Söyle Ayasofya, söyle…

  • GİRİŞ30.07.2026 09:01
  • GÜNCELLEME30.07.2026 09:13

Bundan 6 gün önce Ayasofya’nın esaretten kurtuluşunun 6cı sene-i devriyesi idi…

Kahırla ve esaret altında mürur eden 86 yıldan sonra 6 yıl göz açıp kapanıncaya kadar kısa bir sürede geçti değil mi?

Böyledir bu işler, zorluk zamanları az da olsa hep uzun, ferahlık dönemleri çok da olsa hep kısadır…

Daha dünmüş gibi hatırlıyorum, Ayasofya’nın açılması kararının, içeride ve dışarıda bir hayli fazla yansıması olmuştu.

Gerek müspet ve gerek menfi…

Müspet olanlar hepimizin malumu, onları geçiyorum bir kalem.

Menfi olanlara gelince…

Dış yansımaları, açık söylemek gerekirse anlamakta hiç de zorlanmamıştım

Gâvur, gâvurluğunu yapacaktı elbet…

İçerideki yansımalara da şaşırmadım doğrusu.

Gâvur işbirlikçilerinin efendilerinin tepkisinden başka bir yaklaşım serdetmeleri beklenemezdi zaten.

 

Ben, bu menfi yaklaşımlarından bazılarına içerledim sadece.

“Ayasofya’nın açılmasını sağlayan Danıştay üyelerine çok teşekkür ederiz!”

Böyle demişti kalbinde maraz olan bazıları…

Sormak lazım, ihkak-ı hak etmesini bile başaramayan ve İstanbul’da Ekrem’i, Ankara’da Mansur’u destekleyen bu nasipsizlere…

Gerçekten mi?

Eğer Ayasofya’nın açılması sizin için bir sürur kaynağı ise bunun asli failine teşekkür nerede?

Diliniz mi aşınırdı sahi?

Bu hadisenin asli failinin Recep Tayyip Erdoğan olduğunu bütün bir dünya biliyordu da bir siz mi bundan habersizdiniz sahi?

Bu, öyle büyük bir ayıptı ki, bugün bile hatırladığımda onlar adına ben utanıyorum...

 

Bazıları da iki arada bir derede gibiydiler.

“Emeği geçen herkese teşekkür” ediyorlardı, mahcup bir ifadeyle…

İnanın yazarken istemsiz bir şekilde acı acı gülümsediğimi fark ettim.

Ne diyelim, Allah ıslah eylesin…

Neyse, onları da geçiyoruz bir kalem…

 

Ayasofya’nın aslına döndürülüşü, herhangi bir mekânın cami yapılması hadisesinin çok ötesinde bir anlama sahipti oysa…

Bunun hikmetini Üstad Necip Fazıl şu cümlelerle ve aynen şöyle ifade etmişti.

 

“Ayasofya bir mananın zıt manaya taarruz ve onun zebun edişinin bütün dünyada eşi olmayan abidesidir.

Yeryüzünde çok kilise camiye ve nice cami kiliseye çevrilmiştir ama böylesi tarihi şartları bakımından tektir.

Fatih Sultan Mehmed bu hikmeti sezdi ve Ayasofya'yı İstanbul gibi misilsiz bir mahfazanın içinde güneş çapında bir pırlanta gibi zapt ve fethetti.

Ayasofya açılacak!

Aziz bir kitap gibi açılacak!..”

 

O mübarek Cuma günü tahakkuk eden mezkûr müjdeyi aldığımda, İstanbul’un fethedileceği müjdesini veren hadis-i şeriften mülhem şu ifadeler dökülmüştü dudaklarımdan.

Ayasofya’nın açılması için on yıllardan beridir kendini bu davaya adamış ve adeta askeri olmuş yiğitler ne güzeldir ve onu açma şerefine nail olan komutan ne güzeldir!

Ne mutlu bu müstesna hadiseye tanıklık edenlere…

 

Ben, ömrüm boyunca “Ayasofya Müzesine (?)” hiç gitmedim…

Ama Ayasofya Camiini bütün asaletiyle birlikte dışarıdan seyrettim defalarca.

Koruyucu bir vazifeli gibi yanı başında duran Sultanahmet Camiinden her çıkışta, hüzünle ve hasretle seyrettim yıllarca…

Yaşayan bir fani olarak, kısmet oldu ve sadece namaz kılmak için gittim Fatih Sultan Mehmed’in bu muazzam, muhteşem ve muhterem emanetine…

Bu muazzez mabedin kapsından ilk adımımı, ezan-ı Muhammedi eşliğinde ve namaz kılmak kastıyla atmamı nasip eden Allah’a binlerce hamdolsun…

 

Bu onura nail olmak için nice gönül erleri çırpındı gayret etti geçen bu 86 yıl boyunca.

Allah, hepsinden binlerce kez razı olsun.

Onların bu cehdi ve gayreti nedeniyledir ki, bugün Ayasofya artık hürdür!

 

Kimler gecesini gündüzüne katarak bu kutlu dava için emek sarf etmedi ki!

Bediüzzaman’dan Necip Fazıl’a, Erbakan’dan Muhsin Yazıcıoğlu’na, Kadir Mısıroğlu’ndan Osman Yüksel Serdengeçti’ye, Nuri Pakdil’e ve Sezai Karakoç’a kadar binlerce, on binlerce, yüz binlerce yiğit çırpındı bu ulvi gayeye ulaşabilmek için…

Merhum Osman Yüksel Serdengeçti, idamla yargılandı bu uğurda.

Sonra; “Zincirler Kırılsın Ayasofya Açılsın” diye ünleyen civanmertler nöbet tuttu günlerce Ayasofya kapısında…

Coplandılar, hakarete uğradılar nezarethaneye atıldılar, hapsedildiler ama asla yılmadılar…

Nesiller boyu sürdü bu mücadele.

 

Fethin sembolüdür Ayasofya ve İstanbul’un, bu hususiyet nedeniyle İslam’ın çocuğu olmasından rahatsızlık duyanların hedefinde oldu hep…

“Zulüm 1453’te başladı” diyen Bizans’ın nesebi gayri sahih çocukları için camiye dönüşmesi ise büyük bir yenilgi ve yıkımdı tabiatıyla.

Bu yüzde baykuş gibi ötüp duran bu nadanlara inat Bediüzzaman’ın şu müjdesini hatırlatmanın tam zamanı doğrusu…

 

“Ayasofya, Hıristiyanlığın İslamiyet’e devir tesliminin bir abidesidir!

Bunun için kilise iken cami olmuştur…

Elbette tekrar camiye çevrilecek ve İslam’ın fecr-i sadığını başlatacaktır!”

Fecri sadık, yani hakiki, sahici aydınlık…

Bundan daha güzel bir müjde olabilir mi hiç?..

 

Evet, son olarak Ayasofya için idamla yargılanan Osman Yüksel Serdengeçti’nin şiirinden bir bölümü buraya koymazsak yazı eksik kalır zannımca.

Buyurunuz öyleyse…

 

Söyle Ayasofya, söyle.

Seni puthane yapan hangi delidir?!...

Elleri kurusun, dilleri kurusun!

Ayasofya! Ayasofya! Seni bu hale koyan kim?

Seni çırılçıplak soyan kim?...

 

Ayasofya,

Ey muhteşem mabet;

Gel etme,

Bizi terk etme!...

 

Bizler, Fatih'in torunları, yakında putları devirip,

Yine seni camiye çevireceğiz...

Dindaşlarımızla,

Kanlı gözyaşlarımızla,

Abdest alarak secdelere kapanacağız,

Tekbir ve tehlil sadaları boş kubbelerini yeniden dolduracak

 

İkinci bir fetih olacak,

Ezanlar bu fethin ilanını,

Ozanlar destanını yazacaklar...

 

Yorumlar23

  • H. Bayram. 9 dakika önce Şikayet Et
    Evet Ayasofya ibadete açıldı, baş örtüsü serbest oldu, Müslümanların üzerindeki yasaklar kalktı her konuda rahatladılar ama memleket İslamdan hızla uzaklaşıyor. Nereye bakarsanız bunu göreceksiniz. Bir terslik var.
    Cevapla
  • Ali 14 dakika önce Şikayet Et
    Ayasofya öyle bir cami ki bütün Türkiye onun açılışında baş aktör olan Erdoğan'ı unutsa inkâr etse Allah biliyor ve mükâfatının çok büyük olacağını bu hizmetinin karşılığında onu koruyacağını zannederim
    Cevapla
  • Deli 27 dakika önce Şikayet Et
    40 küsür yıl ayasofya hayali kurup, açılınca failini, inkâr edenler kim olaki? Hatta açılışa davet edildiği halde gidemeyen nasipsizler de varmı ki? Bu nasıl haset etmektir ki elinden gelse bir kaşık suda boğar. Ey Kâbil, Hâbil i katlettin kardeşini, ne uğruna? Sizler kin ve hasetleriniz, ne uğruna?
    Cevapla
  • Köylü 28 dakika önce Şikayet Et
    Samet mert ve asımın neslinin dediği gibi Bediüzzaman hazretleri Ayasofya yı açan 10 kat kuvvet kazanacak diyor. Ayasofya yı açan Reisi sebepler dairesinde kimse mağlup edemez kimse yıkamaz
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Ahmed 29 dakika önce Şikayet Et
    İyilik yap denize at balık bilmese Hâlık bilir. Amelinizde rıza-yı İlahî olmalı
    Cevapla Toplam 2 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat