Kameraları bantlamak da kurtaramadı…
- GİRİŞ01.09.2026 08:58
- GÜNCELLEME01.09.2026 08:58
2025 yılının nisan ayında Türkiye akıllara durgunluk veren bir hadiseye şahitlik etti.
Bahse konu hadise İstanbul’da bir otelde cereyan ediyor ve güvenlik kameralarına şöyle bir görüntü yansıyordu.
12 Ekim 2024’te saat 08.48’de elinde bavulla bir kişi geliyor…
Sonrasında, İmamoğlu’nun, Tuncay Yılmaz, Ertan Yıldız, Âdem Soytekin, Fatih Keleş ve Hüseyin Köksal ile görüşmesinden 50 dakika önce korumalarının geldiği görülüyor.
Söz konusu görüşmenin yapılacağı salonu gören kameralar korumalar tarafından 09.14'te bantla kapatılarak görüntü alınması engelleniyor…
Daha sonrasında ise nelerin yaşandığı bu engellemeden ötürü tespit edilemiyor.
Güvenlik kameraları görüntüleri medyaya düştüğünde başta Özgür Özel olmak üzere İmamoğlu ve şürekası orta çapta bir şok yaşıyor ve telaşla meseleyi izaha yelteniyorlar.
İleri sürülen türlü mazeretlerin arasında en komik olanı şüphesiz Özgür Özel’inkiydi.
Kendisinden habersiz yapılan bu toplantının hayli netameli bir içeriğe sahip olduğunu öğrendikten sonra mızrağı çuvala sığdırmaya çalıştı ve şöyle dedi düştüğü komik duruma aldırış etmeden…
“Korumalar çorba içerken üstüne döküp rezil olmasın diye kameraları bantlıyor…”
Kendisini ‘rezil’ etme pahasına uydurduğu bu bahaneye aklı başında hiçbir Allah’ın kulu inanmadı elbette.
Kameraların bantlanarak içeriğinin karartıldığı toplantının dudak uçuklatacak derecede büyük bir para alışverişiyle ilgili olduğunu tüm Türkiye gibi Özel de anlamıştı lakin “rüşvet alınıp verildiği görülmesin diye bantlandı” diyecek hali yoktu.
İmamoğlu, Özgür Özel’i genel başkanlığa taşıyan kurultay sürecinde delegelerin iradesini işte o ve benzeri rüşvet paralarıyla satın almış ve sözde genel başkanını bu büyük suç örgütünün önde gelen ortaklarından birisi yapmıştı.
Göbeğinden bağlı olduğu bu kirli ilişkiler ağını deşifre etmek demek, kendisini ele vermek demekti ve Özel de ‘çorba’ komikliğine başvurmaktan başka çıkar yol bulamamıştı…
İşte tüm bu hırsızlıkların ve arsızlıkların bağımsız mahkemelerde hesabının sorulduğu bir süreci yaşıyoruz.
İmamoğlu, birebir yüzleşmelerde nasıl bir bataklığa saplandığını yaşayarak görüyor.
Ok yayından öyle büyük bir hızla çıkmış ki, geri döndürmek veya bazı şeyleri telafi etmek imkân harici artık.
Hakimlerin ve savcıların huzurunda ‘etkin pişmanlıktan’ faydalanan tanıklarla polemiğe girerek ve beddua ederek amiyane tabirle yırtamayacağını İmamoğlu da biliyor ama son bir gayretle işi pişkinliğe vurarak ‘meseleyi hafifletebilir miyim’ diye beyhude bir gayret sarf etmekten de geri durmuyor.
Mahkeme safahatı bir hayli ilginç ve renkli geçiyor.
Sanık ve tanıklar arasında cereyan eden diyaloglar, hâkimin meseleyi tam olarak anlamak maksadıyla sorduğu sorulara verilen alakasız ve konuyu daha da karmaşıklaştıran sözde cevaplar kamuoyuna yansıdıkça nasıl bir insan evladıyla karşı karşıya kaldığımız daha iyi anlaşılıyor.
Şu ana kadar birçok tanık yüzleşti İmamoğlu ile…
Hepsi de ‘daha önceki ifadelerimin arkasındayım’ diyerek İmamoğlu ile tabir caiz ise kora kor bir hesaplaşma içine girmekten çekinmedi.
Tüm bunları sayfamıza yansıtmak imkânsız olduğundan bana göre en önemli tanık olan Ertan Yıldız’ın söyledikleri üzerinden bir değerlendirme yapmak en açıklayıcı olanı ve en makulü…
Ertan Yıldız İmamoğlu hapse düşmeden önce kendisine ‘danışmanlık’ yapan ve deyim yerindeyse eskiden ‘can ciğer kuzu sorması’ oldukları bir iş adamı…
Kamera bantlama hadisesinin cereyan ettiği oteldeki şüphelilerden de birisi…
Mahkemede önceki etkin pişmanlık ifadelerinin tamamının arkasında olduğunu söyleyen Yıldız; Medya AŞ’deki ‘kapalı devre’ yapıyı, Bebek Otel’deki yüzde 10 pazarlığını, Boğaziçi'ndeki gayri resmî yapılanmayı ve ‘adrese teslim’ şartnameleri tek tek açıkladı. Verdiği ifadenin en çarpıcı bölüm ise kuşkusuz ki Doğuş Holding’den istenen 10 milyon dolar rüşvete ilişkin olanıydı…
Ertan Yıldız, Saraçhane’deki toplantıda Ekrem İmamoğlu’nun ödemenin bir kısmının seçim öncesinde nakit alınmasını istediği konuşmaya bizzat şahit olduğunu söyledi.
Yıldız, toplantıda Ekrem İmamoğlu, Can Akın Çağlar ve Fatih Keleş'in bulunduğunu söyledi.
Yıldız'ın anlatımına göre Ekrem İmamoğlu toplantıda 10 milyon doların durumunu sordu. Can Akın Çağlar, şirket yöneticisiyle görüştüğünü ve ödemenin resmî olarak nasıl yapılacağını konuştuğunu ifade etti.
Tam bu noktada İmamoğlu'nun müdahale ettiğini anlatan Yıldız, İmamoğlu’nun “Resmî değil. Bunun bir kısmını nakit olarak vermeleri lazım. Seçimler yaklaşıyor, bir daha konuşun.” şeklinde konuştuğunu hâkim huzurunda tek tek anlattı.
Yıldız, bu konuşmaya bizzat şahit olduğunu özellikle vurgularken, sonrasında 10 milyon dolarlık talebin nasıl sonuçlandığını bilmediğini söyledi.
Ertan Yıldız’ın ifadeleri hayli uzun.
Diğer tanıkların da benzer hikayeler var ve hepsi de önceden verilen ifadelerle birebir örtüşüyor.
Benim örnek olarak sadece Ertan Yıldız’ın ifadelerini öne çıkarmamın iki nedeni var.
Birincisi, Ertan Yıldız, İmamoğlu’na en yakın isimlerden birisi…
İkincisi, alınan rüşvetler içerisinde yüksek denilecek meblağlardan birisinin (yaklaşık 500 milyon TL) olması, ‘Doğuş Holding’ gibi çok tanınan bir firmanın işin içerisinde bulunması ve tabii ki, İmamoğlu’nun tüm bunlar ayrıntılarına varıncaya kadar anlatılırken ‘gıkını’ bile çıkaramayacak bir duruma düşmesi, savunmaya takatinin kalmaması…
İmamoğlu, ‘seçimler geliyor’ argümanıyla topladığı trilyonları, 15 Temmuz’da CIA’nın yönlendirmesiyle darbe girişiminde bulunan FETÖ’nün başaramadığını gerçekleştirmeye çalışıyordu.
Bir ‘suç örgütünü’ yönetiyordu ve arkasına aldığı güçlere öylesine güveniyordu ki, bazı şeyler için (kamera bantlama hariç) önlem almaya bile gerek görmüyordu.
Zira kendisine ‘yürü koçum’ diyenler küresel sistemin ağababalarıydı ve onlara güvenmeyecek de kime, kimlere güvenecekti?..
Unuttuğu bir şey vardı yalnız…
“Ve mekeru mekerallah!..”
Kurulan tuzakları gören ve bozan, bununla birlikte kuranların başına bu tuzağı geçiren Allah!..
Kendisinin ve ağababalarının unuttuğu buydu…
Yorumlar7
-
Kaan
16 dakika önce
Şikayet Et
Ellerinize sağlık
Beğen
Cevapla
-
iblis ve uşakları
18 dakika önce
Şikayet Et
eko ve çetesi bu günleri yaşacaklarını aklına getirememişler çok para çok ahlaksızlık çok arsızlık insanı imande eder bunlar da kökü zıvanadan çıkmış bakmayın siz yasin okumasına o da bir oltalama taktiği riyakarlığının ve insanları algıyla yanıltmanının kitabını yazmışlar....sonuç ortada sıfır codes...
Beğen
Cevapla
-
dünya misafiri
25 dakika önce
Şikayet Et
"Ve mekeru ve mekerallah, vallahu hayrul makirin"
Beğen
Cevapla
-
Emekli
30 dakika önce
Şikayet Et
Bunun davalarını bilerek sulandırıyorlar ki trabzon lu uşak ceza almasın,devleti dolandırmış,para çalmış,adam kayırmış sözde vatansever,sözde devletçi bu uşağa bir an önce kanun gereğini yapsın imralı ya gönderilsin
Beğen
Cevapla
-
never
46 dakika önce
Şikayet Et
Vallahu Hayrul Makiriiinnnn.
Beğen
Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle