Eski dost düşman olmaz…
- GİRİŞ15.09.2026 08:54
- GÜNCELLEME15.09.2026 08:54
Atasözleri, yüzyılların birikimini ve tecrübesini ihtiva ederler. Nesilden nesle aktarılan bu özlü sözlerde, tespitlerin, önerilerin ve uyarıların net bir şekilde öne çıktığını görürüz.
Yalnız şu var ki, eğer bu ifadeler doğru okunmazlarsa asıl manalarının çok dışında bir anlam kazanmaları işten bile değildir.
Yazıya serlevha ettiğimiz atasözü de bunlardan birisi.
Doğru okunamadığı için kastedilen mananın çok dışında hatta tamamen zıddı bir anlam kazanmıştır bu söz…
Bu söz ifade edilirken yapılan vurgu, yaşanan bazı hadiselerin akabinde yanlış bir sonuç çıkmasına neden olmuştur çoğunlukla.
Eski dostun düşman olmayacağı cümlesi kesin bir yargı içeriyor görüldüğü üzere.
Geçmişte dost (?) olan insanların bir zaman sonra farklı mecralarda ve hatta birbirine düşman sayılabilecek konumlarda olduğu bilinen bir hakikat…
Meseleye bu hakikat bağlamında bakıldığında, eskiden dost bilinen insanların düşmanca bir tutum takınabileceği sıkça rastlanılan bir vakıa…
Bu atasözü, yazının başında da ifade ettiğimiz gibi doğru okunamaz ise (ki, çoğunlukla doğru okunmuyor), kendi kendini nakzetme sonucunu doğurur.
Geçmişte birlikte yol yürümüş, dostluk yapmış olduğu varsayılan bazı kimselerin, yıllar sonra “dostum” dediği kimseye aleni düşmanlık yaptığı (ki, aşağıda örnekleri verilecektir) gerçeği, bu sözün doğru bir önerme olmadığı ve isabetli bir saptama içermediği sonucunu verir.
Oysa söz kesinlikle doğrudur.
Demek oluyor ki, doğru olmayan, bu sözün okuma biçimi yahut ifade edilirken müracaat edilen vurgu biçimidir.
Konuyu örnekleme ile açalım dilerseniz.
Mesela, geçmişte Sayın Cumhurbaşkanına dostluk bağı ile bağlı olduğunu beyan eden kimi siyasilerin bugün çok açık bir şekilde, kendilerini her vesile ile “düşman” safında bulunmuş bazı kimselerden daha şedit bir düşman mesabesine geldikleri herkesin bildiği bir gerçek…
İsim sayarsak uzun bir liste husule gelebilir o sebeple kimlerin bu vasıflara sahip olduğunu siz belirleyin ama siyasetçiden tutun da kimi sözde gazeteci makulesine varıncaya kadar menfaati tükenip de gemiyi terk eden tüm fırsatçı özneleri bu liste kapsamında dikkate almayı unutmayın…
Bunların geçmişine baktığınızda her birinin bulundukları konumu ve işgal ettikleri makamları Sayın Cumhurbaşkanına borçlu olduklarını belirten sözler sarf ettiklerini görürsünüz.
Bununla birlikte, mezkûr eşhasın eski dönem için kendilerini iftiharla “dost” diye tanımladıkları herkesin malumu…
Peki, eğer eski dost düşman olmuyor ise bunların yaptığı düşmanlığı neyle ve nasıl izah edeceğiz?
Mevcut duruma göre eski dost pekâlâ düşman olabiliyor!
Hatta normal bir düşmanlığın ötesinde gayzı ağzından taşan, muhatabına en şedit nefret ifadeleriyle saldıran şahıs yahut şahıslar söz konusu...
İşte tam bu noktada yazının başında altını özellikle çizdiğimiz “doğru okuma” ve “vurgu” biçimim devreye giriyor.
“Eski dost düşman olmaz” sözü kesinlikle doğru bir sözdür.
Burada yanlış olan kendisini eskiden dost diye tanımlayan kişinin asıl niyeti ve dostluk kavramıyla olan marazi ilişkisidir.
Mezkûr atasözü doğru ise bu şu anlama geliyor demektir.
Geçmişte kendisini dost diye tanıtan, tanımlayan kişi aslında hiçbir zaman dost olmamıştır zira dost asla düşmana dönüşmez.
Eğer ortada hasımlığın da ötesinde iflah olmaz bir düşmanlık olgusu varsa, üzerinde durulması gereken nokta, bahse konu kişinin gerçekten dost olup olmadığı hususudur.
Bu kimseler ne geçmişte ve ne de herhangi bir zaman diliminde Sayın Cumhurbaşkanının (ve dolayısıyla bu milletin, ümmetin ve mazlum halkların) dostu olmamışlardı.
Hepsi, içten pazarlıklıydı ve birtakım hesaplarla kurulmuşlardı.
Ne zaman ki, sahip oldukları makam ve mevkiler ellerinden alındı, işte o zaman gerçek yüzlerini gösterdiler yani asıl vasıfları olan düşmanlık pozisyonunu aldılar.
Yani anlayacağınız, hakikat nokta-i nazarından bakıldığında, hiçbir zaman dost olmamışlardı.
Evet, sorun sözde değil, bu sözün söyleniş ve anlama biçiminde, görüldüğü gibi.
Bu nedenle adlarını Brutüs’le birlikte anacağımız kimselerin gerçek niyeti, dostluk değil kişisel çıkar için dost gibi görünmekti.
Çıkar bitince görüntü zeval buldu hakikat tebeyyün etti.
Böylelerinin “dostluklarından” da (?) düşmanlıklarından da Allah’a sığınırız.
Yorumlar11
-
Nurimo
26 dakika önce
Şikayet Et
Çok isabetli bir yazı olmuş. menfaat üzerine kurulan dostluk da dostluk değil oyuncağı elinden alınınca düşman olması içten bile değil ki eski dost tabiri arınç,davutoğlu,babacan,tayyar,Gül gibi zatlar için geçerli değildir. Biz Reise oy verdik onlar marifeti kendilerinde sandılar.Çok takmayın bunları gündeminize bile gelmesin. Zaman israfılar , israf haramdır.
Beğen
Cevapla
-
Halil SİNANOĞLU
56 dakika önce
Şikayet Et
Bu zevatın bir kısmı Yavuz Sultan Selim'i ne kadar haklı çıkarıyor. Devlet umuru göreceksin sonra ileri geri konuşacaksın. Yavuz Han hallederdi. Ddevlet bunlarla uğraşmak için enerji harcamazdı.
Beğen
Cevapla
-
o.b.
1 saat önce
Şikayet Et
eski dost duşman olmaz.ATA SÖZÜMÜZDUR,ve doğrudur.Menfaati kadar dostluğun yokluğu büyük kazançtır.
Beğen
Cevapla
-
Ensar
1 saat önce
Şikayet Et
Evet 'Eski dost düşman olmaz,' ama Bülent ve Davut oğulları menfaat nerede ise oraya dostlar yani menfaatin dostudurlar .Davut meydana çıktı boyunun ölçüsünü aldı Kemal'in hediyesiyle tutundu. Bülent mahalle muhtarlığı seçimlerine girsin kazanamaz kazanamaz o ancak halk TV ve türev kanallarda maziye söverek geçinen zavallı bir siyasi eskisidir.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
ABDURRAHMAN
1 saat önce
Şikayet Et
ALLAH'ın azabı içimizdeki vatan hainlerinin üzerine olsun İNŞALLAH.
Beğen
Cevapla
Toplam 3 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle