Alevilere kulak verelim

  • GİRİŞ12.11.2008 08:17
  • GÜNCELLEME12.11.2008 08:17

Pazar günü başkentte miting düzenleyen Alevilerin bir talebi de, zorunlu din derslerinin kaldırılması. Bu hususta, Eylem Zengin'in müracaatı üzerine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin aldığı, "Din Kültürü ve Ahlâk Bilgisi kitaplarının, ebeveynlerin inançları dikkate alınarak değiştirilmesini" öngören bir kararı var. AB üyesi bazı ülkelerde zorunlu din dersi uygulaması mevcut. Dolayısıyla, bizde devam etmesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırı değil. Ama maalesef uygulamada, bu ders, din sosyolojisi ve kültürüyle sınırlı kalmıyor, İmam Hatip ve İlâhiyat mezunu öğretmenler tarafından talebelere, çoğu kez, Sünni İslâm'ın kuralları öğretiliyor. Zaten AİHM de buna karşı.
Şu anda anayasa değişikliği rafa kalktı. Ama keşke tek bir adım atılsa. Zorunlu din dersleri yerine, seçmeli din dersleri gelse. Bu seçmeli derslerde, ilköğretimden itibaren, isteyene, Sünni İslâmı, ya da Aleviliği, derinlemesine öğrenme imkânı verilse. Zorunlu din derslerinde yarım yamalak bir şeyler öğretileceğine, ailenin talebi halinde, daha mufassal bir eğitim yapılabilse.
Alevilerin bir başka talebi de, 1993 yılında büyük bir katliamın yaşandığı Madımak otelinin müzeye dönüştürülmesi. Bu talebi karşılamak o kadar zor mu? Böylece hükûmet, Alevi kardeşlerimizin yaşadığı acıyı unutmadığını da göstermiş olur.
Kanaatimize göre, istekler arasında, şu anda gerçekleştirilmesi mümkün görülmeyen yegâne konu, Diyanet İşleri'nin kaldırılmasıdır. Bu kurum, belki Alevilerin ihtiyaçlarını da karşılayacak biçimde yeniden düzenlenebilir. Ama, Diyanet İşleri Başkanlığı yasalarla o derece konuyor ki, mesela, Siyasi Partiler Kanunu'na göre, hiçbir parti Diyanet'in kaldırılması amacını güdemez. Kaldı ki, birçok kişi, Atatürk tarafından kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı'nı, laik cumhuriyetin vazgeçilmez bir unsuru gibi görmekte. Halbuki, devletin, bu kurum vasıtasıyla dine müdahale ettiği, bunun, aslında, laikliğe aykırı olduğu da bir gerçek.
Hükûmet, anayasal bir kurum statüsüne de sahip olan Diyanet İşleri Başkanlığı'na dokunamaz ama, diğer talepleri yerine getirmek, hiç de o kadar zor değil.

***

Yaşar Nuri ve başörtüsü

Antalya'ya giderken, uçakta, Yaşar Nuri Öztürk'e rastladım. Dindar camia Öztürk'e biraz küskün. Siyasete karışmadan önce, sempatizan kitlesi daha genişti. Bunun sebebi, başörtüsü konusundaki tavrı diye düşünüyorum.
Öztürk ile gündemden hiç düşmeyen başörtüsü meselesini konuştuk. İşte söyledikleri:
"Ben, başörtüsü dinin emri diyenlere kızıyorum. Mehmet Aydın gibi bir 'yorum' farkından ve 'tercih'ten söz edilse, bu tercihe saygı gösterilmesini elbette savunurum. Dinde başörtüsü konusunda icma yok. Sözgelimi İmam Malik, Hanefi fıkıhından Cassas, Tabiyundan, yani Sahabe'yi izleyen nesilden Said Bin Cübeyir, başörtüsünü Kur'an emri değil örf olarak değerlendiriyor. 'Kadın başını açarsa kerahet olur' diyorlar. 'Hoş karşılanmaz' anlamında."
Yaşar Nuri Öztürk'ün ko
nuşması, zihnimde bir ışık yanmasına vesile oldu. Acaba, "Başörtüsü dinin emridir" şeklinde kesin bir hüküm ifade edilmese, "Biz böyle yorumluyoruz ve örtünmeyi tercih ediyoruz" denilse, tartışma sona erer ve başörtülü kızlarımız tercihleri doğrultusunda hayatlarını sürdürme ve okuma özgürlüğüne kavuşurlar mı? Çünkü, "Yorum "ve "tercih", Anayasa Mahkemesi'nin, "başı açıklara dayatma olabilir" gerekçesini de çürütüyor.
Fethullah Hoca'nın "füruattandır" (İçtihadi bir mesele) demesi de böyle bir orta yol arayışını yansıtıyordu zaten.
***

Emeviler nasıl çöktü?

Dün "Gülü seven dikenine katlanır" demiş ve dostlukların önemini vurgulamıştım. İlhan Kesici, telefon etti; sütunuma aldığım cümlenin Ebu Müslim Horasani'ye ait olduğunu söyledi ve hikâyeyi nakletti:
Ebu Müslim Horasani, Emevi devletini yıkıp, Abbasi devletini kurdu. Ona zaferinin sırrını sordular. "Nasıl yendin Emevileri?" dediler. "Ben yenmedim ki, onlar kendi kendilerini mağlup düşürdü" cevabını verdi.
-Ya... nasıl oldu bu iş?
-Dostlarını uzaklaştırdılar, düşmanlarını yakınlarına aldılar. Düşündüler ki, onlar zaten dostumuz, öyle kalırlar. Biz iyisi mi düşmanlarımızı dost edinelim. Ama düşmanları dost olmadı; dostları da gücendi. Emeviler sahipsiz kaldı. Ve ufak bir darbeyle yıkıldı.
Böylece, dün Fehmi Koru'yla ilgili yazdığım hikâye tamamlanmış oldu. Yeni dostlar edinmek güzel ama, eski dostları unutmamak ya da rencide etmemek şartıyla... Bu arada, İlhan Kesici'nin eski fakat eskimeyen bir dost olduğu kaydını da düşüvereyim.
Nazlı Ilıcak - Sabah

Yorumlar9

  • isa ertuğrul 17 yıl önce Şikayet Et
    Bilinçli aleviler bu tepkiye destek vermedi.. Onlar bu hareketin alevilerin üzerinden TC.hükümetini zaafa uğratmak olduğunu fark etti biz bazı kürtler gibi oyuna gelmeyiz dediler.Yazarın işaret ettiği bazı konularda alevilerin dediği olabilir madımak oteli,din derslerinin seçmeli olması.fakat tamamen kalkması zaten zayıf olan din eğitimini zaafa uğratır.heryer hırsız uğursuz dolar diyanetin kalkması konusuda imkansız olan birşeydir.Din konusunu başsız bırakamazsınız bu çok tehlıkeli olur
    Cevapla
  • Salih ÖZYAŞAR 17 yıl önce Şikayet Et
    bilmiyorum yanlışmı düşünüyorum?. biz okulda din kültürü dersinde sadece peygamber efendimizi değil hz. Ali'yi, hz İsa'ı ya öğreniyorduk.sadece sunnilik değil aleviliği, hristiyanlığı hatta yahudiliği bile öğreniyorduk. hiçbir hoca hiçbir dini kötülemiyordu. hiçbir inanışa karşı gelmiyorlardı. haftada sadece 2 saat din kültürü dersi neden bu kadar ağı geliyor hala anlamış değilim
    Cevapla
  • baybars can 17 yıl önce Şikayet Et
    alevi kisvesi altında marksiz determinist istekler.. bunlar alevilerin istekleri değil bunlar,islam dünyasında marjinal kalmış bir kaç sapık fırkanın sapkınlığında olan öztürk gibi adamlar islam dünyasında daha önceki yy larda tartışılmış ve sonuca varılmış şeylerdir,ve marjinal grupları kullanan marksizlerin oyunları neden devlet dini desteklemesin halkın vergisini verdiği devlette pekala halkın isteği ile dini koruya bilir,sizin gibilerin derdi islamı hristiyanlaştırmak sekülerleştirmektir,yanlış olan insanların inançlarını ikrah ettirmek hanım efendi
    Cevapla
  • baybars can 17 yıl önce Şikayet Et
    kendini dostunu ayakta tuttuğunu varsayan.. dostunu ayakta tutuğunu sanan,dostunun hakkı yenirken hakkı yenmesini kabul edip,kendine muhtaç sayanlarla dost bir olurmu,sen dostuna sövmeyi onun karakteriyle oynamayı dostluk sayıyorsan o başka,eğer yok sayılıyorsan dostuna söverek var olamassın kendi hakkınsa birlikte arıyalım senin hakkını benim hakkımı yok syarak bulamayız,yoksa kendini dost gösteripte dostunun düşmanınamı yaranmaya çalışıyorsun.
    Cevapla
  • erolokan 17 yıl önce Şikayet Et
    Acaba alevilermi ?. Ben toplanan o gurubun alevi olduğuna inanmıyorum,sadece o isim altında toplanmış marksiz guruplar pkk ,da öyle sapla samanı karıştırmamaklazım, onların istediği marksiz anlayışta yönetim şekli o guruplardan munazara ettiğim birkaç kişi allah cc ret durumuna kadar düştü.Gerçek alevi böyle yaparmı..
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat