Menderes’i asanlarla omuz omuza bir siyasetçinin portresi…

  • GİRİŞ23.04.2026 09:11
  • GÜNCELLEME23.04.2026 09:11

Hüsamettin Cindoruk bir süre önce vefat etti malumunuz…

Arkasından iyi sözler söyleyenler de oldu, eleştirenler de…

Hesap defteri kapanmış birisini sırf sahip olduğu olumsuzluklar nedeniyle gündemime almak gibi bir niyetim yok lakin bahse konu kişinin Türk siyasi hayatında çok özel bir konuma sahip olması, hakkında böyle bir değerlendirme yapılmasını lüzumlu kılıyor bence… 

Hüsamettin Cindoruk konulu yazıyı bu kabulden hareketle kaleme aldım.

Böylelikle hem tarihe not düşmüş hem de hakkında hiçbir şey bilmeyen genç insanların bu spesifik şahsı bir ölçüde de olsa tanımalarına imkân sağlamış olacağım…

Günahı sevabı kendisinin olsun, biz o hususlara girmeden siyasetin bir duruş olduğu gerçeğinden hareketle, Cindoruk’un uzun süren ömründe tamamen kendisinden sadır olan fiilleri ve sözleri örnek vererek nasıl bir duruş sergilediğini göstermeye gayret edeceğiz. 

Mevzuya, tamamen uydurma bir sözü uzun yıllar hiç itiraz etmeden sanki gerçekmiş gibi sahiplendiği hakikati ile başlayalım dilerseniz…

Yıllar yılı, katiyen söz konusu olmadığı halde ‘Menderes’in avukatı’ diye takdim edildi ve bu aslı astarı olmayan söylentilere sesini çıkarmayıp bunun getirisiyle ikbalini parlatıp durdu…

Adnan Menderes’in merhum oğlu Aydın Menderes; “babamın avukatı değildi” deyince de hiçbir şey olmamış gibi sessizliğe kaldığı yerden devam etti…

Cindoruk, kelimenin tam manasıyla İslâmî değerlere düşman idi. 

Bu anlamda gerçek kimliğini saklamayan ender kişiliklerden birisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz…
CHP’lilerle aynı düşünce soyundan geldiği halde her ne hikmetse ‘sağcı’ görünen partilerde yer aldı. 
Bu görüntü, vurduğu darbeleri daha güçlü kıldı aslında.

Hiç değişmeyen bir duruşu daha vardı…
9cu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in adeta tetikçiliğini yapmak…
Demirel, dindar kesimi ürkütmemek için yapmak isteyip de yapamadığı ne varsa hepsini Hüsamettin Cindoruk’a yaptırdı….

Böylelikle ne şiş yandı ne de kebap…

Siyasi hayatını Demirel’e endekslemiş birisi için hem risksiz bir alandı bu hem de inandığı şeyleri tatbik için sağlanan bir imkândı… 

Dilerseniz şimdi bu iki konumuyla alakalı kendinden sadır olan örneklere geçelim.
2010 yılında o zaman başbakan olan Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyib Erdoğan Süleymaniye Camii’nde namaz kılınca şunları söylemişti Cindoruk…

“Dün sabah Süleymaniye Camii’ne siyaset girmiştir. O camiye siyaset girdiği zaman bütün camilere siyaset girmiş demektir. 

Ben Sayın Başbakanı ve arkadaşlarını ayıplıyorum. 

İşte ‘laiklik tehlikededir’ dediğimiz budur.”

Doğrusunu isterseniz Sayın Cumhurbaşkanımıza olan husumeti çok kavi ve köklü idi.
Biraz aşağıda bunlara dair de örnekler serdedeceğiz lakin daha öncesinde Cumhuriyet gazetesine verdiği mülakatta İslâm’a olan husumetini gösterir cümlelere değinmeden geçmek olmaz…

Gazetenin, onun ağzından “Şer’i anayasa isteniyor” sözünü başlık yaparak naklettiği şu ifade çok önemli mesela…

“Cumhuriyet ve laik demokrasi çok mesafe kazanmıştır ancak karşıtları da kuvvetlidir. Bu kadar imam hatip açılması, Cumhuriyet eğitiminin dışında bir dini eğitimin sonuç alması halkın bir kısmında destek bulduğu olgusunu doğruluyor ama bunu aşacağız.”

Erdoğan’a olan husumetine gelince…

Yukarıdaki ifadesinden de anlaşılacağı üzere İmam Hatip mezunu olmasını hiçbir zaman hazmedemedi.

Ne başbakanlığını ve ne de Cumhurbaşkanlığını bir türlü kabullenemedi ve her fırsatta aleyhine konuştu. 

Hatırlanacağı üzere 2010 yılında Erdoğan, ‘Roman Açılımı’ diye bilinen bu memleketin ötekileştirilmiş vatandaşlarına yönelik bir kucaklama harekâtı başlatmıştı…

İliklerine kadar elitist ve jakoben olan Cindoruk Kırşehir’de düzenlenen Ahilik toplantısı münasebetiyle bu açılımı şu sözlerle alaya alıyordu. 

“Eskiden Kırşehir’deki ahilik toplantılarına başbakanlar giderdi. Şimdi çingene toplantılarına gidiliyor…”

Cindoruk bu cümlelerle ‘Çingeneler’ diyerek toplumun belirli bir kesimini aşağılamakla kalmıyor, doğrudan, o günkü başbakana gönderme yaparak seçilmesini sağlayan halkın tamamını istiskal ediyordu. 

Böyle birisiydi işte…

Cumhurbaşkanımız yönelik husumeti gözünü öylesine karartmıştı ki, Türk aile kavrayışının hilafına olarak Erdoğan’ın eşi hanımefendiye dil uzatacak denli terbiye sınırlarını zorlamaya vardırmıştı kendisini…

2010 yılında Brüksel’de temaslarda bulunan Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan hanımefendi için, “Türk Kadınını temsil edecek bir tarafı mı var?” ifadesini kullanan Cindoruk, tabiri caiz ise kabalığın ve nobranlığın dibini bulmuştu…

2014 yılında ise FETÖ’cü alçakların peşine takılarak onlara destek maksadıyla; “Başbakan ve ailesinin yönettiği bir suç örgütü var” diyerek hem FETÖ’ye selam çakmış hem de Erdoğan’a olan kinini göstermekten geri durmamıştı…

Siyasi portresine gelince…

Yazının başlarında ‘Demirel’in tetikçisi idi’ demiştik…

Yasaklı yıllarında Demirel adına DYP genel başkanlığına ‘emanetçi’ olarak seçilip, yasaklar kalktıktan sonra da koltuğu hemen boşaltması, bu iddiamız için yeter delildir ama biz birkaç örnek daha zikredeceğiz…

Kimse sözünü etmez ama 28 Şubat karanlığının en önemli aktörlerinden birisiydi Cindoruk… 

Erbakan, başbakanlık Tansu Çiller’e geçsin diye istifa ettiğinde, Refah Partisi ve DYP hâlâ meclisteki salt çoğunluğu oluşturuyordu.

İşte Cindoruk tam bu noktada Demirel’in emri üzerine bir kez daha harekete geçti.
DYP’den işaret ve telkinlerle istifa ettirilen milletvekilleri Cindoruk’un kurduğu DTP’ye girmiş ve bu parti ANAP ve DSP ile koalisyon kurarak 28 Şubat’ın ‘sivil darbe’ tarafında durmuştu. 

Yapılan, kelimenin tam manasıyla ahlaksızlıktı lakin o gün için bunun hiçbir anlamı ve kıymeti yoktu.

Cindoruk’un Erdoğan’a olan düşmanlığı ölene kadar devam etti.

Türkiye’deki tüm kaos süreçlerinde bir şekilde ortaya çıktı ve Erdoğan’a karşı elinden ne geliyorsa ardına koymadı…

Menderes’in partisinde, üstelik genel başkan sıfatıyla, Menderes’i aslanlara adeta askerlik yapan bir siyasi fenomendi Cindoruk…   

Düşünün Adnan Menderes’in oğlu Aydın Menderes’i ekarte ederek 16 Mayıs 2009 tarihinde yapılan Demokrat Parti 5ci Olağanüstü Büyük Kongresinde DP’nin başına geçen Cindoruk, seçimlerde kendi partisine değil CHP’ye oy vermişti!..

Nereden mi biliyoruz bunu?

Oy kullandığı sandıktan DP’ye 1 (yazıyla bir) adet bile oy çıkmamıştı da ondan tabii…
Zaten kendisi de saklamıyordu AK Parti karşısında CHP’yi destekliyor olmasını…
Mesela 31 Mart 2019 seçiminden önce şu sözleri sarfetmişti…

“Önümüzdeki seçimler, parlamenter demokrasinin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nden intikamı olacaktır!”

Netice-i kelam…

Bu bir ‘ölünün arkasından konuşma’ yazısı değildir.

Bir siyasetçinin portresidir ve eğer memleketin doğru yönetilmesini istiyorsak herkesin tanıması ve bilmesi gereken bir kişiliktir… 

Türkiye’de siyasetin nasıl yapıldığını, entrikaları, husumetleri ve buna benzer daha birçok hususu, bu ve benzeri şahsiyetlerin davranışıyla çözümleyebiliriz ancak…

Bu yazı, mezkûr maksada hizmet ettiyse eğer ne mutlu…

Nihat NASIR / Haber7

 

Yorumlar5

  • Hüseyin Erdinç 22 dakika önce Şikayet Et
    Bu yazıyı keşke sağlığında yazsaydınız daha iyi olurdu, belki Cindoruk okuduğunda yaptıklarından utanırdı, bizde bunları tanıyamamışık DYP'ye cahillik döneminde verdiğim oylara yazıklar olsun.
    Cevapla
  • Melik 23 dakika önce Şikayet Et
    Çok doğru konulara temas edilmiş. Kaleminize sağlık.
    Cevapla
  • Mesut 25 dakika önce Şikayet Et
    Ateşi bol olsun
    Cevapla
  • Ayarcı 1 saat önce Şikayet Et
    Ben bu ölü değil, zalim Firavun'un marifetlerini biliyorum... iyi birisi değil di... Mekanı cehennem OLSUN.yüce Allah CC bu zalimide cehennemin ateşinde harlasın...
    Cevapla Toplam 6 beğeni
  • olcay 14 dakika önce Şikayet Et
    amiin
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat