Sessiz işgal
- GİRİŞ08.08.2026 08:50
- GÜNCELLEME08.08.2026 08:50
Bağımlılık, Sizin de Kapınızı Çalabilir
Bağımlılık Hayattaki boşlukları arar.
Uzun zamandır kaleme almak istediğim, fakat her defasında "Biraz daha araştırayım, biraz daha dinleyeyim." diyerek ertelediğim bu konuyu yazmanın sırası diye düşündüm.
Çünkü bazı meseleler, birkaç gazete haberi okuyarak ya da birkaç istatistik paylaşarak anlatılamıyor. Bazı konular önce vicdanda olgunlaşıp, sonra kaleme dökmek daha isabetli oluyor.
Bu yazı dizisi de böyle bir arayışın ürünü.
Son aylarda bu konuda yayımlanan araştırmaları inceledim, görüşlerine güvendiğim uzmanların değerlendirmelerini dinledim, bağımlılıkla mücadele eden kurumların çalışmalarını takip ettim. Bütün bunların sonunda:
"Uyuşturucu meselesinin artık yalnızca sağlık kuruluşlarının, emniyet birimlerinin veya mahkemelerin konusu olmadığını; aileyi, eğitimi, gençliği ve geleceğimizi ilgilendiren büyük toplumsal sınava dönüştüğünü gördüm.
Bu nedenle "Sessiz İşgal" başlığı altında dört bölümden oluşacak bir yazı dizisi hazırlamanın faydalı olacağını düşündüm.
Umarım bu satırlar bir tek gencimizin yanlış bir adım atmadan önce durup düşünmesine, anne babanın evladına biraz daha dikkatle bakmasına, bir tek öğretmenin öğrencisini biraz daha iyi anlamasına vesile olur.
Çünkü bazen bir yazı, uzun bir konuşmadan daha etkili olabilir.
Hayatın içinde öyle tehlikeler vardır ki, geldiğini davul zurnayla ilan etmez. Kapınızı çalmaz..."Ben geliyorum." demez... Sessizce yaklaşır. Fark edilmeden hayatınıza evinize girer.
Sonra siz farkına varmadan evinizin huzurunu, çocuğunuzun geleceğini ve ailenizin umutlarını elinizden almaya başlar. Ben uyuşturucuyu işte böyle görüyorum.
Bu yüzden bu yazının başlığı "Sessiz İşgal."Çünkü bu işgalin ne tankı var ne topu... Ne sınır kapısından giriyor ne de pasaport soruyor.
Bir arkadaş tavsiyesiyle gelir.Bir merak duygusuyla başlar, "Bir kereden bir şey olmaz." cümlesine sığınır.
Sonra insanın iradesini sessizce ele geçirir. İşte gerçek işgal de o anda başlar.
Biz çocukluğumuzda uyuşturucu denildiğinde, ulaşılması zor, pahalı ve daha çok filmlerde gördüğümüz maddeler aklımıza gelirdi. Bugün ise dünya değişti.
Kimya sanayisinin yasa dışı yüzü, sentetik maddeleri çok daha ucuz ve çok daha kolay ulaşılabilir hâle getirdi.
Bu yüzden artık mesele yalnızca büyük şehirlerin arka sokakları değildir. Tehlike, toplumun her kesimini ilgilendiriyor. Genç yaşlarda maddeyle tanışma riskine ilişkin uyarılar giderek artıyor.
Bu tablo karşısında "Bizim ailemizde olmaz." demek, maalesef bizi korumuyor.
Çünkü bağımlılık, kapıyı çalmıyor. Hayattaki boşlukları arıyor.
Sevgi eksikliğini...
Yalnızlığı...
Merakı...
Kabul görme arzusunu...
Ve bazen de sadece bir anlık dikkatsizliği... İşte o boşluğu bulduğu anda içeri giriyor.
Burada özellikle anne ve babalara birkaç cümle ,
Lütfen çocuklarınızı sadece büyütmeyin.
Onları tanıyın.
Onları dinleyin.
Onlarla konuşun.
Evladınıza her gün "Derslerin nasıl?" diye sorduğunuz kadar, "Bugün kalbin nasıl?" diye de sorun. Çünkü bazen bir çocuğun ihtiyacı yeni bir telefon değildir.
"Çocuklarınızın cebinde ne olduğunu merak ettiğiniz kadar, yüreğinde ne taşıdığını da merak etmelisiniz.."
Bazen tek ihtiyacı, onu yargılamadan dinleyecek bir anne ya da babadır.
Sevgi, her problemi tek başına çözemez.
Ama sevgisizlik, birçok problemin sessiz başlangıcı olabilir. bağımlılığın beslendiği en tehlikeli boşluklardan biridir sevgisizlik.
Çocuklarınız en değerli varlıklarınız. Onlara gözünüz gibi bakmak yeterli olabilir mi ? Ruh dünyalarını da gözlemeniz gerekmez mi ?
Yakın zamanda sağlık nedeniyle genç yaşta oğlunu kaybeden bir baba olarak onlara çok daha yakından bakmalısınız. Geleceğimiz onlar değil mi ? " Onların kaybolmasına müsaade etmeyiniz !..
İslam bize sadece bedenimizi değil, aklımızı, neslimizi ve geleceğimizi de korumayı emreder. Çünkü insan, Allah'ın en değerli emaneti. İradesini örten, muhakemesini zayıflatan ve kendisini hem Rabbine hem de sevdiklerine yabancılaştıran her alışkanlık, bu emanete verilmiş ağır bir zarardır.
Kur'an-ı Kerim'de insanı kendi eliyle kendisini tehlikeye atmaması konusunda uyarır. Aklı örten ve insanın muhakemesini ortadan kaldıran her türlü maddenin haram olduğunu bildirerek, aslında yalnızca bir yasağı değil, insanı koruyan büyük bir hikmeti de bizlere göstermiştir.
Çünkü akıl, insanı insan yapan en büyük nimet.
İradesini örten, muhakemesini zayıflatan ve onu kendisine yabancılaştıran her alışkanlık, sadece bireye değil; ailesine ve topluma da zarar veriyor.
Bu yüzden uyuşturucuyla mücadele yalnızca hukuki değil, aynı zamanda ahlaki ve vicdani bir sorumluluktur.
Çünkü bağımlılık çoğu zaman kötü insanların değil, yanlış bir yola sapmış insanların hikâyesidir.
Bizim görevimiz parmak sallamak değil, el uzatmaktır.
Önümüzdeki bölümlerde şu soruların cevabını birlikte aramalıyız:
"Uyuşturucu gerçekten nedir ve bağımlılık insanın hayatını hangi adımlarla ele geçiriyor? Umarız bu önemli konuya kollektif duyarlılık gösteren sorumlu birey ve aileler vardır.
“Bu batağa saplananlarla, birlikte az sayıdaki kurtulanların hikayelerini ve uzmanların değerlendirmelerini ele alacağız, Siz de ilgilenmelisiniz hem ailenizle hem de çevrenizle..
Çünkü bir tehlikeyi yenmenin ilk şartı, onu doğru tanımaktır.
Devam edecek …
Bu konu sizi de ilgilendiriyorsa yorumlarınızı bekliyorum.
Muzaffer Şafak / Haber7
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol