Sermaye piyasalarında neler oldu?

  • GİRİŞ22.09.2026 09:06
  • GÜNCELLEME22.09.2026 10:38

Geçtiğimiz hafta Türkiye ekonomisi sistemli bir operasyona maruz kaldı.

Özellikle sosyal medyada “battık” başlığı ile bazı fonlar hedef alındı ve vatandaşlar, bile isteye paniğe sevk edildi.

Ülke yönetiminin böyle bir kaosa müsaade etmeyeceği bilindiği halde siyasi yoldan başarılmayan bir yıkımı ekonomi ve finans alanında gerçekleştirmeye çalıştılar.

Bu saldırıyı gören Hazine ve Maliye Bakanlığı ile SPK birer bildiri yayınlayarak anında müdahalede bulundular.

Bakanlık ‘Finansal İstikrar Komitesi’ oluşturup gelişmelere kritik dokunuşlarda bulunurken Sermaye Piyasası Kurulu (SPK)’da pay piyasalarındaki işlemler nedeniyle piyasa dolandırıcılığına ilişkin 107/1 maddesi kapsamında işlem yaptı.

Bu bağlamda 10 gerçek kişiye lisans iptali, 38 gerçek kişi hakkında suç duyurusu ve 38 gerçek kişi ve 1 tüzel kişi hakkında işlem yasağı getirerek kaosun önüne geçecek müdahalelerde bulunuldu.

Sonrasında Merkez Bankası ve BDDK (Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu) alınması gereken önlemlerle gelişmelere müdahil oldu ve büyük bir kriz patlamadan önlenmiş oldu.

Şimdi gelin yapılan açıklamalar ışığında gelişmeleri biraz da teknik anlamda değerlendirerek yaşananlara ışık tutmaya çalışalım.

Bahsini ettiğimiz süreçte Borsa İstanbul’da yaşanan sert satış dalgası, yatırımcıları ve kamuoyunu yakından ilgilendiren bir tablo ortaya koydu.

Hem küresel belirsizlikler hem de yurt içinde sınırlı sayıda yatırım fonunda yaşanan sorunlar, piyasadaki hareketliliğin ana nedenleri oldu. Yetkililer ise durumun geçici ve yönetilebilir olduğunu, genel piyasa işleyişinde temel bir risk bulunmadığını vurguladı.

 

Dalgalanmanın Arkasındaki Nedenler:

Küresel tarafta yatırımcıların risk alma iştahını zayıflatan birkaç gelişme bir araya geldi. Orta Doğu ve Kızıldeniz’deki jeopolitik gerilimler, enerji ve petrol fiyatlarındaki yükseliş, ABD tahvil faizlerinin yüksek seviyelerde seyretmesi ve dünya çapındaki teknoloji şirketlerinin değerleriyle ilgili tartışmalar, uluslararası piyasalarda belirsizliği artırdı. Bu ortam, Türkiye’deki fonlarda yaşanan nakit (likidite) sıkışıklığıyla birleşince satış baskısı güçlendi.

Yurt içinde ise asıl tetikleyici, sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin bazı fonlarında ortaya çıkan kredi ve likidite sorunları oldu. Bu sorunlar, fonlardan para çıkışlarını hızlandırarak borsadaki satışları derinleştirdi.

 

Borsada sorun yaşanan son üç günün özeti şöyleydi.

Satış dalgasının kırılma noktası 15 Eylül 2026 oldu:

15 Eylül’de BIST 100 endeksi günü yüzde 2,41 düşüşle 13.892,30 puandan kapattı. 

16 Eylül’de satışlar sertleşti; endeks yüzde 5,54 kayıpla 13.122,58 puana geriledi. 

17 Eylül’de endeks sabah 12.948,83 puandan açıldı. Gün içinde kayıpların bir kısmı geri alındı ve dalgalı bir seyir izlendi.

Üç günde endekste önemli bir geri çekilme yaşandı, ancak yetkililer, bu hareketliliğin piyasanın genel yapısını tehdit etmediğini belirtti.

Resmi değerlendirmeler ve alınan tedbirler ise şöyle oldu:

Finansal İstikrar Komitesi

17 Eylül’de yaptığı açıklamada, yaşanan hareketliliğin sınırlı sayıdaki portföy yönetim şirketinin bazı fonlarındaki kredi ve likidite sorunlarından kaynaklandığını, Borsa İstanbul ve sermaye piyasalarının genel işleyişine ilişkin temel veya yapısal bir risk bulunmadığını vurguladı. Durumun geçici ve yönetilebilir olduğu belirtildi. Likidite sıkışıklığının giderilmesi ve sorunun diğer alanlara yayılmasının önlenmesi için ilgili kurumların yetkilerini kararlılıkla kullanmaya devam edeceği ifade edildi.

Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) de aynı gün bir dizi önlem açıkladı:

Kredili işlemlerde teminat oranı geçici olarak esnetildi. Normalde en az yüzde 35 olan özkaynak koruma oranı, 2 Ekim 2026’ya kadar en az yüzde 20 olarak uygulanabilecek.

Tera, Pusula, Hedef, Atlas, A1, Pardus ve Bulls Portföy Yönetimi şirketlerinin TEFAS’ta işlem gören tüm yatırım fonları alım-satıma kapatıldı. Bu şirketlere ait bazı fonlar da tasfiye sürecine alınacak.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) likiditeyi desteklemek için adımlar attı. Haftalık repo ihaleleriyle sağlanan fonlama miktarının artırılacağı, bankaların borçlanma limitlerinin yükseltileceği ve gerekirse ek tedbirlerin alınacağı duyuruldu.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) ise halka açık bankaların kendi hisselerini geri almalarını kolaylaştıran bir karar aldı. 16 Eylül’den sonra alınan kendi hisseleri, 31 Aralık 2026’ya kadar bankaların sermaye hesaplamalarında olumsuz etki husule getirmeyecek şekilde değerlendirilecek.

Sonuç:

Ekonomi yönetimi ile düzenleyici ve denetleyici kurumlar, gelişmeleri yakından takip ederek piyasaların sağlıklı işleyişi ve finansal istikrarın korunması için koordineli şekilde çalışıyor. Açıklamalara göre sorun sınırlı bir alanda yoğunlaşmış durumda ve alınan tedbirlerle yönetilebilir düzeyde tutulması hedefleniyor. Yatırımcıların haklarının korunması ve piyasanın güvenilir, şeffaf ve istikrarlı bir ortamda işlemesi için kurumlar yetkilerini kullanmaya devam edecek.

 

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat