Barış ve insanlık cephesi

  • GİRİŞ20.04.2026 08:52
  • GÜNCELLEME20.04.2026 08:52

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Yarını Kurgulamak, Belirsizlikleri Yönetmek" temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu'nun açılışında bir konuşma yaptı.

Bugüne kadar Cumhurbaşkanlığı himayesinde beş Antalya Diplomasi Forumu (ADF) düzenlendi.  İlki 18-20 Haziran 2021’de “Yenilikçi Diplomasi: Yeni Dönem, Yeni Yaklaşımlar” temasıyla;  ikincisi 11-13 Mart 2022’de  "Diplomasiyi Yeniden Kurgulamak" temasıyla,  üçüncüsü 1-3 Mart 2024’te  "Krizler Döneminde Diplomasiyi Öne Çıkarmak" temasıyla, dördüncüsü de  11-13 Nisan 2025 tarihlerinde “Ayrışan Dünyada Diplomasiyi Sahiplenmek” temasıyla gerçekleştirilmişti.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde,  17 – 18 -19 Nisan  2026 tarihleri arasında, Antalya'nın Belek Turizm Merkezi'ndeki NEST Kongre ve Fuar Merkezi'nde, "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla düzenlenen beşinci  ADF, 150 ülke, 66 uluslararası kuruluştan 6 bin 400 katılımcıyı ağırladı. Katılımcılar arasında 23 devlet ve hükümet başkanı, 13 devlet ve hükümet başkan yardımcısı, meclis başkanları, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluşun üst düzey temsilcileri vardı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, programdan önce Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif ile bir süre sohbet etti. Açılış programına, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, Moldova Cumhurbaşkanı Maya Sandu,Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman Sırbistan Başbakanı Duro Macut, Pakistan Başbakanı Şerif, Gürcistan Başbakanı İrakli Kobakhidze, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Başkanı Neçirvan Barzani'nin de aralarında olduğu davetliler katıldı

KÜRESEL AKIL PLATFORMU

Bu yıl 5'incisini düzenledikleri Antalya Diplomasi Forumu'nun bölge başta olmak üzere tüm dünya için hayırlara vesile olmasını temenni ettiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşmasında "Ne kadar derin olursa olsun anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların, müzakerelerin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir." dedi

Erdoğan, Türkiye olarak Antalya Diplomasi Forumu'nu, diplomatik temas kavramının sınırları içine hapsetmediklerini dile getirerek, şöyle konuştu: "Bu organizasyonu dünyanın nereye doğru gittiği, insanlığın hangi değerler etrafında buluşabileceği, yeni etkileşim alanlarının neler olabileceği üzerine derinlikli istişarelerin yapıldığı bir akıl platformu olarak görüyoruz. Hepimiz şu gerçeğin çok net farkındayız; günümüzde diplomasi yalnızca sorunların, ihtilafların ve çıkarların müzakere edildiği bir alan olmaktan çıkıyor. Diplomasi aynı zamanda insanlığın ortak geleceğinin hangi ilkeler bağlamında şekilleneceğinin tartışıldığı bir zemini de temsil ediyor. Beş sene önce diplomasinin nabzını tutacak küresel bir platform hedefiyle çıktığımız yolda bugün görüyoruz ki Antalya Diplomasi Forumu küresel aklın, global vicdanın ve özellikle de geleceğe dair umudun ortak kürsüsü haline gelmiştir. 'Yarını kurgulamak, belirsizlikleri yönetmek' teması altında üç gün boyunca yapılacak tartışmaların forumun bu özgün ve özel yönünü daha da belirgin kılacağı kanaatindeyim. Forumun sizlerin de ufuk açıcı fikirleriyle Türkiye'nin barışın anahtarı misyonuna katkı vereceğine inanıyor, şimdiden her birinize teşekkür ediyorum."

DÜNYANIN GÜÇ VE İSTİKAMET BUHRANI

"Bugün dünya güç bunalımıyla birlikte bir istikamet buhranı da yaşamaktadır. Kural temelli olduğu iddia edilen sistem, kuralların ihlal edildiği yerde susarken, insan haklarını ve küresel güvenliği korumakla görevli mekanizmalar en ağır saldırılar karşısında etkisiz, hatta çoğu zaman kayıtsız kalıyor. Buradaki esas sorun seçici davranan adalet, araçsallaştırılmış ilkeler ve güç ilişkilerine mahkum edilmiş müşterek değerlerimizdir. Dolayısıyla küresel sistemde yaşanan kriz, evvelemirde ahlaki ve varoluşsal bir krizdir. Krizin ulaştığı boyutu görmek için 7 Ekim sonrası Gazze'ye bakmak yeterlidir.

Son 2,5 yılda 73 bin Filistinlinin İsrail saldırılarında can verdi ve 172 binden fazla kişi yaralandı. Ölen çocukların sayısı 21 bini aştı. Öksüz ve yetimlerin sayısı ise 58 bini geride bıraktı. Ateşkese rağmen 754 Filistinli şehit oldu, 2 bin 100 kişi yaralandı. Gazze'de yaşananları yalnızca bir insani trajedi olarak okumak eksikliktir. Gazze'deki soykırım mevcut düzenin neye izin verdiğini, neyi görmezden geldiğini ve kimi koruduğunu bize çok net bir biçimde göstermiştir. Bu tablo ahlak ve meşruiyet krizinin en bariz hali değil midir?

Sorarım: Dün Suriye ve Gazze'de, bugün Batı Şeria ve Lübnan'da en temel insanlık sınavını veremeyen bir sisteme güvenmemiz bizden nasıl beklenir? Sadece güçlünün hukukunu gözeten bir küresel sistemin insanlığı götüreceği çok daha derin, çok daha büyük çatışmalar, adaletsizlikler çıkmazıdır. 40 gün boyunca bölgemizi barut kokusuna boğan İran ABD_İsrail savaşı, bunun en son örneği olmuştur.

İsrail hükümetinin tahrikleriyle başlayan bu anlamsız ve son derece maliyetli savaşta Pakistan Başbakanı, değerli kardeşim Şerif'in girişimleriyle ilan edilen 15 günlük ateşkesten memnuniyet duyuyoruz. Ateşkesin araladığı fırsat penceresinin, kalıcı barışın tesisi için en etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ne kadar derin olursa olsun, anlaşmazlıkların çözümünde sözün yerini tekrar silahların, müzakerenin yerini kanlı mücadelenin almasına izin verilmemelidir. Unutulmasın ki barışa giden en kestirme yol, yapıcı diyalog ve diplomasidir. Yine bu kritik aşamada İsrail'in müzakere sürecini dinamitlemesine karşı hazır ve müteyakkız olunmalıdır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, tansiyonun tırmandığı Hürmüz geçişiyle ilgili Türkiye’nin tavırlarının çok net olduğunu belirterek, "Hürmüz'ün bir yakası İran ise diğer yakası Umman'dır. Körfez ülkelerinin açık denizlere erişim hakkı kısıtlanmamalıdır. Esas olan, yerleşik kurallar temelinde seyrüsefer serbestisinin temini ve Hürmüz'ün ticari gemilere açık tutulmasıdır." diye konuştu.

BARIŞ VE İNSANLIK CEPHESİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye olarak, bir yandan farklı bölge ve kıtalarda barışçıl dış politikalar yürütürken diğer yandan da mevcut ittifak bağlarımızı tahkim ediyoruz." dedi.

Türkiye'nin Avrupa-Atlantik Bölgesinin kolektif güvenliğinin teminatı olan NATO'nun önde gelen ülkelerinden biri olarak bu yıl, 7-8 Temmuz tarihlerinde Liderler Zirvesine Ankara'da ev sahipliği yapacağını hatırlatan Erdoğan, Zirvede ittifakı güçlü şekilde geleceğe taşıyacak önemli kararlar almayı ümit etiklerini ve bunun altyapısını şimdiden oluşturduklarını bildirdi.

Tarihin, coğrafyanın ve jeopolitiğin her fırsatta hatırlattığı üzere Türkiye'nin, Avrupa'nın ayrılmaz bir parçası olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bugün karşı karşıya olduğumuz müşterek sınamalar, Avrupa'yla ortaklığımızın stratejik değerini bir kere daha ortaya koymuştur. Avrupa Birliği'ne tam üyelik hedefimizi korurken, Birliğin istikamet sorununu aşarak kurucu önderlerinin vizyonuna sadakatle sahip çıkmasını bekliyoruz." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: "Tarih boyunca barış, istikrar ve adalet yalnızca güçte değil aynı zamanda dayanışma ile sağlanmıştır. Büyük mütefekkir İbni Haldun'un işaret ettiği gibi bir toplumu ayakta tutan, sahip olduğu güçten önce, o gücü anlamlı kılan asabiyedir, birlik duygusudur, ortak kader bilincidir, dayanışmadır. Vicdan sahipleri olarak savaş ve soykırım cephesi karşısında barış ve insanlık cephesinin ne kadar güçlendirirsek, yarınlarımıza o derece güvenli bakabiliriz. Onun için bugün mesele sadece yeni kurumlar, sistem veya düzen inşa etmek değildir. Asıl mesele yeni bir dayanışma zemini kurabilmektir. Antalya Diplomasi Forumu'nu teşriflerinizi, bu dayanışma zemininin tesisine verilmiş kıymetli bir destek olarak görüyorum."

Türkiye, krizlerin çözümünde yapıcı rol üstlenen, adalet ve dengeyi gözeten diyalog ve işbirliği temelinde küresel barışa katkı sunmaya kararlılıkla devam etmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın himayelerinde ve Dışişleri Bakanlığımızın ev sahipliğinde düzenlenen bu önemli organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, Antalya Diplomasi Forumu'nun küresel barış, istikrar ve işbirliğine katkı sunmaya devam etmesini temenni ediyorum.

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat