“Sözde” adalet yürüyüşü... Sözde “adalet kurultayı!”

  • GİRİŞ07.09.2017 08:55
  • GÜNCELLEME07.09.2017 08:55

Önceki akşam, TBMM bahçesindeki yargı yılı açılış resepsiyonundaydım. Adli ve idari yargının zirvesindeki isimler, anayasa yargısının tanıdık simaları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu üyeleri...
İlk izlenimim, genel merhabalaşmadan sonra herkesin, kendi camiası ile öbek öbek ayrı ayrı noktalarda toplanması oldu.
İkinci gözlemim, Anayasa Mahkemesi'nin, Yargıtay'ın da üstünde bir noktaya konuşlandırılmasından duyulan rahatsızlığın devam etmesi idi.
Üçüncü, bence en önemli nokta... Yargı mensupları tahmin edilenin de ötesinde "hassas!"Yargı ile ilgili olumsuz yorumları, -onlara görehaksız eleştirileri yakından takip ediyorlar. Tepkililer ama dışa vurmuyorlar. Olay bazındaki analizleri, yargı sürecindeki hatalara dair tespitleri önemsiyorlar. Buna karşın toptancı yaklaşımları, tüm yargı camiasını bağlayan peşinhükümleri reddediyorlar. Bilhassa, siyasi çevrelerden gelen sivri cümleleri çok ileri ve yakışıksızbuluyorlar.

***
Resepsiyonda Danıştay Başkanı Zerrin Güngör'e, güncel bazı hususları sordum. CHP'nin, "Adalet Yürüyüşü" adını verdiği hareketlenmeyi, "Adalet Kurultayı" iddiasıyla organize ettiği toplantıyı, burada ileri sürülen görüşleri nasıl ele aldıklarını öğrenmek istedim.
Zerrin hanım, "Biz hâkimler olarak çok az konuşuyoruz. Ama bazen zorunlu durumlarda da yargının itibarını koruma adına konuşmamız gerekiyor" diye söze girdi. Sonra, "Sözde Adalet Yürüyüşü, sözde Adalet Kurultayı..." diye devam ediyordu ki, "Sözde vurgusunubilinçli olarak mı kullanıyorsunuz?" dedim. Hiç duraksamadan, "Evet" dedi ve şöyle devam etti:
"Kim için adalet? Neyin adaletini arıyorsunuz? Yargıyı da töhmet altında bırakıyorsunuz. Biz adalet terazisini çok hassas tutuyoruz. Birtakım söylem ve davranışlarla yargıya güven zedelenirse bundan bütün toplum zarar görür. Biz, tarafsız ve bağımsız olarak herkesin hakkını titizlikle dağıtmaya özen gösteriyoruz. Aynı özenin gösterilmesinibeklemek de hakkımız!"
***
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'ndeki 30 Ağustos Resepsiyonu'nda da yüksek yargı kurumlarının temsilcileri, özelde Danıştay Başkanı bu yöndeki fikirlerini paylaşmıştı. Yani... Yargı kurumlarının bütününde, kamuoyu algısı çok ciddiye alınıyor. Yargıyı "güvenilmez" biçimde takdim eden beyanları, yargının günlük siyasetin hızla tüketilen malzemesi haline getirilmesini "sorumsuzluk" olarak nitelendiriyorlar. Eskiden yargının saygınlığı, yargıya güven gibi hususlar sadece yargı mensuplarının veya akademik çevrelerin meselesi gibi algılanırdı. Şimdi yargı kurumlarının başkanları, adaletin tecellisi ile ilgili kritik konuları, tüm toplumun ortak duyarlılık göstermesi gereken en geniş paydada görüyor. Yargıçları suçlama yerine, bilgiye dayalı yorum bekliyorlar. Dosyayı bilmeden ve anlamadan ideolojik perspektif çizilmesini kabul etmiyorlar.
Buradan, "Yargı eleştiriye kapalı!" sonucu çıkmasın. Böyle bir şey yok. Eleştiri adı altında, yargıyı ve kararlarını değersizleştiren çok yönlü saldırı altında olduklarını anlatıyorlar. "Ben kendi dünya görüşüme göre lafımı söylerim. İşime geleni alır, gelmeyeni yere çalarım" tarzı medyatik çıkışları içlerine sindiremiyorlar.
Özetle... Yargıyı anbean izleyelim. Kamuoyu nabzı ile yargı kararları arasındaki bağı sıkça ifade edelim. Varsa tutarsızlıkları, olay ve delil bazında tartışalım. Lakin yargısız infaz yapmayalım

Yorumlar2

  • yorgun yorumcu 8 yıl önce Şikayet Et
    adalet biraz da göreceli kavramdır, hukuk kuralları, çogunluğun kurallarıdır, kalan azınlık muhalefet edebilir. sonuna kadar da tartışılıp en adil karar verilir, şu var ki adalet kavramı hususndan en az konuşacak kişiler solcular ve chp lilerdir. bunuşöylede ifade edebiliriz, chp bişey söylüyorsa istisnasız adaletsizdir, adalet adaletsizlerce tartışılamaz, ak partinin adalete bakış açısı da tartuşılabilir, ama chp nin baktığı yerden bakarak değil. bizde bir laf var kirli arktan temiz su içilmez
    Cevapla
  • ylç 8 yıl önce Şikayet Et
    Olumlu yazı bir yazı güzel yazılmış.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat