Suriye Savaşı’nda üçüncü perde

  • GİRİŞ19.01.2026 09:02
  • GÜNCELLEME19.01.2026 09:02

2011 yılında başlayan Suriye savaşında birinci perde, Esad’ın 2024 yılında devrilmesiyle İran, Rusya ve Şii milislerin Suriye’den tasfiyesiyle sona erdi.

İç savaşta ikinci perdenin de bugün, SDG’nin Fırat’ın doğusundan tamamen, batısının ise büyük bölümünden tasfiye edilmesiyle sona erdiğini söyleyebiliriz.

Su kaynaklarını kaybetmiş, petrol ve doğal gaz sahalarını yitirmiş; Deyrizor ve Rakka gibi şehirlerin kontrolünü kaybetmiş bir SDG’nin, Suriye’nin kuzeyinde Arap Pınarı ve Haseke gibi bölgelerde tutulması artık mümkün değil. Dolayısıyla bundan sonra SDG’nin tasfiyesi sadece teknik bir mesele hâline gelmiştir.

Üçüncü Perde: Güney Suriye

SDG’nin tasfiyesiyle birlikte Suriye iç savaşında üçüncü perdeye geçtiğimizi söyleyebiliriz. Bu çerçevede Suriye’nin güneyinde, Şam’ın güneyinde ayrılıkçı Dürzi hareketin bastırılması ve Suriye’nin toprak bütünlüğünün tam manasıyla sağlanması artık birinci öncelik hâline gelmiştir.

Bu bağlamda gün geçtikçe güçlenen ve otoritesini ülkenin her yerinde tesis eden Şam yönetiminin, Lazkiye’deki ve Fırat’ın doğusundaki ayrılıkçı hareketleri bastırmış olması, ayrılıkçı dürtüler karşısında elini oldukça güçlendirmiştir.

Ancak bu noktada yine de belirleyici olanın İsrail’in Suriye’nin güneyinde alacağı pozisyon olduğu açıktır.

Zira İsrail destek vermese, Dürzilerin Şam yönetimi karşısında bir hafta bile tutunamayacağını söyleyebiliriz. Bu nedenle bundan sonra Şam yönetimi ile İsrail arasında yapılacak görüşmelerle, Şam’ın güneyinin silahsızlandırılacağı ve İsrail’in işgal ettiği yeni bölgelerden çekileceği bir anlaşma çerçevesinde İsrail–Suriye ateşkesinin yeniden yürürlüğe girmesi büyük bir olasılıktır.

Uluslararası Konjonktür ve Doğru Zamanlama

Suriye’de savaşın başından beri muhalifler açısından mesele, askeri olmaktan ziyade uluslararası konjonktürün Suriye devrimine köstek mi olduğu yoksa destek mi verdiği meselesiydi.

Ne zaman ki konjonktür muhaliflerin aleyhine döndü, Suriye iç savaşı büyük bir çıkmaza girdi ve yıllar sürecek kanlı bir sürece evrildi.

Bugün ise uluslararası konjonktürün Suriye devriminin başarılı olmasından yana olduğunu; ABD’nin Suriye’ye olan ilgisini kaybettiğini, Trump’ın önceliklerinin değiştiğini ve Avrupa’nın kendi başının çaresine bakmakla meşgul olduğunu söyleyebiliriz.

Dolayısıyla uluslararası alandaki bu gelişmeler Suriye devriminin lehine olduğu için, askeri olarak da Şam yönetimi 2024’te Esed’e karşı başlatılan operasyonlardan itibaren sürekli başarılı oldu.

Bu noktada aceleci bir tavır içerisinde olunmaması, doğru zamanın ve doğru denklemin kullanılması gerektiğini daha önce de yazmıştık.

Esad devrildikten sonra Şam yönetimi doğrudan SDG kontrolündeki bölgelere yönelseydi, bugün belki Suriye hâlâ ciddi bir karışıklık içinde olacaktı.

Ancak Türkiye’nin de yönlendirmesiyle Şam yönetimi bu geçen bir buçuk yılı uluslararası meşruiyet kazanmak, ülke içinde istikrar sağlamak ve orduyu yeniden yapılandırmak için kullandı. Doğru zamanda ve doğru zamanlamayla atılan adımla SDG bir hafta içinde büyük ölçüde tasfiye edildi.

Bundan sonra ayrılıkçı Dürzilerle ilgili izlenecek politikanın da büyük ölçüde bu çerçevede şekilleneceğini söyleyebiliriz. Acele etmeden, doğru zamanı kollayarak ve uygun uluslararası konjonktürde atılacak adımlarla Suriye’nin toprak bütünlüğünün tam manasıyla sağlanacağını çok yakında göreceğiz.

Dolayısıyla Üçüncü perde, Suriye savaşının askeri değil; diplomatik ve jeopolitik final perdesi olacaktır.

Yorumlar1

  • O s m a n K A Y A 2 saat önce Şikayet Et
    İsrail'in işgal ettiği yerlerden çekilmesi çok zor.
    Cevapla Toplam 1 beğeni
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat