Bozuk ‘Anahtar’

  • GİRİŞ08.10.2026 08:58
  • GÜNCELLEME08.10.2026 08:58

Yavuz Ağıralioğlu…

Şimdilerde ‘Anahtar Parti’ genel başkanlığı yapıyor.

Siyasi geçmişinde ciddi zikzaklar var fakat son tahlilde ‘milliyetçi’, ‘ülkücü’ geleneğe mensup.

Onu benim ilgi alanıma sokan Gaziantep’te başörtüsü ile ilgili yaptığı bir değerlendirme…

Fecaat bir açıklama…

Bozuk bir Türkçeyle dile getirilmiş sinsi bir başörtüsü düşmanlığı…

Bunların ayrıntılarına aşağıda gireceğim elbette lakin siyasi geçmişindeki zikzaklara ve bu yönüyle de hangi ölçüde güvenilir bir şahsiyet olduğu hususuna değinmeden geçersek neden bu eleştiriye ihtiyaç duyduğumuz sorusu havada kalır…

İlginç bir şahsiyet öncelikle…

Konuşmalarında, gavurca retorik denen belagatin abartılı bir biçimde öne çıktığını görüyoruz.

Bu yüzden sıkça ‘konuşmanın şehvetine’ kapılması kaçınılmaz oluyor, son Gaziantep konuşmasında olduğu gibi.

Bu hususa dair ilginç bir örnek de bundan 30 sene öncesine ait…

1996 yılında Nizam-ı Âlem dergisinde yayımlanan bir söyleşisinde şöyle buyurmuş hazret. “Bir dönem kadın bir başbakan ile yönetilmiş olmanın bahtsızlığını taşıyan Müslüman Türk milleti...”

Kastettiği kadın Başbakan Tansu Çiller…

Kaderin garip bir cilvesi, ‘kadın düşmanı’ dahi addedilebilecek bu yaklaşımından yıllar sonra başka bir kadın, Meral Akşener genel başkanı olmuştur.

Yukarıdaki ifadesinden de anlaşılacağı üzere hayli radikal bir görüşe sahip iken bugün tam tersi bir istikamette konuşlandığını görüyoruz.

Gençlik yıllarından itibaren merhum şehit Muhsin Yazıcıoğlu ile yolları kesişmiş.

Muhsin Bey’e yakın bazı isimlerden bizzat duyduğum ama burada belgeleyemeyeceğim bir iddiaya göre Muhsin Bey, Ağıralioğlu’nu kendinden uzak tutma yönünde bir tavır almış son dönemlerinde.

Kendisi böyle bir şeyin olmadığını, vefatına kadar BBP’de kaldığını söylüyor ki doğrudur, kalmakla yetinmemiş genel başkanlığa da aday olmuş lakin aralarında bir şeylerin geçtiğini sonraki duruşundan okumak mümkün…

Mesela açık kaynaklardan öğrendiğime göre Muhsin Bey’in vefatı ile ilgili bir açıklaması ve hatta ‘başsağlığı’ mesajı dahi yok.

Aslında Muhsin Bey meselesi ile ilgili kendi hükmünü kendisi vermiş zaten…

Katıldığı bir TV programında bu hususa dair kendisine sorulan bir soruya şu cevabı vermiş.

“Bizim mahcubiyetlerimiz var, hatıra defterine ismimi yazamadım.

Kalbime yük ettiğim, utanç saydığım, bizim başımıza böyle bir şey gelseydi gök kubbeyi yıkacağına inandığımız birinin arkasından hiçbir şey yapamamış olmanın mahcubiyeti bize zillet olarak kalsın.”

Eyvallah, madem öyle biz de ‘kalsın’ diyerek son hadiseye gelelim…

Efendim, yazının başında ‘bozuk bir Türkçeyle dile getirilmiş sinsi bir başörtüsü düşmanlığı’ dedim mezkûr şahsın Gaziantep’te başörtüsünü merkeze koyduğu konuşması için.

Konuşmadaki ilgili bölüm aynen şöyle, “Başörtülü devlet hizmetiyle buluşuyor diye, başörtüsü devletine, milletine hizmet imkânı buldu diye övündüğümüz, bakan yaptıklarınız, milletimizi dolandırdı.”

Beyefendi belagatiyle öne çıkan bir isim ama görüldüğü gibi Türkçesi fecaat…

Evet, cümle dil bilgisi açısından bozuk.

Manası kabaca anlaşılıyor ama bol miktarda anlatım bozukluğu içeriyor. Cümlenin yapısı aksak, özne-yüklem uyumu zayıf ve içerisinde bir hayli gereksiz tekrar var.

Dil açısından zayıf ve eksik kalmış bir anlatım.

‘Hayır, benim cümlem doğrudur.’ derse tek tek hepsini cümle üzerinde gösterebilirim sevabıma, okuyucuları teknik ifadelerle sıkmamak için özet geçtim.

Gelelim Ağıralioğlu’nun ‘başörtüsü’ ile ‘dolandırıcılığı’ açık bir biçimde ilişkilendirdiği hususuna…

Ağıralioğlu bu cürmü işlediğini ısrarla inkâr ediyor.

Oysa hangi dil bilimciye sorsa, ‘Evet, başörtüsü ve dolandırıcılık açık bir biçimde ilişkilendirilmiştir.’ diye bir cevap alacaktır.

Öncelikle, özne olarak şu ifade kullanılmış:

“… başörtüsü devletine, milletine hizmet imkânı buldu diye övündüğümüz, bakan yaptıklarınız…”

Burada “övündüğümüz” ve “bakan yaptıklarınız” grubu, başörtüsü üzerinden tanımlanıyor.

Yani özne, başörtüsüyle nitelendirilmiş bir gruptur.

Sonra bu özneye “milletimizi dolandırdı” yüklemi bağlanıyor.

Nitelik ne?

Başörtüsü yani ‘özne’…

Yüklem ne?

“Dolandırdı…” Bu zincir açıkça niteliği yüklemle ilişkilendirir.

Kaldı ki cümle iki kutup üzerine kurulmuş:

Olumlu kutup: “başörtülü… buluşuyor”, “başörtüsü… hizmet imkânı buldu.”

Olumsuz kutup: “dolandırdı”

Türkçede bu tür tezatlı yapılar, iki unsur arasında çağrışımsal bağ kurar.

Okuyucu/dinleyici otomatik olarak “başörtüsü=dolandırıcılık” bağlantısını üretir.

Cümlede “başörtülü” ve “başörtüsü” kelimeleri peş peşe ve vurgulu kullanılmış.

Bir unsur bu kadar öne çıkarılıp ardından olumsuz bir sonuçla bitiriliyorsa, dil bilimsel olarak o unsur “sorunun kaynağı” veya “sorunun taşıyıcısı” konumuna yerleştirilmiş olur.

Bu teknik değerlendirme için okuyuculardan af dilerim zira eminim ki çoğunluk bu karşılaştırmayı sıkıcı bulmuştur lakin ısrarla ‘Ben öyle demedim.’ diyen birini ancak bu tarikle ikna edebiliriz. (Edebilir miyiz?)

Gelelim diğer hususlara…

Bahse konu cümleden ‘başörtülü’ kelimesini çıkarıp ‘başörtüsüz’ kelimesini koyarsak ne olur?..

Evet bildiniz, hiç şüphe yok ki gök kubbeyi Ağıralioğlu’nun başına yıkarlar!

Bu neyi gösteriyor peki?

Gizli düşman Tayyip Erdoğan’a vurmak için üretilmiş bir bahaneyi elbette.

Başörtüsü meselesi, bunların geçmişte edebiyatını ve istismarını yaptığı hususlardı.

Erdoğan geldi ve bu sorunu çözdü.

Hem de öyle böyle değil, ‘Mücadelesini verdik.’ diye böbürlenen Ağıralioğlu gibilerin sadece üniversitelerde çözülmesi hayalini kurdukları bu sorunu kökünden halletti.

Üniversitede değil, lisede ve hatta ilköğretimde, dahası askeriyede, sosyal hayatın her alanında kökünden söküp attı!

Hazmedemedikleri budur esasen.

Şuuraltına yerleşmiş bu kızgınlık (hatta düşmanlık), müşarünileyhi fırsatını bulduklarında intikam almaya yöneltiyor maalesef.

Sadece Ağıralioğlu’nda değil Erdoğan’ın bu başarısını kıskanan her kesimde var bu türden saldırganlıklar.

Bundan epey zaman önce CHP listelerinden meclise girmiş bir SP’li de benzer bir reaksiyon göstermişti başörtülü bir pilotu görünce…

O da “Başörtüsü bilmem neyi örtmez.” mealinde bir hezeyan savurmuştu hasedinden çatladığı için.

Oysa başörtüsü suçsuzluğun alameti olmadığı gibi bir suçun tetikleyici sebebi de değildir!

Tamamen nötr bir olgu…

Azıcık insaf sahibi olan herkes bunu böyle bilir, böyle anlar…

Tabii bir de ‘başörtüsüne’ düşman kesimlere gönderilmiş bir selam da var bu yaklaşımda.

“Bakın, en az sizin kadar sert vuruyorum düşmanlarınıza.” diye bar bar bağırıyor bu cümle…

Onların hoşnutluğunu kazanınca ne olacaksa artık…

Oy vereceklerini sanıyorsa yanıldığını söyleme ihtiyacı bile duymam ki bütün memleket onların apaçık hırsızları ve sahtekârları dahi cansiparane savunacak denli ideolojik mahluklar olduklarını biliyor.

Hava alır ancak…

Ağıralioğlu, ‘Evet ciddi bir hata ettim, başörtülülerden ve başörtüsüzlerden özür dilerim.’ demek yerine hâlâ ‘Ben öyle demedim.’ iddiasında ısrarcıysa eğer yukarıda bahsini ettiğim aynı cümledeki ‘başörtülüyü’ ‘başörtüsüz’ olarak herhangi bir başörtüsüz ünlü için sarfetsin de görelim bakalım neler oluyor!

Anahtarı yanlış kapıya taktın Yavuz Bey, bu saatten sonra seni özür de paklamaz ama bence en azından (yaşıyorsa) mesture anneniz hanımefendi ile refikayıhayatınızdan özür dileyin…

Eminim onlar da incinmiştir bu nobran yaklaşımdan…

Not: Başkası adına mahcubiyet yüklenmektense kendi utancınızla yüzleşmenizi öneririm.

Yorumlar36

  • Çeçen mücahit 44 dakika önce Şikayet Et
    Testinin içinde yağ olsa dışına o sızar,sirke olsa o sızar,herhangi bir sıvı olunca o sızar.Bence Y.Ağıralioğlu nda mevcut olan sızmış vesselam
    Cevapla
  • Ömer avsar 53 dakika önce Şikayet Et
    Ya sevgili yazar sen şimdi bunu kaale alıp niye bu kadar kendini yormuşsun...ne der anadolu irfanı...it ürür kervan yürür...
    Cevapla
  • Akif 53 dakika önce Şikayet Et
    İyi de Bu adamın hanımı başörtülü. Kendisi de öyle cuma müslümanı değil geyet dindar bir adam. Ümit Özdağ çok değil 1 yıl önce kendisini siyasal islamcı diye eleştiriyordu.
    Cevapla
  • ALİ OSMAN 56 dakika önce Şikayet Et
    Çok yerinde bir analiz malum kişi içinin dışa vurması.
    Cevapla
  • abbas 57 dakika önce Şikayet Et
    Güzel bir cümle kurmuş sunuz Yavuz Ağır neyse Kendine bir yer edinemedikçe neye saldıracağını şaşırıyor. başörtüsü düşmanlığı yapmasından başka bir anlamda görünmüyor.
    Cevapla
Daha fazla yorum görüntüle
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat