Suskunluk, başsızlık ve dağınıklık..

  • GİRİŞ05.08.2026 09:06
  • GÜNCELLEME05.08.2026 09:08

Dünya imtihan yeri! Bugün, fert, toplum ve insanlık olarak ağır bir imtihandan geçiyoruz. Hak, hukuk, ahlak, vicdan ve merhamet gibi insanı insan yapan değerler; işgalci zalimler ve destekçileri tarafından ayaklar altına alınmaktadır. Terör, işgaller, askeri darbeler ve savaşlar, insan onurunu ezmektedir.

İki milyara yakın nüfusuyla Muhammed aleyhisselamın ümmeti, can, mal ve namus emniyetinden mahrumdur. Doğu Türkistanlı, Arakanlı, Keşmirli ve Filistinli kardeşlerimiz yaklaşık bir asırdır kendi vatanlarında baskı, esaret ve zulüm altında yaşamaya mahkûm edilmiştir.

Günümüzde Gazze’de kadın, çocuk, yaşlı demeden dünyanın gözü önünde büyük bir soykırım gerçekleştirilmektedir. Eşi görülmemiş bu soykırımı gerçekleştiren gözü dönmüş caniler, cesaretlerini ümmet-i Muhammed’in suskunluğundan, başsızlığından ve dağınıklığından almaktadır. İslam milleti onlarca ulus devlete bölünerek etkisiz hale getirilmiştir.

Oysa yüce dinimiz İslam, bizleri vahdete çağırmaktadır. Ümmet olarak birlik olmaya, birlikte hareket etmeye davet etmektedir. Sadece dualarımızı değil, bilgimizi, gücümüzü, maddi ve manevi imkânlarımızı birleştirmemizi istemektedir. İstiklal Şairimiz bu hususu ne de güzel ifade etmektedir: ‘Girmeden tefrika bir millete, düşman giremez, / Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.’

Yaşanan bu vahşet, sadece Müslümanların değil, bütün insanlığın ortak sorunudur. Gücü esas alan, gücü yeten yetene yaşamayı dayatan küresel sistem karşısında insan acizdir. Dünyanın gözü önünde gerçekleştirilen cinayetlere seyirci kalmak hatta destek olmak, bütün insanlığın ayıbıdır. Zira kendilerini diğer insanlardan üstün tutan, yeryüzünü özel mülkleri gören zalimler, sadece Müslümanların değil, bütün insanlığın geleceğine kastetmektedir.

Ülkemiz, dinimiz, dilimiz, ırkımız ne olursa olsun böyle bir katliama, sionist soykırıma karşı çıkmak insan olmanın gereğidir. Zulüm nerede işlenirse işlensin zalime dur demek insan olarak hepimizin mesuliyetidir. Çünkü zulme rıza göstermek de zulümdür.

Bir ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “İçinizden sadece zulmedenlere dokunmakla kalmayacak olan bir musibetten sakının ve bilin ki Allah’ın cezası çok şiddetlidir.” (Enfâl Suresi; Ayet: 25)

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) bir hadis-i şerifte şöyle buyurmaktadır: “İnsanlar zalimin zulmünü görür de ona engel olmazsa, Allah’ın onları genel bir azaba uğratması kaçınılmazdır.” (Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân)

Bu ayet ve hadisten anlamaktayız ki; masum canlara kıyan katillerin zulmüne karşı durmazsak ateş tüm dünyayı saracak, kimse güvende olmayacaktır. Çocukların bombalar altındaki çığlıklarını duymazsak herkesin, bütün bir insanlığın canı yanacaktır.

Unutmayalım ki herkesin, her zaman kötülüğe engel olmak için yapabileceği bir şeyler mutlaka vardır. Zulme engel, mazluma umut olmak için caydırıcı rol üstlenelim; elimizle, dilimizle ve kalbimizle ne gerekiyorsa yapalım. Nitekim Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır: “Kim bir kötülük ve haksızlık görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğzetsin...” (Müslim, Îmân, 78)

Kadın erkek, genç yaşlı her birimiz dünyadaki tüm zulümlerin son bulması için sorumluluklarımızı yerine getirelim. Ümmetin vahdeti için çalışalım. Vahdeti temin edecek halifeyi, ümmet olarak içimizden bir Emirü’l Müminin’i artık çıkaralım. Hakkın yanında, bâtılın karşısında güçlü bir şekilde yer almaya devam edelim.

İnanıyoruz ki bu zor günler elbet sona erecektir. Zalimlerin zulmü mutlaka bitecek, mazlumların yüzü gülecek, zafer inananların olacaktır. Mazlumların umudu olan aziz milletimiz, ümmet bilinciyle dünyamızı yeniden barış yurdu haline getirecektir: “Rabbimiz! Bize sabır ve dayanma gücü ver. Ayaklarımızı senin yolunda sabit kıl. Kâfirlere karşı bize yardım eyle” (Bakara Suresi; Ayet: 250).

Mustafa Yürekli / Haber7

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat