Ramazan İklimi
- GİRİŞ18.02.2026 09:33
- GÜNCELLEME18.02.2026 09:33
Manevi güzelliklerle dolu olan Ramazan Ayı müminler için bir rahmet ve mağfiret mevsimidir. Bu kıymetli zaman dilimini ibadet ve iyiliklerle değerlendiren mümin ebedi mutluluğun kapısını açar. Cehennemden kurtuluş beratını alarak zaman ve mekan cennetine doğru yol alır. Bir Hdiste “Ramazan Ayı gelince, cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulurlar” buyruluyor. Oruç sayesinde nefsine hakim olup şeytana uymadığı için de, şeytanın eli kolu bağlanmış ve etkisiz hale gelmiş olur. İnsanın yaşadığı her an, onun için sonsuzluğa açılan bir zaman parçası olmaya namzettir. İdrak ettiğimiz bu Ramazan-ı şerifin, bu anı, içinde saklamadığını kim bilebilir?
Allahu teala zamanı ve mekanı organize etmiştir. Yeryüzünün merkezi Kabe ne ise Ramazan Ayı’nın işlevi de odur. İslam’da zaman, yani aylar, ramazanı tavaf ettiğinden yılın denetimini mümkün kılar. Cumalar, ayın; beş vakit namaz da günün denetimini mümkün kılmaktadır. İbadetler, özellikle oruç, zamanı insanın emrine verir. İnsan, mekana aile, cemaat, ümmet ve devlet, zamana da ibadetler ve medeniyet sayesinde egemen olur; vaktine, gününe, ayına, yılına ve ömrüne Kuran-ı Kerimi dinletir..
Peygamber Efendimiz sallahu aleyhi vesellem Allahu Teâlâ’ya olan şükrünü ibadetleriyle göstermiştir. İbadet, insanın yaratılış amacı olduğu için günlük hayatının gece ve gündüz her anı, ibadet ile örülüydü. Ramazan’da ise ibadetlerini daha da artırırdı.
Ramazanı dolu dolu yaşamaya ruhen ve kalben niyet etmek gerekir.. Ramazanda niyetlerimizi sağlam tutmalıyız ki adetlerimiz ibadetlere dönüşsün. Ziyafetlerimiz, ziyaretlerimiz ibadet olsun. İnsan, Allah için yaptığı mubah olan işlerden, yani normalde sevabı da günahı da olmayan gündelik meşgalelerden bile sevap alabilir. Örneğin niyeti namaz kılmak olan bir müminin camiye giderken attığı her adım kendisi için sevaptır. Dolayısıyla Allah için almalı, Allah için vermeli, Allah için ikram etmeli, Allah için okumalı, Allah için kılmalı...Kısaca her şeyde Allah rızası gözetilmelidir. Mahşerde insanların pişmanlık duyacağı hususlardan birisi de niyetsiz yaşamak olacaktır. Bütün bir hayatı ibadete çevirmek mümkün iken bu fırsatı kaçırmak büyük bir zarardır. Ramazan orucuyla kılınan namaz bize niyet titizliği kazandırarak bütün fiilleri ibadete çevirmeyi mümkün kılmaktadır.
BİLGİYİ İMANLAŞTIRMAK
Bilgi başka, iman başka, bilgiyi imanlaştırmak ise bambaşkadır. Doğru bilgilere inanmamız gerekir. Çok bilmek, çok okumak kâmil bir iman için yeterli bir alt yapı değildir. Esas olan kişinin bildiklerine inanmasıdır. İnsan bilgisi ölçüsünde değil, inancı ölçüsünde amel yapar. İnsan bildiklerini değil, inandıklarını yaşar. Diğer bir ifadeyle kafasındakini değil, kalbindekini yapar. Bizler kafamızdaki dini bilgileri kalbimize indirebilirsek, ancak o zaman onları yaşayabiliriz. İşte bilginin imanlaşması bu demektir. Bu gün salt bilgiden ziyade kuvvetli imana ihtiyacımız vardır.
Şeytanların zincire vurulduğu Ramazan Ayı’nda her mümin sahip olduğu İslamî ve doğru bilgileri kalbine indirip onları hayata geçirmelidir. Ramazanlar bunun için önemli fırsatlardır.
“KUR’AN AYI”
Rahmet ve mağfiret ayı olan Ramazana “Kur’an ayı” da denilmektedir. Çünkü Allah’ın insanlığa son mesaj olarak gönderdiği Kur’an-ı Kerim Hz Peygamber sallahu aleyhi vesellemE bu ayda inmeye başlamıştır: “(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır...” (Bakara Suresi; Ayet: 185).
Vahiy Meleği Cebrail(a.s), her yıl Ramazan ayında Peygamber Efendimiz sallahu aleyhi vesellemle buluşur, karşılıklı olarak birbirlerine Kur’an okurlardı. Ramazanda camilerimizde ve evlerimizde okunan mukabele ve Kur’an hatimleri Cebrail ile Peygamberimiz arasında yapılan mukabele uygulamasının bir devamıdır.
GECEYİ İHYA
Özellikle sahur vaktine çok titizlik gösterir ve ümmetine de bu vaktin feyzi ile bereketinden istifade etmeyi tavsiye ederdi. Son on günde ise “itikâf” ile mescide ibadete çekilir; evrâd, ezkâr, Kur’ân okuma ile vakti değerlendirirdi. Ramazan vesilesiyle farz namazlardan sonra en kıymetli namazın “teheccüt namazı”, gece namazı olduğunu bildirmiştir. Gecei ihya eden, gündüzü ihya etmede zorlanmaz. Gece namazı Rasûlullah sallahu aleyhi veselleme vacipti. Ramazan bize sahuru, dolayısıyla teheccüd namazının önemini öğretmektedir. Sahura kalkıp da teheccüd namazını kılmamak büyyük bir fırsatı kaçırmak olur.
Ramazan geceleri Teravih Namazı ile ihya edilmelidir. Ramazan ayı, Allah’ın kullarına lütfettiği çok mübarek bir aydır. Fakat asıl olan bu kıymetli zaman dilimini gereği gibi ihya etmektir.
Gecenin ihyasından maksat; sadece teravih namazı kılmak değildir. Başka hayırlı ve güzel ameller de yapılmalıdır. Kur’an okumak, zikir ve tefekkürle meşgul olmak, Hz. Peygamberin hayatını okumak, ilimle meşgul olmak… Ramazan gecelerinde yapılması gereken işlerden olmalıdır.
Oruç tutan kişinin, Ramazan gecelerini, gündüzleri tuttuğu orucun sevabını yok edici davranışlardan uzak olarak geçirmesi de, ihya anlamı taşımaktadır. Bu itibarla insan, Ramazanda her bakımdan kendini hesaba çekmeli, kazandığı güzellikleri korumalı, işlediği günahlardan dolayı da tevbe etmelidir. Deyim yerinde ise yeniden doğmak için Ramazanı bir fırsat bilmelidir.
Ramazan günlerinin en önemli olayı Kadir Gecesi’dir. Kadir Gecesi, gecelerin en feyizlisi ve bereketlisidir. Bu gece çok şerefli ve müstesnâ bir gecedir. Kur'an-ı Kerim'de müstakil bir sûre ile şerefi yükseltilmiş, Kur’an’ın 97. sûresi olan “Kadir sûresi” buna tahsis edilmiştir: “Doğrusu biz Kur'an-ı Kadir gecesinde indirmişizdir. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu bilir misin? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır, melekler ve ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için inerler. O gece tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir.” ( Kadir, 97/1-5.) Kadir gecesi, Kur’an-ı Kerim’in inmeye başladığı bir gecedir. İşte Kur'an-ı Kerim gibi insanlık için bir hidayet rehberi olan kitabın, böyle bir gecede inmesi, ona müstesna bir şeref kazandırmıştır. Bin aydan hayırlı olan bu geceyi ihya etmek, insan için ne büyük bir mazhariyettir, ne büyük mutluluktur.
Senenin her gecesi Kadir gecesi olarak değerlendirilmelidir. O halde gecelerimizi özellikle Ramazan gecelerini iyi değerlendirmek gerekir. Her gün akşam ve yatsı namazını camide cemaatle kılan kişi, o geceyi ihya etmiş demektir. Kim bilir o gece belki de Kadir gecesidir. Sabah namazını camide kılmak da geceyi ihya etmek noktasında çok önemlidir.
Rasûlullah sallahu aleyhi vesellem Ramazan Ayı’nın son on günü girdiğinde; başka zamanlarda olmadığı kadar ibadetlerine ağırlık vermiş, geceyi ihya etmiş ve ailesini gece ibadeti için uyandırmıştı.
GÜNDÜZÜ İHYA
Ramazanda orucunun Allah katındaki değerini; salih amel, hayır ve hasenatını artırır, çevresini de buna teşvik ederdi.
Küçülen dünyamızda açlara yardıma koşmak, her olgun ve imkanı olan müminin temel görevlerinden biridir, iman olgunluğunun alametidir. Bu itibarla Hz.Peygamber sallahu aleyhi vesellemin buyurduğu, “Bir mahallede bir kişi aç kalırsa, o mahalle halkı Allah’ın korumasından çıkar” anlamındaki hadis, hiçbir zaman hatırdan çıkarılmamalıdır. İşte Ramazan, yardımlaşmanın dayanışmanın, yaraları sarmanın, ihtiyaç içerisinde olanların dertleri ile dertlenmenin zirveye çıktığı bir aydır. Yardımlaşma ve dayanışma da sosal bütünleşmeye yol açar.
Oruç, fakirlere karşı yardım duygusunu geliştirir. Ramazan Ayı boyunca aç ve susuz kalan insan, yüce Allah'ın ihsan ettiği sayısız nimetlerin kadrini bilir, O'na şükreder, açlığın ne demek olduğunu anlamak suretiyle de bunu devamlı tadan fakirlere yardım ellerini uzatır. Rasûlullah sallahu aleyhi vesellem sevabını Allah’tan bekleyerek Ramazan Ayı’nı ibadetle geçiren kimsenin geçmiş günahlarının bağışlanacağını haber vermiştir.
Suffe talebelerinden Vâsile bin Eska (r.a.) anlatıyor: “Ramazan ayında sahabîler bizi bölüşerek iftara davet ederlerdi. Ramazanın ilerleyen günlerinde bir akşam hiç kimse bizi iftara götürmedi. Ertesi gün aç karnına oruç tuttuk. İkinci akşam yine gelen olmadı. Açlıktan bitap düşünce Allah Rasûlü’ne giderek durumumuzu anlattık. Halimize çok üzülen Allah Resulü, tek tek bütün eşlerinin evine haber göndererek evde yiyecek bulunup bulunmadığını sordurdu. Eşleri yemin ederek yiyecek hiçbir şey bulunmadığını, hatta kendilerinin de bir lokma dahi yemediklerini söylediler. Allah Rasûlü mübarek ellerini açtı ve şöyle dua etti: ‘Allah’ım, Senin fazlından ve rahmetinden istiyoruz. Her şey Senin elindedir. Senden başkasının hiçbir şeye gücü yetmez!’ Rasûlullah’ın duası henüz bitmişti ki bir adam elinde kızarmış bir koyun ve ekmekle içeri girdi. Rasûlullah bizim önümüze koydu, biz de doyuncaya kadar yedik. Daha sonra Allah Resulü (s.a.v.) şöyle buyurdu: ‘Biz Allah’ın fazl ve rahmetinden istedik. Zira O, rahmetini katında bizim için saklamıştır.”
Peygamber Efendimiz sallahu aleyhi vesellem gece namazında daha dinç olabilmek için gündüz “kaylûle/öğle uykusu”ndan destek alınmasını tavsiye etmişti.
AKİF’İN RAMAZAN DUASI
İstiklal Marşı şairi, milli şair Mehmet Akif Ersoy, bir şiirinde, ramazan duası yapmıştır. 2026 yılı Ramazanı’na girerken; ramazanın anlam, önem ve faziletine dair birkaç noktaya değindikten sonra, yazıyı Akif’in bu şiiriyle bitireceğim:
Yâ Rab, şu muazzam ramazan hürmetine,
Kaldır aradan vahdete hâil ne ise;
Yâ Rab, şu asırlarca süren tefrikadan,
Artık ezilip düşmesin ümmet ye’se.
Mâdâm ki verdin bize bir rûh-i nevîn...
Yâ Rab, daha bir nefha-i te’yîd insin!
Mustafa Yürekli / Haber7
Yorumlar1