Gider olduk bu illerden
- GİRİŞ22.09.2010 11:53
- GÜNCELLEME22.09.2010 11:53
Gider olduk bu illerden
Kalanlara selam olsun
Yunus Emre’nin bu meşhur dizelerini hepimiz biliriz. Gerçekten gitmek kelimesi niye ise pek hoşumuza gitmeyen bir kelimedir.
Dünyaya gelirken çevremize neşe ve sevinç saçarken, giderken hüzün veririz. Sevdiklerimiz bize gelirken mutlu oluruz. Ama giderken mutsuzluk hissederiz.
Bayram dönüşü memleketten gitmenin de verdiği o buruk mutlulukla İstanbul’a dönerken aziz dostum Ünal Tanık’ın kardeşinin ve ailesinin Aksaray’da kaza yaptığını öğrendim. Kuralların elverdiği ölçüde en kısa sürede Aksaray’a vardım. Acil’i aramama gerek kalmadı. Çünkü Acil’in önü çok kalabalıktı. Her bayram dönüşü olduğu gibi bir sürü kaza olmuştu yine.
İnsanlar bayramda yaşadıkları o güzel duyguları acıyla, hüzünle, gözyaşı ile noktalamışlardı. Kısa bir koşuşturmadan sonra yaralılarımızı buldum. Ve ilk gelen ben olduğum için organizasyon ve yalan söyleme görevi bana düşmüştü. Normalde yalanın her türüne karşıyımdır. Ama o birkaç saatlik zaman diliminde kırk yıla yetecek kadar yalan söylemek zorunda kaldım. Ve bir kez daha gördüm ki dinimiz her koşulu düşünerek kusursuz indirilmiş.
Söylediğim yalanların vebalini ve günahını düşündüm. Ama sonra dinimizin zor durumlar için verdiği toleransı hatırlayınca üzüntüm yok oldu. Çünkü beni arayanlara doğruları söylediğim zaman oluşabilecek yeni olumsuz durumlar kardan ziyade zararlara yol açacaktı.
Yaralılarımızla ilgilenirken görebildiğim acele, acı, korku ve inançtı. Allah’a duyulan o güven sayesinde acılar daha katlanılabilir oluyordu.
Acil’deki dünya sanki dış dünyadan tecrit edilmiş apayrı bir dünya idi.
Zamanın geçmediği o kalabalık ortamda insanın kendini yapyalnız hissettiği, garip, bir o kadar da korkutucu ve yaşanmak istenmeyen bir ortamdı.
Hani atalar der ya: “Allah hekime de hakime de muhtaç etmesin ama onlarsız da etmesin” işte öyle bir şey.
Ünal Bey gelinceye kadar gücümüzün yettiği oranda yaralılarımıza yardımcı olmaya çalıştık. İşleri biraz düzene girince ben de İstanbul’a gitmek üzere yola çıktım. Ve yol boyu yine bir sürü kaza, bir sürü ölüm göre göre geldim.
Yolculuk süresince Yunus Emre’nin dizeleri beynimde çınladı durdu.
Gider olduk bu illerden
Kalanlara selam olsun
İşin kötüsü acaba gidenler selam verebildi mi veya verebilecekler mi?
Yine de biz Enbiya Suresi 37’inci ayette “İnsan aceleci olarak yaratılmıştır, size ayetlerimi göstereceğim. Bunu benden acele istemeyin” hükmünde olduğu gibi acele etmek konusunda biraz daha duyarlı ve hassas davranabilirsek daha az zarar göreceğiz gibi değil mi?
Bu vesile ile Ünal Tanık’a Allah’tan sabır ve metanet, ölenlere rahmet, kalanlara acil şifalar diler tüm Tanık ailesinin fertlerine taziyelerimi sunarım.
Orhan ÇINAR / Haber 7
orhancinar01@gmail.com
www.orhacinar.net
Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol