Süper Lig Komedi Tiyatrosu sunar...

  • GİRİŞ09.02.2011 09:00
  • GÜNCELLEME09.02.2011 09:00

Türkiye Süper Lig'i şampiyonluk yarışında, Şubat ayından itibaren hakem hataları masaya yatırılır, bu tartışma Mart ayında şiddetlenir, Nisan ayında doruk noktasına ulaşır...

Ve Mayıs ayında şampiyonun belirlenmesi ve ardından Aziz Yıldırım'ın gündem değiştirmesiyle koca bir sezon noktalanır. Evet kaba tabirle Türkiye şampiyonluğu'nun son 3 aylık öyküsü bunlardan ibaret. Ne oynanan futbol, ne sürpriz sonuçlar ne de gelecek yılki planlar konuşulur, varsa yoksa hakemler...

BU YIL DAHA ERKEN BAŞLADI

Bu yıl fitil Aralık ayında yakıldı, sebebi de Trabzonspor ve Bursaspor gibi Anadolu futbolunun 2 temsilcisinin puan farkını açmasıydı. Aykut Kocaman, "Trabzon'a verilen penaltılara dikkat edilmeli" diyerek bir anlamda hakemlerin çifte standart uyguladığını iddia etti. Adnan Polat da ligin başından beri en az 10 puanlarının hakem hatalarından güme gittiğini söyledi ama Galatasaray zaten kendi içinde sorunlar yaşadığı için kimse bu açıklamayı önemsemedi.

Son olarak Beşiktaş Futbol Komitesi Başkanı, Serdal Adalı federasyona, hakemlere, üstü kapalı Aziz Yıldırım'a verdi veriştirdi. Zamanlama ve üslup bakımından son derece mükemmel açıklamalar... (!)

MAALESEF BÖYLE İŞLİYOR

Senelerce başarısız takımların yöneticileri hakemler üstünden günah çıkartmaya çalışarak taraftarları kandırmaya, spor kamuoyunu yanıltmaya ve federasyonu bir şekilde baskı altına almaya çalıştılar. Ve maalesef bu yöntem çoğu zaman işe yaradı. Şimdi de Beşiktaş ligde başarısız, üstelik son maçında bariz golü verilmedi, 2 hafta sonra nasılsa Fenerbahçe derbisi var; tabii Serdal Bey'in konuşmak için tüm sebepleri hazır. 

Aziz Yıldırım'ın soyunma odasını basması ve 15 günlük ödül gibi hak mahrumiyeti cezası, çifte standartın en önemli göstergesi. Ama Beşiktaşlı terbiyesini bozmadığını iddia eden Adalı, "Soyunma odası da basılacaksa onun da alasını yaparız. En iyisiyiz" diyerek, kendisiyle çelişti.

Ağır bir dille yazılmış konuşma metnindeki skandalları cezalandırmak benim değil TFF'nin işi. Ben metindeki tutarsızlıkları ve yanlışları dikkate almaya çalıştım. Karabükspor maçının hakemi Mustafa Kamil Abitoğlu, maçın sonucuna etki eden bir sürü hata yapmıştır. Ama bunu sadece Beşiktaş'ın aleyhine yaptığını iddia ederek konuşmak, çaresizliğin ve konuyu saptırmanın göstergeleri.

Takım İBB Spor karşısında farktan kurtulmuş, Karabükspor maçında İ.Toraman'a Emenike'ye yaptığı müdahaleden ötürü kırmızı kart, kaleci Hakan'ın faulünden sonra da penaltısı verilmemiş ama bunların hiçbirisi yaşanmamış da, Almeida'nın çizgiyi 30 cm geçen golü verilmedi diye hakem düdüğünü asmalıymış, ligde şaibe varmış. Şimdi Sayın Adalı'ya soruyorum;

1-) Dünya Kupası'nda İngiltere-Almanya maçında Lampard'ın çizgiyi 40 cm geçen golü de verilmedi. FİFA içinde de mi şaibeler var? Ve golü vermeyen Uruguaylı hakem Jorge Larrionda o maçtan sonra düdüğünü astı mı?

2-) Beşiktaş'a çevrilen dolaplardan bahsederken niye bir önceki sezon şampiyon olduğunuz dönemi hatırlatmıyorsunuz? O ligin çok temiz olduğunu mu iddia ediyorsunuz?...

SİZ KİMİ KANDIRIYORSUNUZ?

Kimse de demiyor ki, "Biz şampiyon olduk ama bu ligin içinde gerçekten kirli işler dönüyor. Bunları temizleyelim." Ligde işler iyi gidince tertemiz bir başarı ama kötü gidince pislikler içinde bir Türk futbolu. Adalı'nın isyan sebebi haklı olsa da, içeriğindeki tutarsızlıklar, ligde işler iyi gidince tam bir ölüm sessizliği (Şuan Fenerbahçe'nin yaptığı gibi), işler kötü gidince isyanlar, bana artık inandırıcı gelmiyor.

İşte Mayıs ayının ilk haftasına kadar lig bu tartışmalarla geçecek. Her yıl yabancı UEFA hakemleriyle Avrupa kupalarında en az çeyrek final oynayan takımlarımız (!), Türk futbolunun başarısızlığında, en büyük sorumluluğun hakem hatalarında olduğu masallarını anlatacak, hakem odaları basılacak, saha içinde hakem tartaklanacak, hatasız yabancı hakem ve Federasyon Başkanı getirtilecek böylece tartışma sona erecek, ama lig şampiyonu işine gelmediği için tüm bunların hiçbirine destek vermeyecek. Gelecek sene aynı şeyler yeniden yaşanacak...

Ama gerçek şu ki; bu kısır döngü bozulmadıkça, Türk futbolu bir arşın boyu ilerlemeyecek.

Okan Kılıçkaya - Haber 7
okan@tenishaber.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat