Bir zamane dini olarak futbol!
- GİRİŞ08.01.2026 08:49
- GÜNCELLEME09.01.2026 08:54
Bu meseleye dair epey bir zamandan beridir yazmak istiyordum fakat güncel hadiseler mütemadiyen ertelememe sebep oldu.
Geçtiğimiz haftalarda yaşanan aşırılıklar, bende bu hususu gündeme almanın artık şart olduğu kanaati oluşturdu ki, bu yazı o kanaatin neticesidir.
Yazının hemen başında şu noktaya bahusus dikkat çekmek isterim.
Yazımız, herhangi bir takımı değil topyekûn futbol olgusunu teşrih masasına yatırma maksadına matuftur.
Ne demek bu?
Şu demek…
Herhangi bir takım taraftarı, yazıda bahsi edilen sakatlığı kendi takımıyla özdeşleştirmesin ve bunun ayniyle başka bir takım için de geçerli olduğunu aklından çıkarmasın.
Yani derdimiz, şu ya da bu takımı eleştirmek değil, futbol nedeniyle toplumun düştüğü ahlaki zaafa dikkat çekmektir.
Gelelim mülahazamıza…
Futbol müsabakalarının tehdit ettiği ve hatta önemli ölçüde devre dışı bıraktığı en büyük insani haslet, ne acıdır ki, “adalet” olgusu olmuştur hep.
Buna dair değil yüzlerce, binlerce örnek vermek mümkün lakin yukarıda da altını çizdiğimiz gibi, maksadımız takımlar üzerinden örnek verip bir polemik başlatmak değil, bilakis herkesi kuşatan bir faciaya projektör tutmak olduğundan, genel geçer örneklerle yetineceğiz…
En dikkat çekici ve kapsayıcı örnek, hakem kararlarıyla ilgili olarak farklı takım taraftarlarının sergiledikleri çelişik ve tutarsız yaklaşımlar olsa gerektir.
Bu husus şöyle tezahür ediyor genel olarak…
Söz gelimi bir hafta, tuttuğu takım aleyhine yapılan hakem hatasını yerden yere vuran şahıs, bir sonraki hafta, rakip takım aleyhine yapılan benzer bir hatayı, “çok yerinde bir karar” diyerek savunabilmekte ve bundan hiçbir şekilde rahatsızlık duymamaktadır.
Açık söylemek gerekirse bu hal facianın ta kendisidir.
Neden mi?
Kişi, hiç farkında olmadan adalet duygusunu taraftarlık marazına kurban vermekte tereddüt etmiyor ve bunun ruhunda nasıl bir yara açmış olabileceğini aklının ucundan dahi geçirmiyor…
Peki, böylesine korkunç bir kötülüğe hangi gerekçeyle kapı aralıyor?
Tuttuğu takımın puan almış olması için!..
Peki, o takım puan alınca adalet duygusunu yele veren şahıs ne kazanıyor?
Hiçbir şey!
Evet, hiçbir şey!...
Sakın yanlış anlaşılmasın, herhangi bir şey kazanma durumunda bile adaletten vaz geçilemez.
Burada dikkat çekmek istediğim nokta, kişinin, sırf taraftarlık uğruna, tamamen mevhum yani varsayılan bir şey için böyle bir tehlikeye gözünü kırpmadan girebiliyor olmasındaki gözü karalık…
Zaten bu yüzden futbolu “zamane dini” olarak niteledim.
Zira insanlar ancak kalben inandıkları davalar için böyle gözü kara pozisyon alabilirler.
Bizler Müslümanız!
Bu yönüyle Allah’ın emirleri her şeyin önünde ve fevkindedir.
Allah Müslümanlara, “adaletli olmayı” emreder Kuran’ın birçok yerinde.
Adalet, Kur’an açısından o kadar önemlidir ki, “Bir kavme olan düşmanlığınız sizi onlara karşı adaletsizliğe sevk etmesin” diye özellikle altı çizilir ve savaş gibi çok kritik süreçlerde bile adalete uymanın zorunluluğuna dikkat çekilir.
Bu yazıyı yazmama neden olan hadiselerden birisi de sosyal medyada gördüğüm bir paylaşım idi.
Sosyal medya mecralarının birinde, yakından tanıdığım ve düzgün bir insan olarak bildiğim birisi, fanatiği olduğu takımın rakibiyle ilgili olarak, “onlar mı yoksa İsrail mi daha kötü karar veremedim” diye bir paylaşımda bulundu.
Gördüğümde yüreğim titredi.
Bu kadarı gerçekten fazlaydı ve mesele artık itikadî bir alanda arz-ı endam ediyordu.
İkazda bulunmaya dahi cesaret edemedim.
Ya işi inada bindirip daha da ileri gidecek cümleler sarf ederse ne olacaktı?
Böyle bir riske girmektense futbol olgusunun daha doğrusu taraftarlık olgusunun tamamını kapsayacak bir yazı yazmak daha doğru ve isabetli olacaktı, ben de öyle yaptım.
Evet, sevgili dostlar!
Durum gerçekten bu kadar vahimdir.
Kendi takımı lehine, rakip takım aleyhine yapılan adaletsizliklere sevinen bir psikoloji, başka adaletsizliklere de kapı aralamış olmaz mı?
Futbol gibi tamamen malayani, amiyane tabirle “boş-beleş” bir şey için adalet duygusunu kurban veren birisi, başka neler yapabilir, bir düşünün…
Meselenin bir başka tarafı daha var.
Kulüplerin tepesindeki “baronlar!..”
Futbolu bir endüstri gibi addedip ondan nemalananlar, medya, işadamları, taraftar grupları vesaire…
Onlar bu sosyal gerçeklikten istifade ederek birlerini bin ediyor hatta suç işleme imtiyazına sahip olabiliyorlar.
Taraftarları, belli amigo çeteler üzerinden manipüle edip, milletin ve memleketin aleyhine slogan attırabiliyorlar.
Ve ne acıdır ki, hiçbirine hiçbir şey olmuyor!
Söyler misiniz Allah aşkına, böylesine tabu haline getirilmiş bir olgu, din değil de nedir?!
Peki, gerçek buysa bizim gerçek dinimiz hangisidir?
Her hal ve şartta adaletli olmamızı emreden İslâm bizim neyimiz olur sahi?
Bu sorunun zıddını yazmak istemiyorum doğrusu zira böyle bir durumda verilebilecek cevap, ilgilisini itikaden çok zor bir duruma düşürebilir.
Netice itibariyle…
Fanatik taraftarlar, böyle bir yazıdan bile rahatsız olabilirler, bu bir gerçek…
Bu hakikati göze alarak yazdım…
Yazmasaydım kendimi mesul hissederdim doğrusu.
Lakin bu uyarının, külahını önüne koyup düşünmesi muhtemel iyi niyetlileri uyandırıp toplum olarak hep birlikte düştüğümüz bu çukurdan çıkarma ihtimali için değer diye düşündüm.
Futbolu bir eğlence aracı gibi görüp bu kadarla yetinenlere bir sözüm yok.
Hatta bazan milli maçlarda milli duruşa ve bilince katkısı bile olabiliyor.
Buna da itirazım yok lakin bir mayın tarlası gibi yanlış bir adımda hayata yani imana mal olabilecek bir potansiyele sahip olduğu da yadsınamaz bir gerçek…
Bunun farkında olmalı ve Allah rızası için kendimize gelmeliyiz…
Yorumlar7
-
Tecrübe
13 saat önce
Şikayet Et
İyi yönetilmeyen her toplulukta, zamanla bozulma, alt kültürler, normal dışılık ve yozlaşma oluşur. Bu bazen iyi yönetilse bile oluşur. Yönetimler sürekli aldıkları tedbirlerle bu bozulmayı önler ve iyileşme sağlar. Kısaca, berbat TFF yönetimi sonucu, berbat futbol ortamı. Ancak, Bayan voleybol tam tersi. Bu arada cevap vermediğiniz iyi olmuş.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Musa
17 saat önce
Şikayet Et
Boş beleş tabiri bence az. Bence bu konuyu değerli yazarlarımız akademisyenlerimiz hocalarımız cesurca konuşabilmeli. Bu kadar milleti futbol ile hipnoz etmek artık yeter
Beğen
Cevapla
Toplam 3 beğeni
-
Muhammet
21 saat önce
Şikayet Et
İlk defa bu sorunu bu şekilde dile getiren bi yazar olarak tesekkur ediyorum.
Hertürlü yasadışı islerim döndüğü boş beleş uğraş hatta gerçeği görmedin diye gençlerin gözünü kapatan bir eğlence bağımlılık haline geldi .
Beğen
Cevapla
Toplam 8 beğeni
-
Şems
22 saat önce
Şikayet Et
Allah adaletli olmayı emreder. Peki sen ne kadar adaletlisin?
Beğen
Cevapla
-
erdal
17 saat önce
Şikayet Et
bu makaleden siz ne anladınız da bu soruyu soruyorsunuz? arada sırada yorumlarınıza rastlıyorum tek bir olumlu yorumunuzu göremedim. amacınız nedir?
Beğen
Toplam 3 beğeni
-
nuri şahi-biliç
23 saat önce
Şikayet Et
fanatik Beşiktaş taraftarıyım yazıdan bırakın rahatsız olmayı altına imzamı atarım elinize sağlık.
Beğen
Cevapla
Toplam 9 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle