en temel insan haklarından mahrum durumdadır (M. Rıza Bekin, “Doğu Türkistan”, Günümüz Dünyasında Müslüman Azınlıklar, s. 261-266).

En çok Müslüman nüfusa sahip Güneydoğu Asya’da İslam, askerî fetihlerle değil 12-13. yüzyıllarda Müslüman tüccar ve sufilerin barışçıl gayretleriyle yayılmıştır. Bugün Endonezya dünyanın en büyük Müs­lüman nüfusuna sahiptir.

Nüfusun çoğunluğunu Budistlerin oluşturduğu Myanmar’da ise durum biraz farklıdır. 1982’de çıkarılan bir yasa ile ataları 1824’ten önce bu bölgeye gelen Müslümanlar vatandaş ola­rak kabul edilmemektedir. Myanmar’da Müslümanlara karşı baskı, katliam, sürgün ve sınır dışı etmeler devam etmektedir. (Masoud Kheirabadi, Religions of the World, s. 123-124; 141-144).

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat