‘İyilik iyidir…’

  • GİRİŞ10.09.2026 09:02
  • GÜNCELLEME10.09.2026 09:02

İnsanlık ve İslam tarihinde bilinen ilk vakıf, resmi kayıtlar ve genel kabul gören görüşlere göre Hz. Ömer’in, peygamber efendimizin önerisiyle, Hayber’in fethinden sonra elde ettiği araziyi tahsisi ile vücut bulmuştur.

Bu şu anlama geliyor…

İslâm bir iyilik medeniyetidir ve bu kabul nedeniyle sadece insanlığa değil, hayvanlara, bitkilere ve hatta insan eliyle üretilmiş eserlere de ‘iyilik’ yapılmasını bir vecibe addetmiştir. 

İslâm’ın ilk dönemini müteakip kendini bu idrake nispet eden tüm devletlerde bu ‘iyilik’ idrakinin geliştirilerek büyütüldüğüne ve toplumun geneline yaygınlaştırmak maksadıyla müesseseleştirildiğine şahitlik ediyoruz.

Kızılay, Osmanlı ile başlayıp günümüze kadar gelen bu kıymetli müesseselerden birisi…

Bundan bir süre önce varlığını insaniyete vakfetmiş bir hayır müessesesi ile ilgili bir yazı yazmıştım hatırlarsanız…

O yazıdan sonra aldığım müspet tepkiler bu türden faaliyetleri zaman zaman da olsa hatırlatma sadedinde yazı konusu yapmak ve iyiliği iş edinmiş idraki bir nebze de olsa insanlara hatırlatmanın, bahsini ettiğim iyilik hareketlerine dolaylı bir katkı olacağı kanaatine vasıl oldum.

İşte bu sebeple aldığım kararı tatbik için vesile ararken Bursa Yıldırım ilçesinde Kızılay Şube Başkanlığı yapan ve 30 küsur seneden mukaddem dostum olan iş adamı Halil Atalay’ı Kızılay’ın bir etkinliğinde gördüm.

Aradığım vesile ayağıma gelmişti…

30 yıldan fazla bir zamandan beridir tanıdığım bu dostum, özellikle de 28 Şubat sürecinde elindeki imkânları hem hayır işlerinde hem de öğrencilere yönelik faaliyetlerde kullanmaktan geri durmayan az sayıdaki insanlardan birisiydi.

Üstelik bu hayırhah işlerde bulunmakla kalmayıp yakın çevresindeki insanları da teşvik eder, iyiliği bölüşürdü mütemadiyen…

Bu karşılaşma münasebetiyle işleri tamamen oğullarına bıraktığını ve tüm mesaisini bu türden faaliyetlere tahsis ettiğini öğrendim.

Dediğim gibi aradığım vesile ayağıma gelmişti ve ‘ne gibi hizmetler yapıldığını’ sordum kendisine…

Tüm aktiviteler gönüllüler aracılığı ile yürütülüyor imiş.

360 civarındaki bu gönüllüler kurdukları grup aracılığı ile iletişime geçiyor ve haftanın belli günlerinde bir araya gelerek önceden planlanan işleri itmam ettikten sonra müteakip haftanın programını yapıyorlar.

Tabii bu arada gelen talepler ve beklenmedik gelişmeler de eş zamanlı olarak yapılan işler cümlesinden…

“İyilik iyidir” mottosuyla giriştikleri faaliyeti, şu cümlede özetlemişler:

“İlçemize bulunan ailelerimiz ile hayırseverlerimiz arasında bir köprü olma gayretiyle, İyiliği birlikte büyütüyoruz.”

Yapılan hayır faaliyetlerini 5 ana başlıkta ifade etmek mümkün.

Birincisi, “Yetimlerimiz hepimize emanet” bilinciyle düstur edinilen yetimlere yönelik çalışmalar…

İkinci ana başlık, tıpkı birincide olduğu gibi bizim medeniyetimize ait bir hassasiyetin vücut bulduğu bir çalışma…

‘Şehit aileleri…”

Bir diğer başlık yine hayati denecek derecede mühim olan bir faaliyet…

Günlük temel ihtiyaçlarını karşılayamayan, kronik hastalığı, engeli ya da yatağa bağlı olan kimseleri takip ile ihtiyaçlarını gidermeye yönelik çalışma…

Dördüncü başlık, toplumsal bir yara ile ilgili…

Vefatlar, boşanmalar veya terk edilmişlikler nedeniyle parçalanmış ailelere yönelik maddi hizmetlerin yanında manevi sayılabilecek rehabilitasyon çalışmaları…

Beşinci başlık ise tüm hayır kurumları gibi genele hitap eden ve bütün ihtiyaç sahiplerini kapsayan bir hizmet…

Bunun için esaslı bir tespit yöntemleri var.

Bahsini ettiğimiz gönüller her hafta cumartesi günü şube merkezinde toplanıyor, tahkikat ve dağıtım ekiplerini oluşturarak mahallelere dağılıyor ve ihtiyaçları yerinde tespit ediyor.

Sonrasında ise eldeki imkanlar çerçevesinde neler yapabileceği değerlendiriliyor…

Bu anlamda 2026 yılının başından bugüne kadar olan süreçte yapılan çalışmaların dağılımı ise şöyle…

1165 Haneye nakit desteği… 1500 Haneye erzak kolisi desteği… 446 Haneye market kartı desteği… 197 Haneye et ve et ürünleri desteği. 451 Haneye kıyafet desteği…

Evet, Halil Bey’in verdiği bu özet bilgilerden sonra aklıma deprem döneminde Kızılay’a yönelik sistematik saldırılar geldi…

Hatırlayın lütfen, o günlerde yaklaşık 160 yıldır hizmet veren bu güzide müessese ‘etki ajanları’ ve ‘5ci kol’ eliyle sistemli bir dezenformasyon marifetiyle yıpratılmaya çalışılmış ve basit bir iletişim talihsizliği sebebiyle ihanete varan bir saldırıya maruz kalmıştı.

Saldıranlar esasen ne yaptıklarını gayet iyi biliyorlardı.

Türkiye düşmanı güçlerle işbirliği içinde olan güruh, Kızılay üzerinden, insanlık tarihinde kayıtlara geçmiş ilk ‘iyilik hareketini’ müesseseleştiren İslâm’a saldırıyorlardı alenen…

Şükür ki, bu aziz millet oynanan oyunun farkına çok çabuk vardı da bu nadanların maksatlarına ulaşmalarına izin vermedi…

Netice-i kelam…   

Bu hayır müesseseleri toplumun üzerindeki önemli bir sorumluluğu, bir anlamda ‘farz-ı kifaye’ olan bir borcu hepimiz adına üstlenmiş durumdalar.

Bizler adına vazife üstlenen bu iyilik kahramanlarına teşekkürü bir borç addediyorum.

Allah cümlesinden razı olsun… 

Yorumlar1

  • Haberci 54 dakika önce Şikayet Et
    Türkiye düşmanı ülkeleri ve destekçileri güruh kimse onları da kimi biliyosan yazarmısın,yapılanlarla bildiklerimizi karşılaştırıp fikrimizi beyan edelim.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat