Çanakkale artık ''geçilmez'' değil!
- GİRİŞ19.03.2011 07:29
- GÜNCELLEME19.03.2011 07:29
Türk tarihine altın harflerle geçen, geçtiğimiz yüzyılın en önemli zaferlerinden birini teşkil eden Çanakkale Zaferi, dün derbinin gölgesinde bırakıldı. Zaferin 96. Yıldönümünde, ne şehitlerimiz, ne de gazilerimiz futbolcular kadar konuşulmadı.
Şanlı Türk ordusunun, 1. Dünya Savaşı’nın en kritik safhasında İngiliz-Fransız ortak donanmasını Çanakkale Boğazı’nda sulara gömmesi, 250 bin şehit vermesine rağmen geçit vermemesi, Kurtuluş Savaşı ruhunun kaynağıydı. Aradan yıllar geçmesine tarihe, günümüze kadar ulaşan bir söz kazınmıştı: “Çanakkale Geçilmez”
Galatasaray ve Fenerbahçe herhangi bir Avrupa Kupası maçı oynamıyor, yani haftasonunda maç yapmalarına engel olacak bir durum bulunmuyorken, böylesine özel bir günde oynatılmamalıydı. Büyük bedeller ödenerek elde edilen zaferin bir futbol maçıyla denk getirilmesi milletimizi ne yazık ki, iki arada bir derede bıraktı ve sonuçta Çanakkale, GS-FB Derbisi'ne geçildi.
Kim ne derse desin bu maçın 18 Mart’ta oynatılması, kahraman şehitlerimize ve gazilerimize yapılmış büyük bir ayıptır. Binlerce insanın maçı kazanması için takımları lehine dua etmek yerine, şehit atalarına dua okuduklarını mı düşünüyorsunuz? O zaman yanılıyorsunuz. Çünkü dün maça saatler kala stada canlı yayına bağlanan, gündüz kuşağında hanımlara göbek attıran TV kanallarında gördük ki, kimse “Çanakkale” ruhunun bilincinde değil. (Ne bir belgesel, ne bir anma töreni, ne bir saygı gösteresi )
Halbuki, 96 yıl evvel mağlup ettiğimiz ne İngiltere ne Fransa’da milli günlerde hiçbir maç oynatılmıyor. Dolayısıyla bu maçı 18 Mart’ta oynatan yetkilileri azıcık utanmaya davet ediyorum.
"ŞANS DEĞİL BECERİ"
Maçın genel yorumunu birçok yerde bulabileceğinizi varsayarak, kendi açımdan önemli olan 2 konuyu şöyle sıralayabilirim:
Maç sonu Galatasaraylı futbolcular ağız birliği yapmışçasına şans faktöründen dolayı yenildiklerini söylediler. En klasik kaçış cümlesi... Maçın 1-2 bitmesinin şansla uzaktan yakından alakası yok. Alex'in attığı kafa golünü, "benim" diyen forvet atamaz.
2005 yılındaki Galatasaray-Fenerbahçe, Türkiye Kupası finalini, Galatasaray 5-1 kazanıp şampiyon olmuştu ama o maç 5-8 Fenerbahçe lehine de bitebilirdi. Gerek kaleci Mondragon'un yıldızlaşması, gerekse forvetin beceriksizliği skorun 5-1'de kalmasına neden olmuştu. O yüzden, kaliteli taraf dün gece istediğini şans faktörüyle değil, bitiricilik becerisiyle aldı.
SİZİN YERİNİZ ANADOLU TAKIMLARI
Türk futbolunun kanayan yaraları Servet Çetin, Gökhan Zan ve Hakan Balta'nın aynı takımda oynuyor olması, Galatasaray adına büyük bir handikap. İnanın bu 3 futbolcu, değil Galatasaray'da, Anadolu'da ilk 6'ya oynayacak takımlarda dahi oynayamazlar. Savunma yapmayı bilmedikleri Alex'in ve Semih'in kafa gollerinden anlaşıldığı gibi, Milli Takım'ın da halini görüyoruz. Euro 2008'de yediğimizden fazlasını atmasaydık, grup sonuncusu olacaktık. Top tut desen tutamazlar, oyun kur desen, güldürmeyin kardeşim derler, ne iş yaparlar henüz çözemedim.
Her uzun boylu ve fizikli futbolcunun sağlam defans olamayacağına verebileceğim en iyi 3 örnek. Umarım 2012 elemelerinde de Milli Takım'ı yakmazlar...
Okan Kılıçkaya - Haber 7
okan@tenishaber.com
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol