Bildiğin gâvur…

  • GİRİŞ25.06.2026 08:24
  • GÜNCELLEME25.06.2026 09:56

Öyle bir dönem ki, sadece hayat tarzı dayatılmamış, nasıl inanılacağı ve düşünüleceği de belirlenmiş…

Adına, çağdaşlık, modernlik, laiklik ve sekülerlik demişler ve vermişler sopayı…

‘Sopa’ sözün gelişi, bazan idam sehpaları kurmuşlar, bazan on yıllar süren hapishane hayatına mahkûm etmişler, bazan eski tabirle nefiy yani sürgün münasip görmüşler ve son dönemlerde olduğu gibi de ‘hayatın içinden çekip gidin ve buraları bize bırakın’ manasına gelen hayat tarzı dayatmasına tevessül etmişler/ediyorlar…

Çok değil son bir haftada gelişen üç hadise, yukarıda özetini verdiğim sürecin gelip dayandığı noktayı göstermesi açısından hayli manidar.

Öyle manidar ki, dayatmaya tevessül edenlerin ve bu tahkir edici muameleye maruz kalanların, bu memleketi ‘Darülislam’ yapan ve ‘İ'lâ-yi kelimetullah’ için yüzbinlerce şehit vermiş bir milletin ahfadı olduğuna inanmak imkân dahilinde değil!

Düşünün, bundan 150 yıl önce bir gayri müslim at üzerinde Müslüman bir topluluğun önünden geçemezdi yani edepsizlik sayılırdı bu…

Yabancı sefirler bile eşyalarını taşıttıkları hamalın üç adım arkasından yürürlerdi…

İçinde bulunduğumuz yüzyılda kimsenin böyle bir şey umduğu yok elbette.

Dönüşe dönüşe ulaştığımız vasat, ‘bari hayatımıza müdahale etmesinler’ noktası olmuş, varın gerisini siz hesap edin…

Üstat Necip Fazıl, “Öz yurdunda garipsin, öz vatanında parya…” dizesini yazarken tam da bu hususun altını çiziyordu.

Şimdi gelelim bu yazıyı yazmaya sebep olan o 3 müessif hadiseye…

Birincisi, tüm mesture hanımların topluca imha edilmesini isteyen gâvur tohumu bir kadının husule getirdiği infialle ilgili…

Olay şöyle gelişiyor…

Bir kadın.

Çocuğunu sınava götürürken Metroda mesture olduğunu anladığımız biriyle tartışıyor.

Döndükten sonra artık toplumu ifsada sürükleyen içtimai bir afet olduğuna inandığım sosyal medyada bir video ile yaşadığını ve tartıştığı kişi ile ilgili kanaatlerini anlatıyor.

Şöyle diyor özetle:

 “Az önce metrodan indik, kızımı sınava getirdim de. İnerken kapalı bir tane kadın, bildiğin cahillik akıyor.

Bildiğim artık tek bir gerçek var.

Bütün kapalılar mümkünse kapatılsın.

Kapatılsın derken imha şeklinde kapatılsın. Kapalı anlamında kapatılmasın.”  

Tartıştığı konu her ne ise, onu kendi kin ve nefretine vesile yapmış bulduğu bu ilk fırsatta.

İçinde nasıl bir nefret biriktirmişse artık, aleni bir biçimde ‘imha edilmesini’ istiyor düşman bellediği kimselerin.

Her ne kadar toplumun önemli bir kısmına ulaşan bu nefret söylemiyle ilgili soruşturma başlatılıp akabinde de ilgili nefret kumkuması tutuklandı ise de meselenin bu adli kısmı ile yetinip geçmemek lazım.  

Tanık olduğumuz bu müessif hadise ne yazık ki münferit değil zira istenirse eğer her gün, buna benzer olayların haber yapılabileceği bir gelişme muhakkak yaşanıyor.

Peki, nedir bu?

Bildiğin gâvurluk!..

Bizler bu ve benzeri hadiseleri hayret etmek bir tarafa sorunsuzca kanıksadığımız için bakıp geçiyoruz ne yazık ki…

Bakıp geçtiğimiz içindir ki, yüreğinde kin ve nefret biriktirenler her Allah’ın günü bir başka sansasyonla karşımıza çıkıyorlar.

İşte bir diğer örnek hadise…

Zonguldak İl Müftülüğü hafızlığını tamamlayan gençler için bir ‘icazet’ programı tertip ediyor.

Programı duyan ve ‘Zonguldak Demokrasi Platformu' adlı bir yapı marifetiyle örgütlenen Kur’an düşmanları nasıl bir travma yaşamışlarsa artık derhal Atatürk büstü etrafında toplaşıp icazet merasimini protesto etmişler.

Attıkları sloganlar da bilindik zırva ve pespayelikten başkası değil…

“Türkiye laiktir laik kalacak.”

“Karanlığa teslim olmayacağız.”

Karanlık dedikleri Kur’an yani bizim sebebi necatımız olan hidayet rehberimiz…

Buyur buradan yak!

Peki, bu ne?

Bildiğin gâvurluk!..

Bir başka hadise de anladığım kadarıyla bir markette yaşanmış.

Alışveriş yapan iki mesture hanım, görüntülerde yüzü belli olmayan yaşı geçkince bir mütecavizin tasallutuna maruz kalıyor…

Herifçioğlu giysilerden rahatsız olmuş olacak ki, soruyor ‘neden böyle giyindiniz?’ diye…

Aldığı ‘Müslüman olduğumuz için’ cevabını beğenmeyen bu özne bu kez ‘hangi tarikattansınız?’ diye soruyor ve ekliyor, ‘Biz de Müslümanız…’

İyi ki, Müslümanmış, ya gâvur olsaydı?

‘İyi işte’ diyor hanfendi, bu ironi şahikası hezeyana mukabil, ‘Müslümansanız bilmeniz lazım...’

İçindeki nefreti yeterince kusamamış olsa gerek ki bu fersude şahıs, söylenmeye ve tacize devam ediyor kaldığı yerden…

Söyleyin Allah aşkına bu ne?..

Bildiğin gâvurluk…

Şimdi…

Bütün bu yaşananların tam tersi bir hadiseler zinciri tahayyül edin…

Söz gelimi Anıtkabir’e giden bir grubun protesto edilip aleyhlerinde slogan atıldığını varsayın bir anlığına?

Tab edilen yüzbinlerce Nutuk’u seçmenlerine dağıtan ve bu yolla basımevini zengin eden bir belediyeye yönelik, “milletin parasını çarçur ediyorsunuz” gerekçesiyle bir protesto yapıldığını hayal edin?

Yahut yoldan geçen bir kadına giysisi münasebetiyle bir müdahalede bulunulduğunu veya bir kimsenin ‘bu laikçileri toptan imha etmek lazım’ diye bir video çekerek sosyal medyada yayınladığını düşünün…

Ne olur sizce?

Elbette ki, orta çapta bir kıyametin kopması işten bile değildir.

Evet, durum maalesef budur.

Biz hâlâ horlanan, hâlâ ötekileştirilmesinde bir sakınca görülmeyen, hâlâ ikinci, hatta üçüncü sınıf insan muamelesine maruz kalan bir topluluğuz ne yazık ki…

Bakmayın siz mütecavizlerin bir kısmı ile ilgili soruşturma açılıp tutuklanmalarına…

Hükumetin gittiği gün bu saldırılar, resmiyet kazanmakla kalmayıp bizzat yetkililer eliyle icra edecektir, şüpheniz olmasın…

İşin en hazin tarafı ne biliyor musunuz?

Geçmişte bir şekilde bizden görünürken mürtetliği seçen eşhasın da aynı güruhun gönüllü bir elemanı olarak ‘gâvurlara karşı ‘alçak’ gönüllü, Müslümanlara karşı acımasız ve ceberut’ bir pozisyon almaları elbet…

Onlara bu zillet pek yakışıyor şüphesiz lakin bir zamanlar Müslüman halkların hatta mazlum halkların “insanlık adası” ve “ilticagâhı” olan bu memleket için mahut hadiselerin cereyan etmesi, kelimenin tam manasıyla bir gönül yarasıdır…   

Yorumlar5

  • Mardinli 28 dakika önce Şikayet Et
    okuyup dinimizi öğrenmek ve yaşamak gerek.
    Cevapla
  • van gölü 34 dakika önce Şikayet Et
    O zaman hükümet değişmeden tesettür kanunen serbest hale getirilmelidir.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
  • Mehmet Ali 41 dakika önce Şikayet Et
    Bir özgürlük diğer kişi ve grubun özgürlüğünü hayatiyet söz konusu olmadıkça ihlal etmemelidir isteyen anladığı kalabilirsin ama diğer kişinin dini duygu ve yaşantılarına müdahale etme hakkına sahip değiller bu hayat hepimizin paylaştığı bir alanın sınırları içerisinde gerçekleşmektedir birbirimizin hayatına yaşantısına saygı duymalı saygı duymayan saygı göremez.
    Cevapla
  • lafonte 59 dakika önce Şikayet Et
    ağzına sağlık .gavur gavurluğunu ilan ediyor. Bu ülkede müslümanım diyrnket için yol ayrımı artık .Ya Müslüman gibi yaşayacaksın, Müslüman ı savunacaksın . Ya da münafıklığı bırakıp gavur dostların ile haşr olacaksın
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • İsmail 1 saat önce Şikayet Et
    Kur' an asla karanlık değildir ve olamaz da.... Kur' an adına denilerek yaşananların-yaşatılanların hiç birini görmezden gelerek konuşmak da, yazmak da eksik kalır. Elbette ki İnancı gereği örtünmüş bir kadın için diğer kadının söyledikleri cezasız da kalmamalı. Her kişinin inanç özgürlüğü vardır ve dokunulmazdır. Bu tür tacizler insanların kişilik haklarına saldırı olarak değerlendirilmelidir.
    Cevapla Toplam 6 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat