Hakikatin temsilcileri: Peygamberler

  • GİRİŞ08.08.2026 09:09
  • GÜNCELLEME08.08.2026 09:09

Peygamberlere iman, İslam dininin altı inanç esaslarından biridir. Peygamberler, Allah’ın insanlar arasından seçtiği elçileri, hak ve hakikatin temsilcileridir.

Peygamberler; insanlığa, ebedi kurtuluş yolunu göstermek için gönderilmiştir. Onlar, insanları; tek olan Allah’a iman etmeye, yani tevhide davet etmişlerdir.!

Hz. Âdem ile başlayan Peygamberlik Görevi, Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi vesellem) ile sona ermiştir.

Aynı şekilde Hz. Âdem ile başlayan ilâhî mesaj, miladi 610 yılının Ramazan ayında Kadir Gecesi’nde Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem)’e indirilen Kur’an-ı Kerim’le taçlanmış ve son bulmuştur.

Sevgili Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem), zulmün girdabındaki bir toplumu değiştirmiştir. Yaşanmaz denilen dünyayı Saadet Asrı’na; cehaletin karanlığını aydınlığa çevirmiştir.

Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) bir hadis-i şeriflerinde, “Ben Muhammed’im, Ahmed’im, peygamberlerin ardından gelen el-Mukaffî’yim, insanların arkamda toplandığı el-Hâşir’im, Tevbe Peygamberi’yim, Rahmet Peygamberi’yim” (Müslim, Fedâil, 126) buyurmuştur.

Dolayısıyla, kim; sevgi ve saygı gibi ahlaki değerleri kuşanmayı hedefliyorsa Allah Resûlü (sallallahu aleyhi vesellem)’in rehberliğinden ayrılmamalıdır. İyiliğin dünyaya hâkim olmasını, kötülüğün son bulmasını istiyorsa Kur’an ve sünnete sarılmalıdır.

Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’de, “Peygamber, arzu ve hevesine göre konuşmaz. Onun size okuduğu, kendisine indirilmiş vahiyden başka bir şey değildir” (Necm, 53/3,4) buyurmaktadır.

Bu sebepledir ki, Peygamberimizi ve onun rahmet yüklü mesajlarını “yanılsama” olarak değerlendirmek doğrudan Allah’ın kelâmına, Allah’ın iradesine, Allah’ın dinine yapılmış bir saldırıdır.

Cenâb-ı Hak, peygamberlere inanmayan, onları alay ve eğlence konusu yapanların ibretlik sonunu bizlere şöyle haber vermektedir: “Senden önceki peygamberlerle de alay edilmiş, sonunda onlarla alay edenleri, alaya aldıkları azap kuşatıvermişti.” (En’âm, 6/10)

Biz Müslümanlar, peygamberler arasında asla ayrım yapmayız. Hepsinin Allah’ın elçisi olduğuna iman ederiz. Zira biliriz ki; peygamberlerin her biri Allah katında değerlidir.

İslam inancına göre peygamberlerin sahip olması ve taşıması zorunlu olan beş temel sıfat vardır. Bu sıfatlar;

1-Sıdk: Doğru olmak demektir, peygamberler hayatlarının hiçbir döneminde yalan söylemezler; özü sözü bir, dürüst kimselerdir;

2-Emanet: Güvenilir olmak demektir, kendilerine verilen her türlü emaneti korurlar, Allah'tan aldıkları mesajları eksiksiz bildirirler;

3-Tebliğ: Allah'tan aldıkları ilahi emir ve yasakları insanlara hiçbir şeyi gizlemeden, eksiksiz bir şekilde duyurmak ve aktarmaktır;

4-Fetanet: Akıllı, üstün zekalı, kavrayış yeteneği çok yüksek ve uyanık olmak demektir, layları doğru tahlil ederler;

5-İsmet: Günah işlememek ve günahlardan korunmuş olmak anlamına gelir. Peygamberler bilerek ve kasten günah işlemezler olarak adlandırılır.

Hz. Âdem de, Hz. İbrâhim de, Hz. Mûsâ ki hepsine selat ve selam olsun ve Hz. Muhammed Mustafa (sallallahu aleyhi vesellem) de aynı şeyleri söylemişlerdir. Onların mesajları temelde birdir ve aynıdır; o da tevhiddir.

Yüce Rabbimiz, “Andolsun biz, her ümmete, ‘Allah’a kulluk edin, tâğuttan uzak durun’ diyen bir peygamber gönderdik” (Nahl, 16/36) buyurmaktadır.

İslam, inançta tevhidi istediği gibi sosyal hayatta vahdeti, yani ümmetin birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesini emretmiştir.

Cenâb-ı Hak “Allah’a ve Resûlü’ne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. Sonra gevşersiniz, gücünüz, devletiniz elden gider. Sabırlı olun. Allah sabredenlerle beraberdir” (Enfâl, 8/46) buyurarak bu hakikate işaret etmektedir.

Hal böyleyken, yıllardır İslam coğrafyası üzerinde oyunlar oynanmakta, Müslümanlar zulüm altında inlemektedir.

Mustafa Yürekli / Haber7

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat