Algoritmalar siyaseti şekillendirebilir mi ? Bizi kim izliyor? Biz ne zaman razı olduk?

  • GİRİŞ17.01.2026 09:29
  • GÜNCELLEME17.01.2026 09:29

“Bu yazı, algoritmaların bireysel tercihler ve siyasi yönelimler üzerindeki etkisini ele alan uluslararası akademik çalışmalar, düşünce kuruluşu raporları ve insan hakları metinlerinden yararlanılarak hazırlanmıştır. Amaç, dijital çağda irade kavramını yeniden düşünmeye davet etmektir.”

Günümüzde, bir konuyu düşünüyor, konuşuyor, hatta sadece merak edip sosyal medya, arama motorları ya da yapay zekâ platformları üzerinden kolayca araştırabiliyoruz.

Saatler sonra Bir e-postada, bir reklâm tanıtımında, “Tesadüf” olarak o konu karşımıza çıkıyor, o an aklımıza acaba :“Bizi mi dinliyorlar? ” düşüncesi öne çıkıyor.

Aslında sizi Dinlemiyorlar.

Onlar Daha kötüsünü yapıyorlar  Sizi artık Tanıyorlar.

Ne konuştuğumuzu bilmek zorunda değiller ne düşündüğümüzü de ve bizi dinlemeleri de gerekmiyor artık. Çünkü biz, 

Aramalarla…

Tıklamalarla…

Okuduklarımızla…

Durup baktığımız ekranlarla…

Kabul ettiğimiz ama okumadığımız izinlerle…zaten kendimizi sisteme detaylı olarak tanıtmıştık 

Profil Çıkarma:

Günümüzde modern dijital düzen, gözetim üzerine değil, profil çıkarma üzerine kurulu.

Ne söylediğiniz değil, neye eğilimli olduğunuz önemli artık, bizi gözlemelerine sesleri kaydetmeye gerek kalmadı.

Çünkü yönlendirme ve tanımlama bilgi ile değil alışkanlıklardan yapılıyor.

Bugün şirketler, platformlar ve hatta bazı devlet yapıları da şunu biliyor:

İnsanı zorlamaya gerek yok. İnsan razı olursa her şey daha kolaylaşır.

Ve biz de razı olduk.

“Daha hızlı olsun” diye…

“Kolaylık sağlasın” diye…

“Ücretsiz hizmet” diye…

Karşılığında ne verdiğimizi sormadık. Çünkü bedel hemen ödenmedi.

Artık bireyler izlenmiyor; önceden tahmin ediliyor.

Ne satın alacağımız, neye kızacağımız, hangi habere inanacağımız,
hatta hangi korkuya daha hızlı teslim olacağımız…

Bunların bilinmesi, istatistik ile mümkün.

İşte asıl tehlike burada başlıyor.

Çünkü insan, fark etmeden kendi karar mekanizmasını yavaşta olsa tanımadığı sistemlere devrediyor.

Bir öneri geliyor, biz “ben seçtim” sanıyoruz.

gündem oluşuyor, “toplum böyle düşünüyor” zannediyoruz.

Oysa çoğu zaman önümüze sadece istenen seçenekler konuyor.

Bu bir komplo teorisi değil. Bu, dijital ekonominin iş modeli. Verinin kıymetli oluşu. bu yeni itaat sistemi, baskıyla değil, konforla sağlanıyor.

Hedef:

En ürkütücü olan da bu sistemin çalışması için kötü niyetli insanlara ihtiyaç yok. 
Algoritmalar ahlaklı ya da ahlaksız değil, onlar sadece hedef için varlar.

Hedefi kim koyuyor? Ve biz o hedefin neresindeyiz.?

KVKK, gizlilik sözleşmeleri, onay kutuları…Hepsi var ama çoğu kâğıt üzerinde.

Çünkü hukukun hızıyla algoritmanın hızı arasında derin uçurum var.

Ve birey, bu yarışta en savunmasız olan…
 
Razı olmak :
 
“Bizi kim izliyor? Biz ne zaman sorgulamayı bıraktık? Ne zaman ‘rahatım yerinde’ diyerek irademizi ödünç verdik?

Ta ki bir gün…

Kendi düşüncesiyle sistemin sunduğu düşünce arasındaki farkı seçemez hâle gelene kadar.

Belki de bugün korkmamız gereken şey izlenmek değil. Fark etmeden razı edilmek.

Siyasi Yönelimler, Algoritmalar ve Oy Oranlarının Sessiz İnşası 

Günümüzde, Algoritmalar yalnızca tüketiciyi değil, seçmeni de tanımaya başladı.

Artık bireyler sadece müşteri profili olarak kategorize edilmiyor. 

Siyasi eğilimleri, korkuları, öfkeleri, umutları, hatta sandığa gitme ihtimalleri dahi veriye dönüştürülebiliyor. 

Kim kararsız? Kim tepkisel? Kim korkuyla oy veriyor? Kim umutla? Kim sandığa küs ama ikna edilebilir? Bunların hiçbiri tahmin değil. Her biri İstatistik biliminin sağlam çıktıları.

İşte bu noktada siyaset sahnesi değişiyor. Partiler artık sadece mitinglerle, sloganlarla, vaatlerle yarışmıyor. Asıl yarış, algoritmaların arka planında çalışıyor. 

Seçmene neyin gösterileceği, hangi korkunun büyütüleceği,

hangi gündemin öne çıkarılacağı…

Aynı ülkede, aynı ama farklı gerçeklikler üretiliyor.

Bir seçmen kriz görüyor, diğeri istikrar. Biri tehdit algılıyor, diğeri umut.

Ve herkes kendi zaviyesinden haklı gibi? 

Yönlendirme :

Bu, klasik bir propaganda değil. Bu, mikro hedefleme. Yani artık toplum birey birey yönlendirilebiliyor. 

En tehlikelisi de bu yönlendirme çoğu zaman yalanla yapılmıyor. Gerçek parçalanıyor.

Birine gerçeğin bir kısmı, diğerine başka bir kısmı gösteriliyor. Ve ortaya çıkan, Oy veren ama aynı fotoğrafa bakmayan milyonlar.

Bu sistemin gücü İnsanı zorlamıyor. İnsanı razı ediyor.

“Daha iyi bilgilendiriliyorsun” deniyor. İlgini çeken içerik bu diye sunuluyor. Özgür tercih” illüzyonu dikkatlice korunuyor.

Oysa tercih alanı çoktan sadeleştirilmiş ve daraltılmış oluyor.

Bugün bir partinin oy oranı sadece sahadaki performansla değil,

hangi seçmenin ne zaman, neyle karşılaşacağı da belirleniyor.

Bu bir komplo teorisi değil. Bu, modern siyasi iletişimin geldiği etkili nokta.

Burada asıl risk Seçim sonuçlarının meşruiyeti değil,

Seçmenin iradesinin ne kadar özgür olduğu tartışmalı hâle geliyor.

Çünkü yönlendirilen seçmen, yönlendirildiğini fark etmiyor.

Fark etmediği için de itiraz etmiyor.

İşte bu yüzden mesele sadece veri güvenliği ile alakalı olmayıp bir egemenlik meselesi haline geliyor.

Verisini kontrol edemeyen birey, zihinsel sınırlarını koruyamayan toplum,
bir süre sonra kendi siyasal yönünü de tayin edemez hale gelebilir.

Bizi tanıyan bu sistemler, tercihlerimizi kimin adına şekillendiriyor?
Ve biz bu sürece ne zaman sessizce razı olduk?

Çünkü izlenen insan rahatsız olur.

Ama yönlendirilen insan çoğu zaman memnundur.

Ta ki bir gün…

Kendi düşüncesiyle önüne konulan düşünce arasındaki farkı ayırt edemez hâle gelene kadar.

Belki de bugün korkmamız gereken şey izlenmek değil.

Fark etmeden yönlendirilmek bunu normal sanmak.

İşte bu yüzden bugün seçimler yalnızca sandık günü kazanılmıyor.

Zihinsel iklim, sandık kurulmadan çok önce oluşturuluyor.

Bu nedenle günümüzde, yönetenler daha spesifik olarak seçmenlerle olan kontaklarını gözden geçirerek güncellemeli ve açık ya da örtülü algoritma manipülasyonlarını dikkatlice takip etmelidir.  

Kaynakça / Düşünsel ve Akademik Arka Plan

Algoritmalar, Veri ve Davranış Yönlendirme

• Shoshana Zuboff

The Age of Surveillance Capitalism

– Dijital platformların insan davranışını tahmin ve yönlendirme modeli
– Veri üzerinden rıza üretimi

• Byung-Chul Han

Psikopolitika

– Modern toplumda görünmez baskı, gönüllü teslimiyet
– Dijital çağda özgürlük illüzyonu

• Eli Pariser

The Filter Bubble

– Algoritmaların düşünce alanını daraltması
– Kişiye özel gerçeklik üretimi

Algoritmalar ve Siyaset / Seçmen Davranışı

• Cambridge Analytica Files – The Guardian / The New York Times

– Mikro hedefleme
– Seçmen profilleme
– Dijital siyasi manipülasyon

• Oxford Internet Institute (OII)

Computational Propaganda Project
– Sosyal medya üzerinden siyasi yönlendirme
– Seçim süreçlerinde algoritmik etki

• European Parliament Research Service (EPRS)

Disinformation and Targeted Political Advertising
– Kişiselleştirilmiş siyasi reklamcılık
– Demokrasi üzerindeki etkiler

• RAND Corporation

The Weaponization of Social Media
– Sosyal platformların siyasi araç hâline gelmesi
– Algoritmik kutuplaşma

• Veri Hukuku, KVKK ve Dijital HaklarGDPR (General Data Protection Regulation)

– Avrupa Birliği veri koruma rejimi
– Rıza kavramının sınırları

Muzaffer Şafak / Haber7

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat