Bilimselcilik ve akılcılık imanı boğuyor!..
- GİRİŞ15.01.2026 09:10
- GÜNCELLEME15.01.2026 09:10
İslâm dünyası, yaklaşık iki yüz yıldan beridir, modern yaklaşımlar nedeniyle bir sapmanın pençesinde…
Yenilikçilik (teceddüt değil), modernizm, bilimsellik ve akılcılık söylemlerini iddialarının merkezine koyan bu yaklaşımlar eliyle Müslümanlar, uzun süren bu kaosa mahkûm edilmişlerdir adeta.
Dünyayı iliklerine kadar sömürmek maksadında olan batının, bilimsel ve teknolojik gelişmeler vesilesiyle ürettiği soykırımcı materyalist ideoloji, İslâm âlemini de bu kompleksli kesimler marifetiyle kendisine ram etmeyi bilmiştir doğrusu…
Sonrasında, bilimsel tezler vahyin, yeni icatlar geleneğin, yeni ideolojiler mefkûrenin ve çadır tiyatrosu da bedii sanatların yerini aldı ne yazık ki.
Bidayette, ‘İslâm bilimselliği reddetmez’ mantığıyla başlayan mezkûr dönüşüm sürecinin özneleri, bilimsellik ve akılcılıkla çatışan tüm kadim unsurlarını ve değerlerini, doymak bilmeyen bu canavara kurban vermekte asla tereddüt etmedi.
Yeri geldi vahiy sorgulandı, yeri geldi peygamber (sav)’e (hâşâ ve kella) bir postacı muamelesi yapıldı…
İman eden insanların iki gözünden aziz bu değerlerle çatışmaktan imtina etmeyenler, elbette ki sahabeyi, ulemayı ve geleneksel olan tüm değerleri ceffelkalem silecekti.
Nitekim öyle de oldu.
Sorumlu, yetkin ve donanımlı bir münevverin yapması gereken, kadim olanı keşfetmekti. Oysa bahsi edilen hususiyetlere sahip olmayan yeni tarz aydınlar, bu zorlu yola girmektense kolay ve ucuz olanı tercih ettiler ve ‘va’zı ceditle’ yani modern bir söylemle (tabirimi lütfen mazur görün) arka kapıdan usulca çekip gitmeyi uygun buldular.
Girilen bu ‘yeni’ yol, yol değildi. Zira ‘sabite’ diye nitelendirdiğimiz imanî unsurlar başta olmak üzere tüm değerler tam bir sorgulama süzgecinden geçiriliyordu.
Evrim teorisinin yaratılışa tercih edilmesinden tutun da, gündelik hayattaki sıradan bir âdete varıncaya kadar insafsız bir sorgulamaydı bu…
Zihinleri işgal eden batılı düşünüş tarzının bir sonucu olsa gerek, tıpkı bir engizisyon hâkimi gibi asıp kestiler!..
Falanca şirktir, asın!
Filanca hurafedir, kesin!
İşin tuhafı, onların şirk ve hurafe diyerek idam etikleri değerlere, İslâm düşmanı batıcı zihniyet, ‘bilim ve akıl dışı’ suçlamalarında bulunuyordu öteden beri.
Aynı hedefe, farklı yerlerden yapılan kamikaze saldırılar…
Gerçi ‘farklılığın’ hangi ölçüde ve nasıl olduğu tartışılır ya, o bahsi diğer…
Meselenin en acı veren tarafı, ileri sürülen tezlerin, Müslümanların mutluluğunu intaç edecek formüllerden ziyade İslâm düşmanlarını memnun ve ikna (?!) edecek bir hüviyet taşıyor olmasıdır açıkçası.
Gün yok ki, anılan meseleye dair, duymaktan artık gına getirdiğimiz bir spekülasyonla arz-ı endam etmesinler…
Rasyonalitenin ve objektivitenin mutlak surette belirleyici olduğu bilimsellikle, imanın ve itikadın anlamlandırdığı İslâmîlik arasında kalmak!..
Tam bir ‘iki arada bir derede’ durumu…
Bir yanda imanın öngördüğü sabiteler, diğer yandan bilimin emrettiği akılcılık…
İşte bu yüzden ‘İslâm akıl dinidir’ saçmalığı üretilmiştir.
İşte bu yüzden aklın asla kavrayamayacağı İslâmî hakikatler hurafe suçlamasına muhatap kalmıştır ve sırf bu nedenle ‘İslâmî ilimler, İlahiyata’ dönüştürülmüştür.
Zira İlahiyat, sonuç itibariyle ‘teolojiden’ ibarettir!
Yani modern bilim içerisinde kendisine bir alt başlık payesi verilmiş olan sosyal bir olgu, hepsi bu!
Bunun adı indirgemeciliktir ve ilahiyatçılarımızın birçoğu maalesef bununla iftihar etmede…
Kur’an’ın tanımladığı aklı çalıştıramayanlar, bilimselliğin zebunu olmuş zavallı modern akılla dini yeniden tanımlama çabasına girişmiş (?) akılcılığın, kendine fayda vermeyen mantığıyla İslâmî meselelere izah getirebilmesi mümkün mü?
İslâm’da kalp aynı zamanda bir akletme aracıdır malumunuz…
Bilimselciler “beyin varken kalbe böyle bir mana yüklemek bilime aykırıdır” yaklaşımı serdederek akılları sıra bir açık yakaladıklarını sanıyorlardı.
Bundan çok kısa bir süre önce İsveç'teki Karolinska Enstitüsü ve ABD'deki Columbia Üniversitesi’nden araştırmacılar, kalbin kendi sinir sistemine ve mikro bir beyine sahip olduğunu ortaya çıkardı.
Bu ne anlama geliyor?
Bilimin, vahyi, yüzyıllar sonrasından takip ettiği gerçeğine elbette…
Demek ki, “bilimsel bir iddia” üzerinden vahye kafa tutmamak lazım…
Bunu bir Müslümanın yapması ise çok büyük bir faciadır sadece…
Oysa bilim de akıl da Allah’ın kullarına bahşettiği bir nimettir.
Bunları vahiyle çatır hale getirmek meseleyi asla anlayamamış olmanın ve zekâ geriliğinin neticesidir.
Bilim, ‘sünnetullah’ olma vasfıyla son tahlilde vahye ser füru eder…
Bu gece miraç kandili…
Aynı bilimselciler ve akılcılar akla uymadığı gerekçesiyle miracı da reddediyorlar.
Oysa bir surenin de adı olan ‘İsra’ Kur’an’î bir hakikattir.
Miracı reddedenler İsra’yı o kendilerine bile kifayet etmeyen akıllarıyla kavramışlar mıdır sahi?..
Bu düşünceler ile kandilinizi tebrik ediyorum, mübarek olsun…
Yorumlar6
-
Yolcu
1 saat önce
Şikayet Et
Güzel bir kaleminiz sağlık..
Beğen
Cevapla
-
Selim
2 saat önce
Şikayet Et
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman edemez. Allah, azabı akıllarını (güzelce) kullanmayanlara verir.
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Allah’ın izni olmadıkça hiç kimsenin inanması mümkün değildir. O, akıllarını kullanmayanları inkâr bataklığında bırakır.
Beğen
Cevapla
-
Sucu Abdullah
3 saat önce
Şikayet Et
Tedavi benden olsun bilgili çalışkan üretken imanlı ahlaklı vatansever başarılı adaletli yardımsever emanete hiyanetlik etmeyen dolandırıcı olmayan bilgisi ve alın teriyle kazanan helali haramı bilen suç işlemeyen kötü alışkanlıklardan uzak durun fakiri dulu yetimi kimsesizi düşünen nesiller yetiştirmek
Beğen
Cevapla
-
selen
3 saat önce
Şikayet Et
Müslüman insan her gün bambaşka bi sınavın, sürümcemenin, diktenin, zorlamanın, zorluğun içinde. ZOR Kİ NE ZORRRR..
RABBİMİZ MİRACIN HÜRMETİNE ÜMMETİ MUHAMMEDİN İMANINI KORUSUN, ALLAHA VERDİĞİMİZ SÖZÜ ve KULLUĞUMUZU ÖLÜNCEYE DEK BAKİ KILSIN.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
ali osman
4 saat önce
Şikayet Et
teşhisi ortaya koydunuz lakin tedaviyi unuttunuz. meseleye bir hal çaresi bulun da müminin imanı kurtulsun.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Nurtalebesi
1 saat önce
Şikayet Et
Değerli kardeşlerim kesin reçete: asrın Kur'an tefsiri Risale-i Nur külliyatı anlayarak ve kabul ederek tam ve eksiksiz bir teslimiyetle okursanız Allah'ın izniyle hiçbir müşkül meseleniz kalmaz.
Beğen
Daha fazla yorum görüntüle