8 şişeye koyduğum mesaj

  • GİRİŞ27.05.2010 20:38
  • GÜNCELLEME27.05.2010 20:38

Ben de Karadeniz sahilinde yürürken o kazazedeler gibi denize birçok şişe ve mesaj göndermeye başladım.

Tabi ki ilk mesajım sevgiydi. Allah’tan, insanlardan, doğadan sevgi istiyordum. Mümkün olsa 7 milyar şişe bulup, 7 milyar insana sevginin mesajını vermek, almak, yaymak doya doya sevmek ve sevilmek istiyordum. Kendim için insanlar için her yerde öbek öbek sevgi açsın. Sevginizin pozitif enerjisi ve ışığıyla dünyamız aydınlansın. Herkesin sevgi açlığı sonsuza kadar doysun. Çok şey mi istedim? Olsun, bu seferlik çok olsun.

İkinci şişeye saygı’yı yazdım. En sevgilerde bile saygı yoksa anlamı ve kalıcılığı yoktur.

Sahilde yürürken bir karınca sürüsü vardı. Tek şeritli yollarında; ağızlarında yiyecek olanlar yuvalarına doğru koşuşturarak ama çarpmadan, ağızları boş olan ters yöne yine koşuşturarak ve yine çarpmadan ve tek bir trafik tabelası olmamasına rağmen kaza yapmadan gidiyorlardı.

Ya bizim birbirinden ayrı dört geliş, dört gidiş otobanlarımızı onlara versek ne olur? Ya da onların tek şerit yolları bizim olsa olabilecek kazaları düşünmek bile insanı korkutuyor. Peki bizde olamayan bu saygı onlarda niye var?

Üçüncü şişeye güven’i yazdım. Korkunun, kaçışın, inançsızlığın kol gezdiği dünyamızda öylesine zor bulunan ender bir tür olmuş ki; herkes onu arıyor, kendinde, çevresinde. Artık kime, neye güvenebileceğimizi şaşırıyoruz.

Güveni sevgide arıyoruz. Sevgi parada saklı. Güveni alışverişlerimizde arıyoruz. Çoğu zaman yediğimiz kazıkların çetelesini tutmak zorunda kalıyoruz. Büyüklerimize güveniyoruz, onlar da olmadık güven sarsıcı şeylerle karşımıza çıkmıyorlar mı?

Peki bu güven zaten hiç yoktu da biz mi aldandık? Olsun, ben yine de bir şeylere güvenmek, inanmak istiyorum. Yoksa yapayalnız ve psikopat olmak işten bile değil.

Dördüncü şişeye hoşgörü’yü yazdım satır satır. Çok da hoş oldu. Güne hoş bir tebessümle ve hoş bir tavırla uyanabilsek, kapıdan çıkarken hoş insanlarla selamlaşsak, sonra hoşgörülü şoförlerin olduğu bir trafikte hoş bir yolculuk yapabilsek… Herkes tüm hoşluğuyla gülüp davranabilse, ne hoş bir dünya olurdu değil mi?

Beşinci şişede anlayış, altıncı da paylaşım, yedinci de tedbir…. Meğer ne çok mesajımız varmış da biz mesajlaşmayı unutmuşuz. Yaz yaz bitmiyor. Galiba ben bu mesajları hep yazacağım. Bulup okuyan olmasa da…

Bir de MSN şişesi var diyorlar. Ama var olsa bu kadar boşluk niye olsun? Ben yine de şişelerime yazacağım. Ve son şişemde şu mesaj yazıyor olacak.

Ben okuyucularımı ve insanları hep seveceğim, hep güveneceğim.

Orhan ÇINAR / Haber 7
www.orhancinar.net 
orhancinar01@gmail.com

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat