Hiçbir şekilde utanmıyor!..

  • GİRİŞ06.10.2026 08:52
  • GÜNCELLEME06.10.2026 08:52

Önceki yazımızda ‘bizim’ diye nitelediğimiz camianın fon rezaletinde, ‘amasız, fakatsız’ bir tavır takınarak işin ucu kime dayanırsa dayansın gereğinin yapılmasını ısrarla talep ederek, dolandırıcılığın ahlaki bir düşüklük olduğu bilinciyle hareket ettiğinden bahisle bunun iftihar edilecek bir erdem olduğuna vurgu yapmıştık.

Bu duruşun tam karşısında kümelenen bir kitle de var malumunuz.

İstanbul’u yağmalayan, devletin ve milletin milyarlarını iç eden malum şahsın kirli çamaşırları birer birer ortaya döküldüğünde bahsini ettiğimiz o kitle, bırakın karşı çıkmayı ve hicap etmeyi, bilakis ‘yediyse afiyet olsun, sonuna kadar desteğe devam’ diyerek miting üstüne miting yapmış ve sadece bir şahsa değil o müstekreh fiillere de sahip çıkmıştı.  

Bunu niye mi anlattım?

Şundan ötürü…

Fon skandalı patlak verdiğinde Sayın Cumhurbaşkanının bizzat görevden el çektirdiği ve haklarında hukuki manada sonuna kadar gidilmesini emrettiği kimseler gerekçe gösterilerek kendisine bir saldırılar silsilesi başlatıldı.

Cumhurbaşkanının tavrı apaçık ortada olduğu halde bu ahlaki duruşu görmezden gelerek saldıranlardan birisi de İmamoğlu idi…

Evet, yanlış okumadınız, İmamoğlu bir açıklama yaparak uzun uzun ‘soygunculuğun ve vurgunculuğun’ ne kadar kötü bir şey olduğunu anlattı.

Güler misin, ağlar mısın?..

Bu açıklamayı yaptığı sırada da mahkemede 8 milyon dolar rüşvet veren iş adamının itirafları çarşaf çarşaf yayınlanıyordu medya unsurlarında.

İşte böyle bir özne…

 

Mehmet Akif merhum bir şiirinde şöyle der…

“Şarka bakmaz garbı bilmez, edepten yok payesi / bir kızarmaz yüz, bir yaşarmaz göz bütün sermayesi.”

Bu şiirler ve atasözleri de olmasa nasıl anlatacaktık meramımızı?..

Kelimenin tam manasıyla ‘bir kızarmaz yüz’ var karşımızda ve bütün bir milletin aklıyla alay eder gibi insanlara ahlak dersi vermeye kalkışıyor.

Oysa suçlamasına konu edindiği eski bakan, tüm görevlerinden alınmış ve kocasıyla birlikte mal varlıkları resmen dondurulmuş iken, kendisi halihazırda birkaç yüzyıl ceza istemiyle yargılanıyor…

Hadi diyelim ki, mahkeme henüz sonuçlanmadığı için kesin olarak bir hükme varamayacağız, peki, şirket envanterine giren ve kesilen resmi fatura ile mahkeme kararı bile gerektirmeyen villa rezaletine ne demeli?..

 

Dilerseniz bu hususu itirafçı Ali Nuhoğlu’nun anlatımıyla kısaca hatırlatalım…

Ali Nuhoğlu’nun hâkim huzurunda yaptığı itiraflarında şu hususlar öne çıkıyordu.

2021 yılında İmamoğlu adına aradığını söyleyen T.Y isimli şahıs Sarıyer’de bulunan 2 adet villayı (villa aslında 3 adet ama 1’i babasının adına kayıtlı olduğu için biz sadece 2’si ile ilgili gelişmeleri ele alıyoruz) İmamoğlu adına satın almak istediklerini ve fakat maddi durumlarının el vermediği için kendisinin almasını, parasını da sonra vereceklerini söylüyor.

Ali Nuhoğlu, durumunun pek iç açıcı olmadığını söylüyor lakin T.Y Nuhoğlu’nun İSKİ’deki 500 milyon alacağını hatırlatarak şantaj yapıyor.

Nuhoğlu parasını kurtarabilmek için mecburen villaları kendisine ait olan Güllece Tarım A.Ş adına alıyor.

Yalnız villaların satın alınmasındaki süreçte satın almayı gerçekleştiren ilgili şirketle alakalı tüm mali, muhasebe ve vergi işlemlerinin takibini İmamoğlu İnşaat yetkilileri yürütüyor.

Mal kendilerinin ya ne olur ne olmaz.

Efendim sonrasında bu villalar İmamoğlu’nun şirketine 15 milyon TL bedelle satılıyor ve mukabilinde 3 adet 5’er milyonluk çek veriliyor.

Nuhoğlu bu 15 milyonu da villaların tadilatı için harcıyor.

Yani?

Sıfıra sıfır elde var sıfır!

Bitmedi…

Devamında İBB 50 milyon dolar değerindeki villaların önündeki arsayı yaklaşık 5 milyon dolara kamulaştırarak manzaranın kapanmasının önüne geçiyor.

Etti mi size toplam maliyet 55 milyon dolar…

 

Evet, bahsini ettiğimiz hadise kayıtlı kuyutlu bir işlem…

Diğerleri mahkeme safahatı akabinde kesinleşecek.

Bugünün parasıyla yaklaşık 2 milyar 700 milyondan söz ediyoruz lakin İmamoğlu bu gerçek ortada dururken hiç sıkılmadan ve yüzü kızarmadan mal varlığı dondurulmuş bir hadise üzerinden ahlakçılık oynuyor iyi mi?..

Bunun, evindeki patlayan lağım nedeniyle gırtlağına kadar pisliğe batmış birinin çamura bulanmış bir başkasını suçlayabilme yüzsüzlüğünden zerre kadar farkı yok.

Kaldı ki, hedefe koyduğu zat ve onu savunanlar bahse konu rezilliği olumlamadığı gibi kim olursa olsun bedelini ödemesi yönünde tartışmasız bir biçimde net bir tavır takınmış…

 

İmamoğlu bu denli yüzsüz de taraftarları ve medyası çok mu temiz?

Ne gezer!

Hepsi tam tekmil hâlâ orta yerdeki rezillikleri savunmaktan geri durmuyor, bununla da kalmayıp karşı saldırıya geçebiliyor…

Karşımızda artık tıp ilminin araştırma alanına girebilecek denli psikopatik bir durum var.

Hiçbir şekilde utanmıyorlar!

Hiçbir şekilde yanlış yaptıklarını kabul etmiyorlar!

Hiçbir şekilde vaz geçmiyorlar!

Bütün bir toplumu acze düşüren bu yüzsüzlüğü yine bir atasözüne müracaat ederek izah edebiliyoruz ancak…

“Arsızın suratına tükürmüşler, ‘Yarabbi çok şükür nisan yağmuru yağdı” demiş.

Bunlarınki de o hesap…

 

Yorumlar15

  • Haberci 5 saat önce Şikayet Et
    Bal tutan parmağını yalar demişlerde, bunlar kovanı yutmuş kovanı.
    Cevapla
  • Doğruya doğru 12 saat önce Şikayet Et
    Eskiler derler ki " Kork ALLAH CC'den korkmayandan " ve yine eskiler " Başımıza taş yağacak " derler ?!
    Cevapla Toplam 6 beğeni
  • Yılmaz 13 saat önce Şikayet Et
    Vay be adam sadece baklava çaldı diye hapiste ne masum bir insan
    Cevapla Toplam 3 beğeni
  • Murat 13 saat önce Şikayet Et
    Al birini vur ötekine...farkları yok.. ülkede dürüst kimse kalmamış...yazık...
    Cevapla Toplam 2 beğeni
  • Türkiye 9 saat önce Şikayet Et
    Çok farkları var.
  • Ömer avsar 13 saat önce Şikayet Et
    Ey insan oğlu arz üzerinde serbestsiniz ama unutmayın muhakak hesap günü var...buyrunuz istediğiniz gibi davranınız
    Cevapla Toplam 6 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat