İslam savaşa koşan dünyayı barışa çağırıyor

  • GİRİŞ21.10.2026 09:02
  • GÜNCELLEME21.10.2026 09:02

Allah’ın güzel isimlerinden birisi de “es-Selâm”dır. Rabbimiz Yüce Allah, barış ve esenliğin kaynağıdır. Kullarına İslam ile barışın yolunu gösteren O’dur. 

Yüce dinimiz İslam, barış, güvenlik ve esenlik yoludur. 

Kuran-ı Kerim'de bir ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:

“Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış dini İslam’a girin. Şeytanın peşinden gitmeyin. Çünkü o, size apaçık bir düşmandır.” (Bakara Suresi, Ayet: 208) 

Bir hadis-i şerifte ise Peygamber Efendimiz (s.a.s) namazlarının ardından Cenâb-ı Hakk’a şöyle niyazda bulunmuştur:

“Allah’ım! Sen, Selâm’sın; selam, barış ve esenlik Sendendir. Yücelik ve ikram sahibi olan Allah’ım! Sen ne mübareksin.” (Ebu Davud, Vitr, 25)   

Cenâb-ı Hak, Hz. Âdem’den itibaren gönderdiği tüm rahmet elçileri olan peygamberleri aracılığıyla insanlığı barışa davet etmiştir.

Zira barışın olmadığı yerde çatışma, kavga ve savaş vardır. Savaşın olduğu yerde kan, gözyaşı ve sönen ocaklar vardır. Yetim ve öksüz kalan çocuklar, dağılan aileler, yıkılan medeniyetler, kaybolan umutlar vardır. 

İslam’ı kabul edenlere, barışın teminatı anlamında Müslüman denilmiştir. Müslüman, Rabbimizin “Selâm” isminin dünyadaki temsilcisidir. Müslüman, barıştan yana tavır alan, etrafına güven veren, huzur ve kardeşlik ortamına katkı sunan insandır.

Bununla birlikte Müslüman, zulme rıza gösteremez. Zalime asla destek olamaz. Çekilen sıkıntılara, yaşanan acılara duyarsız kalamaz. Tek bir kuruşuyla dahi masumlara sıkılan kurşunların, mazlumlara atılan bombaların destekçisi olanlara katkı sunamaz.

İstiklâl Şairimiz Mehmet Akif Ersoy, Müslüman’ın bu barışçı tavrını şöyle ifade etmektedir: 

Kanayan bir yara gördüm mü yanar tâ ciğerim, 

Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. 

Adam aldırma da geç git, diyemem, aldırırım: 

Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! 

Dünyamızı yangın yerine çevirmek isteyen emperalist ve Siyonist zalimler tarafından, önce Gazze’de şimdi de göçe zorladığı Refah’ta Filistinli masumların, bebeklerin ve kadınların üzerine bombalar yağdırılmaktadır. Anlamı “ferahlık ve esenlik” olan Refah kentinde insan hakları, zulmün ateşinde yakılmaktadır. Annelerinin kokusuna doyamamış yavrular, yavrularının kokusuna doyamamış anneler şehit edilmektedir. Yalnızca bir şehir, bir toprak parçası değil, dünyanın gözü önünde Gazze ve Refah’ta insanlığın izzeti çiğnenmektedir. Can, mal ve namus dokunulmazlığı ayaklar altına alınmaktadır. Mazlumlara gönderilen insani yardımlara dahi engel olunmaktadır.

Bununla birlikte zulüm, sadece Gazze ve Refah’ta değil maalesef Doğu Türkistan başta olmak üzere dünyanın pek çok yerinde devam etmektedir.  

“Dünyaya barış ve demokrasi getireceğiz” söylemiyle İslam beldelerine ölüm kusan caniler ve onların destekçileri, bu güçlerini ümmet-i Muhammed’in suskunluğundan almaktadır. Ne acıdır ki, ümmetin dağınıklığı zalimlerin pervasızlığını günden güne artırmaktadır.

Dünyamız, her zamankinden daha fazla barış ve itidale muhtaçtır. Bunun yolu ise Müslümanların dayanışmalarından ve aralarındaki kardeşlik bağlarını güçlendirmelerinden geçmektedir. 

Bu zorlu ve sıkıntılı süreçte görev ve sorumluluklarımızı hatırlamaya ve yerine getirmeye devam edeceğim. Rabbimizin, ”Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın.” ( Âl-i İmrân, 3/103) emrine kulak vermeliiz. 

Zulmün karşısında Müslümanlar tek yürek ve tek ses olmalı. Gözü dönmüş cinayet şebekelerine karşı muhabbet ve kardeşliğimizi diri tutmalı. Maddi ve manevi desteğimizi kardeşlerimize sunmaya devam edelim.  

Unutmayalım ki, Allah nurunu tamamlayacak; barış, yeryüzüne yeniden hâkim olacaktır.

 

Yorumlar1

  • AĞACAN 1 saat önce Şikayet Et
    İnşallah inşallah Sayın Hocam.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat