Şer güçler bu kez İslam düşmanı DEAŞ’ı sahaya sürdü…
- GİRİŞ01.01.2026 09:05
- GÜNCELLEME01.01.2026 09:05
Geçtiğimiz Pazartesi günü gece saatlerinde başlayan ve sabaha kadar devam eden bir operasyon yaşandı Yalova’da…
ABD’nin mevcut başkanı Trump’ın da açıkça itiraf ettiği gibi Amerikan derin devletinin İsrail ile işbirliği yaparak Obama eliyle ürettiği DEAŞ isimli cinayet şebekesi, İsrail’in siyasi hesaplarının altüst olduğu bir dönemde devreye girerek sahiplerinin aşağılık amaçlarına hizmet için bir kez daha elinden geleni yaptı.
3 polisin şehit olduğu bu kanlı çatışmada 6 İsrail köpeği de etkisiz hale getirildi.
Hristiyanları ve Yahudileri ‘ehl-i kitap’ addeden ve fakat kendilerinin dışında kalan tüm Müslümanları müşrik olmakla itham eden bu sapkın anlayış, tüm mevcudiyeti ile Müslümanlara düşmanlık yapmaktan imtina etmedi.
Bunların öncülleri ilk kez İngiliz gizli servisi tarafından Osmanlı’yı yıkmak maksadıyla vücuda getirilmiş ve onlar da görevlerini eksiksiz yapmışlardı.
Argümanları da aynıydı.
İngilizler ehl-i kitap Osmanlı müşrikti…
Böylelikle ihanete ve alçaklığa sapkın bir kılıf uydurabiliyor ve gönül rahatlığı ile Müslüman katledebiliyorlardı.
Bunların ilk ataları Haricilerdi…
Hz. Ali’ye dahi “kâfir” diyebilecek kadar zıvanadan çıkmış bu sapık güruh da Hristiyanlara ve Yahudilere karşı şefkatle davranıyor ve fakat bir Müslüman gördüklerinde işkence yaparak katlediyorlardı.
Katlettikleri sahabenin sayısı bile bilinmiyor.
Dikkat buyurun, 1400 yıl önce de aynı argümanlarla Müslüman öldürmüşlerdi, 100 yıl önce de…
Bugün yegâne hedef olarak belirledikleri Müslümanlara saldırırlarken de söylem birebir aynı.
İslâm düşmanı unsurlara yönelik en küçük bir mücadeleleri olmamıştır.
İsrail ile el bebek gül bebek geçinirlerken, kendileri gibi düşünmeyen Müslümanlara yönelik barbarca bir şiddet kullanmaktan asla imtina etmezler/etmiyorlar…
Anası CIA babası MOSSAD olan bir hilkat garibesidir DEAŞ ve benzerleri.
Bunların, İngiliz gizli servisince icat edilmiş versiyonları da vardır.
Hamas’a ‘Şebbiha’ deyip Gazze üzerinden fitne üreten bu İngiliz anahtarlarının da zerre kadar farkı yoktur mezkûr sapkın güruhtan.
Tek bir noktaya kilitlenmişlerdir.
Müslümanların ittihadına suikast tertiplemek ve ümmetin kâfirlere karşı mağlup olmasını sağlayacak operasyonlar tertiplemek…
En başarılı oldukları saha, İslâm düşmanlarıyla ittifak etmek.
Ne zaman küffar sıkıntılı bir duruma düşse ve Müslümanlar görece mevzi kazanmaya başlasa, bu ihanet şebekesi sapkın güruh derhal sahneye çıkar ve ortalığı kan gölüne çevirir.
Bu aşağılık topluluğu ihdas eden şer güçler, onların zıt kardeşleri konumundaki odakları da eşzamanlı olarak devreye sokar.
Yalova’daki operasyonda bir kez daha şahit olduk bu perde gerisinde gerçekleştirilen işbirliğine…
Bu katil sürüsü 3 polisi katlederken, vasıfları hepinizce malum güruh da vakit geçirmeden cephedeki yerini aldı.
Anılan işbirlikçi şebeke, her kritik güvenlik operasyonundan sonra olduğu gibi, bu acı üzerinden de kirli bir dil üretmeye başladı, özellikle de sosyal ve dijital mecralarda…
Devlete, polise ve kurumlara güvensizlik aşılamaya çalışan bu söylemler, terörle mücadelenin sahadaki başarısını masa başında zayıflatma çabasından başka bir şey değildi elbette.
Böylelikle perde gerisindeki güçlerin Türkiye’nin elini zayıflatma ve zaafa düşürme operasyonu, amacına ulaşmış olacaktı.
Gerçi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, derhal Yalova'da meydana gelen terör saldırısına ilişkin sosyal medyadan yapılan paylaşımlarla ilgili ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçundan resen soruşturma başlattı ama onlar maksatlarına çoktan ulaşmıştı bile…
Şu bir gerçek ki, Türkiye, dünyanın en zor güvenlik coğrafyalarından birinde yer alıyor. Balkanlar, Kafkasya ve Orta Doğu’nun kesişme noktasında bulunan ülkemiz, dünyayı kontrol etme amacındaki emperyalist güçlerce taşeron olarak kullanılan terör örgütlerinin hem hedefi hem de geçiş güzergâhı yapılmak isteniyor…
Bakınız bu, bir günlük bir tehlike değil.
Bu, kritik coğrafyadaki ülkemizin kesintisiz sürdürmek zorunda olduğu çetin bir mücadele…
Zira tehlike tek yönden tehdit etmiyor…
Bu açıdan, Yalova'da DEAŞ'a karşı yapılan operasyon, sivil hassasiyeti ve polislerimizin özverisi açısından Türkiye'nin terörle mücadelesini hangi değerlerle yürüttüğünü belgeleyen bir operasyondu.
3 kahraman polis şehit oldu ancak tek bir sivilin burnunun kanamasına dahi izin verilmedi.
DEAŞ'a karşı yapılan operasyon, bir anlamda omurilik yakınlarındaki bir tümörü almak gibiydi. Gece saatlerinde başladı, sabaha kadar sürdü.
Sivillere zarar verilmemesi için sabır, akıl ve yürek bir olmalıydı.
Öyle de oldu.
Bütün siviller tahliye edildi.
Tek bir günahsızın canına zeval gelmesin diye, emperyalist güçlere tetikçilik yapan alçaklara “çocuğu bırak” diye dil döktü polisler.
İşte bu, Türkiye’nin terörle mücadelesinin vicdanla yürütüldüğünün açık bir kanıtıdır.
“Milletimizin huzuruna ve devletimizin güvenliğine kasteden eli kanlı canilerle mücadelemizi sınırlarımız içinde ve ötesinde kararlı ve tavizsiz devam ettireceğiz!”
Sayın Cumhurbaşkanının bu hayli net açıklamasına rağmen işbirlikçi güruh tezvirata ve karşı propagandaya devam etti ve şöyle bir argüman geliştirmeye çalıştı.
“DEAŞ’a karşı yeterli önlem alınmadı!”
Gâvurların yüreğini sevindiren bu iftira, esasen Türkiye’nin yıllardır sınır içinde ve sınır dışında verdiği yoğun mücadeleyi görmezden gelmenin ta kendisidir!
Türkiye, DEAŞ’la fiilen savaşmış, binlerce operasyon yapmış ve ağır bedeller ödemiş bir ülkedir.
Büyük bedeller ödenerek verilmiş olan bu mücadeleyi yok sayan her söylem, sadece devleti değil, şehitlerin fedakârlığını da tartışmalı hâle getirir ki, bu, alçaklığın da ötesinde bir ihanettir!
Evet, Türkiye, şer güçlerin taşeron olarak kullandığı tüm terör örgütleriyle olduğu gibi İslâm’ın kalbine sokulan zehirli bir hançer olan aşağılık DEAŞ’la da sonunda kadar savaşmaya devam edecektir.
Bir diğer İslâm düşmanı FETÖ’cü şerefsizlerin ve işbirlikçi destekçilerinin dezenformasyonu ve kirli algı operasyonları bu mücadeleyi sekteye uğratmakla kalmayıp onların efendisi olan şer güçlerin de hevesi kursaklarında bırakılacaktır elbet…
Nihat Nasır / Haber7
Yorumlar1