Hakikatin Zafiyeti... Bilgi çoğalırken güvenin çöküşü

  • GİRİŞ04.01.2026 09:31
  • GÜNCELLEME05.01.2026 09:12

Günümüzde bilgiye ulaşmak eskisinden çok daha kolay. Kitaplara, kütüphanelere hatta bilge insanlara bile ihtiyaç duymaz olduk. Bilgi artık parmaklarımızın ucunda; klavyenin her tuşunda anında erişilebilir hale geldi.

Bir zamanlar bilgiye ulaşmak zordu ama ulaşılan bilgiye güvenilirdi. Azdı, ama özdü. Değerliydi, çünkü gerçekti. Bugün ise bilgi; ucuz, bol, kontrolsüz ve çoğu zaman sahte. İnsanlığın eline tutuşturulan şey bilgi değil; bilginin kopyaları hâline geldi.

Gerçeğe benzeyen ama gerçeği solduran bir gölge… Ve bu gölge büyüdükçe hakikatin yüzü kararmaya başladı.

Bilgi arttıkça güven azalıyor. Çünkü sunulan ya da üretilen bilginin gerçekliğini sorgulamak zorunda kalıyoruz. İnsanlık hiç olmadığı kadar şaşkın, şüpheci ve güvensiz.

Klişe söz olan “Bilgi çoğaldıkça insan aydınlanır.” bugün gerçekliğini kaybetmiş durumda. Bilgi çoğaldı; fakat şüphelerimiz de onunla birlikte büyüdü.

Artık her şeye şüpheyle bakıyoruz. Bu şüphe öyle ilerledi ki artık yalanı değil, gerçeği sorguluyoruz.

Hakikat, masumiyetini ispat etmek zorunda kalıyor. Bilim zan altında, uzmanlık kuşkulu, devletlerin açıklamaları “algı” sanılıyor.

Ve en tehlikelisi: İnsan artık doğruyu aramıyor; sadece kimin söylediğine bakıyor.

insanlar artık gerçeği değil  taraf seçiyor.

Hakikat Artık Kendini Savunuyor

Yalanın peşinden gidilmesinden korkulmaz; yalan kanıtla yok edebiliriz. Ama gerçeğin şüpheye düşmesinden korkmalıyız. Çünkü şüphe, hiçbir kanıtı kabul etmiyor.

Hakikati öldüren yalanın kendisi değil; hakikate olan güvensizliktir. Hakikat, gürültünün içinde kayboldu.Bilgi ne kadar çoksa, manipülasyon imkânı da o kadar fazla; şüphe ise en kolay yayılan duyguya dönüştü.

Bugün asıl kriz, “bilgi krizi” değil, “güven krizi”dir.

Bugünün dünyasında hakikat, belki de ilk kez bu kadar korunmasız.

Ama aynı zamanda, her zamankinden daha çok ona ihtiyacımız var.

İnsanlık tarihinin belki de en eski arayışıdır. Ancak her medeniyet onu farklı bir yerde buldu.

Antik Yunan’da hakikat aletheia idi: “örtünün kalkması, gizlinin açılması.”

Onlara göre hakikat, icat edilen değil, keşfedilen bir gerçeklikti. İnsan sadece perdeyi aralardı; hakikat zaten oradaydı.

İslâm medeniyetinde hakikat, “Hakk” ile özdeş kabul edildi.

Varlığın özünde bulunan ilahî düzen… Gazali’nin ifadesiyle, “eşyanın hakikatine ulaşmak.”

Burada hakikat, sadece bir bilgi meselesi değil; bir idrak, bir kalp açıklığı, bir hidayet yolculuğuydu.

Modern çağda hakikat laboratuvarlara taşındı. Matematiksel doğruluklar, kanıtlanabilir teoriler, tekrar edilebilir deneyler…

Artık hakikat, “ölçülebilir olan ”la sınırlı görüldü. Bilimin ışığı, gerçeğin tartıldığı teraziydi.
Günümüzde ise tablo bambaşka.

Postmodernist yaklaşım, tek bir hakikat olmadığını; herkesin kendi hakikatini üretme hakkı olduğunu savundu.

Böylece hakikat parçalandı. Herkesin taşıdığı küçük ayna farklı bir görüntü yansıtıyor; ortak bir gerçek zemin kalmıyor.

Yapay Zekâ Çözüm mü, Yeni Tehlike mi?

Bazıları kurtuluşu yapay zekâda görüyor. Oysa yapay zekâ kirli veriyle beslenirse yalandan daha tehlikeli bir otoriteye dönüştüğü görülüyor.

Bir insanın yalanıyla tartışabilirsiniz; bir algoritmanın yanlışı ise tartışılamaz, kural haline geliyor günümüzde.

Eğer veri kirliyse yapay zekâ hakikat üretmeyen ancak hakikati belirleyen haline geliyor.

Bu da insanlığı bilgilendirmez; boyun eğdirir hale sokuyor. 

Bugün bilgi artmıyor; çoğaltılıyor.

Gerçek söylenmiyor; tasarlanıyor.

Hakikat yaşanmıyor; manipüle ediliyor.

Ve en kötüsü:

Artık hakikat bile kendini savunmak zorunda.

Asıl Tehlike: Hakikatin İtibarsızlaşması

Bugün insanlık yalanla değil, gerçeğin değersizleştirilmesiyle yıpratılıyor.

Bilgi çoğalıyor → Güven azalıyor

• Güven azalıyor → Hakikat kuşkuya düşüyor

• Hakikat kuşkuya düşüyor → Toplum teslim oluyor

• Bir millet, bilgiyle değil; ancak hakikate olan güveniyle ayakta durabilir.

Bugün yalan sadece saklanmıyor; hakikat kılığına sokuluyor.

Sahi, kim gerçek ile sahtenin sınırını net görebiliyor? Yazılar mesajlar, fotoğraflar, videolar , sesler ? hangisi gerçek 

Artık insan doğruyu öğrenmek için değil; kime inanacağına karar vermek için araştırıyor.

Bilgi Çağının En Büyük Virüsü: Güvensizlik

Yalanın en büyük gücü gerçek gibi görünmesidir; ama bugün yalan bile çoğu zaman çürütülemiyor. Çünkü insanlar fikrini değiştirmeyi “yenilgi”, gerçeğe teslim olmayı “zayıflık” sanıyor.

Güvensizlik artık bir düşünce değil; bir inanç hâline geldi. Ve bu inanç, insanı gerçeklerden uzaklaştırıyor.

Artık kimse “Bu doğru mu?” diye sormuyor.

Herkes “Ben inanıyor muyum?” diye bakıyor.

Teknoloji Gerçeği Kurtarır mı?

Yapay zekâ, temiz veriyle beslenmezse gerçeği değil, kurguyu büyütüyor.

Makine yanılmaz değildir; yanlı veriyi kusursuz bir yalan düzenine dönüştürebilir.

Bir insanın yalanına karşı savaşabilirsiniz. Algoritmanın yanlışı ise “kural” olur.

İtiraz edemezsiniz; sorgulasanız bile muhatap bulamazsınız.

Bir toplum gerçeğe güvenini kaybederse, bilgi yararsız, bilim işlevsiz, söz değersiz hâle geliyor.

Bugün ihtiyacımız olan şey daha fazla bilgi değil gerçeğe daha güçlü bir sadakat.

Hakikati öldüren yalan değil, hakikate olan güvensizliktir.

Kaynakça :

• Dijital çağda bilgi kirliliği ve algı yönetimi üzerine genel değerlendirmeler için:
European Commission “Digital Services Act & Disinformation Reports”, AB Resmî Yayınları.

• Yanlış bilginin doğruluktan hızlı yayılması ve güven erozyonu hakkında temel çalışma:
MIT Media Lab – “The Spread of True and False News Online” (Vosoughi, Roy & Aral).

•  İnsanların bilgiden ziyade kaynağa (yani kişiye/gruba) göre inanma eğilimi üzerine sosyal psikoloji araştırmaları:

Daniel Kahneman – “Thinking, Fast and Slow”, bilgi yanlılıkları bölümü.

•  Dijital manipülasyon, deepfake teknolojileri ve modern dönemde hakikatin zayıflaması üzerine değerlendirmeler:

OECD – “Mis- and Disinformation in the Digital Age” raporu.

• Yapay zekânın kirli veriyle beslenmesi durumunda oluşturduğu “otomatik önyargı” ve gerçekliği belirleyen algoritmalar kavramı için:

Cathy O’Neil – “Weapons of Math Destruction”, algoritmik hatalar ve toplumsal etkiler bölümleri.

• Gerçek ile sahte arasındaki sınırın bulanıklaşması (fotoğraf, ses, video manipülasyonu) üzerine:

NATO StratCom – “Deepfake Technologies and Psychological Security” raporu.

• Güvensizlik çağında bireylerin gerçeği değil “kendi inançlarına uygun olanı” arama eğilimi üzerine sosyal araştırmalar:

Pew Research Center – “Trust and Information in the Digital Age”.

• Yapay zekânın doğru veriyle beslenmezse gerçeği çarpıtma etkisi üzerine teknik değerlendirme:

Stanford HAI – “AI Transparency and Data Integrity Report”.
 
 Muzaffer Şafak / Haber7
 

Yorumlar1

  • BURHANEDDİNRABBANİ 3 gün önce Şikayet Et
    Kul olmak çağdışıyken, soyunmak çağdaşlık, Din kardeşliğini bıraktık biz, ecnebiyle kaynaştık.. Sünnet sakal yobazlık, top sakalsa medeni.. Unuttun sen ey vefasız ehli sünnet dedeni..
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat