Biz nerede hata yaptık

  • GİRİŞ10.02.2010 11:40
  • GÜNCELLEME10.02.2010 11:40

Cevabı aslında çok basit: düşünmeden yaptığımız her olayda hata kaçınılmaz!

Oysa, bir olaya girmeden önce düşünüp, konuşup, yapma veya yapmama sürecine girsek hata çok daha az olacak.

Kısa süreli işlerde ve ilişkilerde en büyük hatamız; kendimizi hazır hissetmeden, belki de sadece bir boşluk doldurabilmek için giriyor olmamız olmasın?

Yalnızlık Allah’a mahsus! Ama, yalnız olmayalım derken de yanlış ilişkilere girerek, kalabaliklarda yalnızlıklara doğru kendimizi ittiğimizi farketmeden yapayalnız kalıyoruz.

İlişkilerin başlangıcında kadınlar, erkegi elde edebilmek için var olduklarından daha kadınsı, daha anaç, daha kabullenici… kısaca tam istenilen sevgili ve eş gibi görünerek, erkeğin beklenti çıtasını çok yükseklere çıkarıyor.

Erkekler ise; olmadıkları kadar romantik, anlayışlı, hassas hatta gereğinden fazla toleranslı davranarak karşıyı, olmadıkları kadar özel hissettiriyor.

Aslında her iki taraf; satış ve pazarlama tekniklerini belki de art niyetsiz ama acımasızca “elde etmek” ve “edilmek” için kullanıyor.

Sonuç:

Geçiçi başarı! Çünkü bir mal alırken bile kandırıldığımızda neler hissediyorsak, duygusal alışverişlerimizde de bunun sonucu genelde hayal kırıklığı, üzüntü ve haklı olarak nefret daha da kötüsü yanlış tecrübelerimizin acısını yeni ilişkilerimizden çıkarmamız.

Derler ya “Sütten ağzı yanan ayranı hatta beyaz olan her şeyi üfleyerek içer”. Üfleyen haklı: ağzı yanmış, üflenen tepki vermekte haklı: suçu yok!

Sahi KİM HAKLI?

Yoksa Nasrettin Hoca’nın dediği gibi herkes mi haklı, kararı sizlere bırakiyorum…

PEKİ ERKEKLER VE KADINLAR ASLINDA NE İSTER?

Kadınlar aslında çok şey istemezler ki!!! 

Anlaşılmazlıklarının kolayca anlaşılmasını, onları bağlayan tüm iplerin sonsuz elastik olmasını, hissettiklerinin hemen hissedilerek; duruma en uygun tepkinin hemen ve istedikleri şekilde verilmesini... Var olan ve olması ihtimal dahilinde tüm özel günlerin, günün anlam ve önemine göre çiçeğiyle, hediyesiyle ve dolu dolu duygularla ara ara ve her zaman hatırlanmak istenmesinin neresi yanlış?

Erkekler de aslında çok şey istemezler ki!!!

Hayat anlamak için değil yaşamak içinse, her şeyi anlamanın ne gereği var? Öyle de böyle de hayat akıp gidiyor zaten.

Birine onu sevdiğimizi bir kere söylediysek, aksi olmadığı sürece tekrar tekrar söyleyip; kelime israfına ne gerek var?

Tüm kadınlar, erkekler için bülbül gibi güzel ve hoş seslidir. Ama, yanında dutuyla gelenler daha da makbuldür.

Duygu konusunda erkekler israfi sevmez! Duyguları çok kullanmaya gerek var mı? Gerekirse istenir ve karşı da verir! Bu kadar yalın ve net duyguları kadınların anlamaması da ayrı bir hayret konusu erkekler için.

Galiba nerede hata yaptğımız belli!

Kendimizi tanımadan, güçlü ve zayıf yönlerimizi bilmeden, hayatı ve isteklerimizi, deneme yanılma metoduyla kısa yoldan ve hasarlarla öğrenmeye kalkıp, bu şekilde devam edersek işimizi de eşimizi de bir şekilde buluruz. Ama sonuçları ne olur bilmiyorum…

Kendimizi ve diğer insanları tanımak mümkün mü, mümkün.  Bunları paylaşacak mıyız, tabi ki…

Ayrıca; eleştiri ve tenkitleriniz için sonsuz teşekkürler. Eğer, sizler haklıysanız ben sizlerden doğru şeyler öğrenip bilgilenirim. Yok ben haklı isem, bildiğim şeylerin doğru olduğunu bilir ve yoluma devam ederim. Yani benim için her yol bilgiye gider.

Çünkü hayat tek ve kısa olduğundan, benim için anlamı çok özel. Ve bu özellikler sevgi ve paylaşımlarla anlam kazanır.

 

Orhan ÇINAR / Haber 7
www.orhancinar.net 
orhancinar01@gmail.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat