Kültür ve edebiyat

  • GİRİŞ26.04.2026 09:25
  • GÜNCELLEME26.04.2026 09:36

1980’li yılların başında edebiyat dünyasına ilk adımlarımı atarken fark ettiğim gerçek şuydu: Edebiyat, modern dünyada insanın yaralı idrakine seslenen ağlak bir sesti; kendine yabancılaşmaya direnen bir ses.. Burada edebiyat derken kast ettiğim elbette Türk edebiyatıdır.

İnsan onurunu yücelten kültür ve edebiyatın temelinde “hakikati üstün tutmak”, hayata ve insana “değer vermek” ve “faydalı olmak” vardır. Kısaca kültür ve edebiyatın ana amacı, asma ve çubuk ilişkisinde olduğu gibi, hayatın bütünlüğüne ve sosyal sürekliliğine katkı sunmaktır; bu aynı zamanda İslam edebiyatının da özüdür. 

DEĞERLER HAZİNESİ

İnsan hayatında olduğu gibi kültür ve edebiyatta da bütün mesele, “anlam arayışı” “kemal arayışı”, “var olmanın tamlığı”, “olgunlaşma” ve “iyi insan olma”  olunca, ana hedefi -içsel dünyayı- tamamlayıcılığa, birliğe ulaştırmaktı. Burada iç dengenin yakalanması, eylemlerde ölçülü olunması, ayrıca akış ile ahenk, ilk öncelikler arasındadır. Bu akış ile ahenk dengesi, şiirde çok belirgindir. 

Gerekçeleri ise hakikat, doğruluk, meşruiyet, tevazû, güven, kendini bilmek, özgünlük, özgürlük, dinginlik, hakkaniyet, adalet, vicdan, mantık, ahlak, ölçülü olma, denge, ahenk, edep, kibarlık, nezaket, cömertlik, bağışlama, tolerans, eşitlik, çalışkanlık, tutumluluk, vefa, metanet, şefkat, samimiyet, sadakat, sorumluluk, diğerkâmlık, dayanışma ve yardımlaşma gibi erdemlerdir.  

İslam kültürünün ana bileşimini oluşturan ve birbirini tamamlayan bu ve bunun gibi diğer erdemler, etik kavramlar, insani değerler hazinesinde miadı/süresi dolmayan birer altın külçesi gibidir. 

KÜLTÜR VE EDEBİYAT

Edebiyat, bu altın külçelerini iki kıstasa göre kullanmayı öğretir: Birincisi mantık, ikincisi ahlaktır. Birincisi, neler yapmamızı, ikincisi ise neler yapmamamız gerektiğini öğretir. Mantıklı ve ahlaklı bir hayat için özün (ruhun / yaradılışın) gürleşmesini/gelişmesini şart koşar. Çünkü özgürlük (özün gürleşmesi/gelişmesi) hayatın yükünü hafifletir. Yaşamı kolaylaştırır. 

Özgürlük, tamamlayıcı ve geliştirici/dönüştürücü sevginin hazzını yaşatır; bu da yaşama enerjisine ve hayatın iyileşmesine güç katar.

Dolayısıyla sanatçı, yazar ve şair, eserlerinde hakikati ve özgürlüğü savunarak milletiyle buluşur.

İlahi armağanları, nimetleri nefsin mülkiyetine ve yetkisine bırakmamayı gözeten kültürümüzde ve edebiyatımız kibirlenmek, böbürlenmek; insanı, negatif amaçlar için sahiplenmek, baskı altında tutmak, sömürmek-istismar etmek, zapturapt altına almak yoktur.  Büyüklük, bilgiçlik ve sahiplik taslamak hiç yoktur. 

Kemal (tamamlayıcı, birleştirmeci, bütünleştirmeci) anlayışı ile insanı, geliştirmek-büyütmek, özgünlüğü, sevgiyi, saygıyı, samimiyeti, sorumluluğu, sadakati, tutarlılığı sağlıklı kılmak, güçlendirmek ve özgürleştirmek vardır. Ve bunlara pozitif anlamda hizmet etmek ve katkı sunmak vardır. Zira bu kültürün ana referans kaynağı, büyük ölçüde Allah’ın kelamına ve ahlaki donanımlarına dönüktür.

DÜŞÜNCE İLE DUYGU ARASINDAKİ KÖPRÜ

Lezzeti tamamlamak için, tat için nasıl tuz bütün yemek çeşitleri için gerekliyse, aynı şekilde sağlıklı birey ve sağlıklı toplum için de, tevazû, olmazsa olmazlardandır. Çünkü tevazu hakikatin kendisidir; tevazunun özü, Allah’ı rab, kendini kul bilmektir. Ruhun dingin ve yaratıcı hâlidir. Bu hâl, bütün idareler, tutumlar, davranışlar için zorunlu ve hayatidir. 
Bunun farkındalığıyla hayat sürdüğümüzde, özümüz büyür ve çoğalırız. Bu farkındalıkla, özden verdiklerimizin karşılığını mutlak surette alacağımızı unutmamalıyız. 

Sahip olduklarımız bize sahip olmadan biz onlara sahip olmalıyız. Bu yürekliliği ve bu cesareti gösterebilenler ve bunu başarıyla yürütenler, bir ömürde varılabilecek en büyük makama ulaşırlar. Bu doğrultuda ne kadar çok sevgi ve ihlas, iyi niyet varsa, hayat o kadar anlamlı, doyumlu ve nitelikli olur. 

Uzun ve yorucu olsa da, en basit anlatımla bu anlam arayışı beynimizden/zihnimizden, yüreğimize/ruhumuza yapacağımız yolculukla, düşünce ile duygu arasında kuracağımız köprüyle anlam kazanır.

YOLA VE KURALLARA ODAKLANMAK

Sorumlu ve nitelikli hayatta, keyfiliğe yer yoktur. 

Tıpkı trafikte olduğu gibi seyir halinde daima dikkat ve farkındalık gerektiren durumlar ve haller vardır. Arabayı kullanan şoför(ler) kadar, yayaların da nerede nasıl yürüyeceğini, nasıl davranacağını bilmesi çok önemlidir. 

Şoför ve yayanın trafik kurallarını bilmemesi ve o kurallara riayet etmemesi, radarların veya polisin devreye girmesine, kaza veya ölüme neden olabilir. Bu nedenle trafik kurallarını bilmemek mazeret değildir. Yasayı bilmemek hâkim karşısında nasıl özür kabul edilmiyorsa, trafik kuralları konusundaki farkındalık eksikliği de özür değildir.  Onun için belki de, bir anlık hedeften ve hedeflerden ziyade yolun kendisine ve yolun kurallarına odaklanmalı insan.  

Yayaların trafikteki dikkatsizliği veya dengesizliği, şoförler kadar tehlikeli olmasa da bu durum yine belli başlı bazı riskler taşımaktadır. Ancak büyük tonajlı araç kullanan şoförlerin (yani büyük makam sahiplerinin) dikkatsizliği her zaman daha büyük ve daha tahripkâr riskler barındırır.

Edebiyat, genel olarak kültürün sağladığı bu ‘uyanık tutma’ işlevini üslenir daha çok. Şoförleri ve yayaları uyarılarıyla yola ve kurallara odaklanmaya yönlendirir.

ÖZDENETİM, RADAR VE TRAFİK POLİSİ

Motorlu araçlarda fren sistemi ne anlama geliyorsa, insandaki özdenetim ruhunu geliştiren ve tahripkâr zararlardan sakındıran kültür de, sosyal hayatta o anlama gelir. Bunlar aynı zamanda radar veya trafik polisi gibi uyarıcı işlevlere sahiptirler. Her şeyi şoför(ler)den bekleyen psiko-sosyal ortamlarda araçtaki fren sistemi kadar, radarın veya trafik polisinin uyarıları da büyük önem taşır. 

Dolayısıyla kültür ve edebiyat, özdenetim ruhunu geliştirirken, günlük akış içerisinde radar ve polis gibi, uyarıcı telkinlerini aksatmadan yapar. Dalgınlığa mahal vermeden (yani sahip olunanları putlaştırmadan, emanet bilinciyle) dengede kalabilmenin yolunu farklı hikmetlerle (didaktik mantıklarla) ortaya koyar. Kültürün bu ana işlevinin edebiyatta tam olarak işlediği görülmektedir.
 
Mustafa Yürekli / Haber7

Yorumlar1

  • Mehmet 1 saat önce Şikayet Et
    Edep bir tac imiş nuru hüdadan giy ol tacı kurtul her beladan. Hocam edep ile edebiyat arasında bir bağ var mıdır. Görüşünüzü buraya yazabilir nisiniz
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat