Çelik çekirdek kabine

  • GİRİŞ26.12.2013 09:53
  • GÜNCELLEME26.12.2013 09:53

Böyle anlar, yüksek yöneticilik ve liderlik yeteneği gerektirir.
Hemen herkesin kenara çekildiği, tribünlere çıktığı veya "Acaba ne olacak?" diye sorduğu bu süreçlerde, psikolojik üstünlüğün ele geçirilmesi ya da en azından krizin kontrol altına alınması temel faktördür.
Aksi takdirde...
Önce "belirsizlik" tüneline girilir.
Sonra, ülke "yönetilemezlik" sınırına getirilir...
Zaten bugün amaçlanan da budur!
***

Giderek derinleşen, artçı şoklarla canlı tutulan zorlu süreçte, bir değil birkaç adım sonrasının düşünülmesi artık kaçınılmaz!
Meselenin, camiayı da aşan yönleri bile hesaba katılmak zorunda.
***

Peki, ne olabilir?
"Sürecin siyasi krize, oradan devlet krizine dönüşmesi önlenebilir."
Bunun yolu bellidir:
1- Kabine değişikliği ve çelik çekirdek ekiple seçime kadar işlere sahip çıkma kararlılığı. Dün gece gerçekleşen revizyon bu anlamı taşımaktadır.
2- Parti içi fay hatları önemsenip, kırgınlıklar askıya alınmalıdır.
3- Parça tesirli dosya ve sürpriz istifalara da hazırlıklı olunmalıdır.
***

Bütün bunlara rağmen, süreç içinde etkili bir "aktör" ile son tahlilde alınacak bir "karar" da stratejik konumda duruyor.
Bu noktadan itibaren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün tutumu belirleyici nitelik kazanıyor. Gül'ün, Erdoğan'la birlikte hareket edeceği anlaşılıyor. Yarın siyasete dönecekse dahi bunun AK Parti tabanı olduğu görülüyor. Çankaya'nın "varsa yanlış yapanlar" ile "yanlış taktik verenlerin" ayıklandığı bir dönemi de hedeflediği anlaşılıyor. Yine de... Cumhurbaşkanı Gül'ün, Başbakan Erdoğan'la kardeşlik hukukunun gerektirdiği "dayanışma çizgisinde" kalması "değerli duruş" özelliği taşıyor.

Yazının devamını okumak için bu linki kullanabilirsin

Okan Müderrisoğlu - Sabah

okan.muderrisoglu@sabah.com.tr

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat