Bitcoin: Elektronik Para

.. Bitcoinin değeri, kullanıcıların arz ve talep durumuna göre değişkenlik gösterebilmektedir. Bu nedenle sistem, aynı zamanda bir tür sanal borsa olarak kabul edilebilir.

  • GİRİŞ27.01.2014 07:54
  • GÜNCELLEME27.01.2014 07:54

I - Bitcoin Nedir?

Bitcoin, herhangi bir merkez bankası tarafından üretilmeyen, bu sistemi kullanan bireylerin ülkelerin tedavüldeki para birimleri ile satın aldığı veya kendiliğinden ürettiği elektronik/sanal paradır.

Bitcoinin değeri, kullanıcıların arz ve talep durumuna göre değişkenlik gösterebilmektedir. Bu nedenle sistem, aynı zamanda bir tür sanal borsa olarak kabul edilebilir. Devletlerin, bitcoini elektronik para olarak tanıması ve bu sistemin yaygınlaşması halinde, değeri daha da artabilir. Ancak sistemin barındırdığı riskler, suç işlenmesini kolaylaştıran bir ortam sunması ve bitcoinin sınırlı miktarda olması dikkate alındığında, değerinin zamanla kullanıcılar tarafından tercih edilmeyecek şekilde azalma ihtimalini de gündeme getirebilir.

Şu an için bitcoin, e-ticaret adı ile bilinen internet ortamında yer sağlayıcılar tarafından açılan ve bir anlamda “AVM” olarak tanımlanan alışveriş merkezlerine benzeyen sitelerin içinde yer alan sanal mağazalarda alıcı - satıcılar arasında kullanılan bir değerdir. İnternet ortamında yapılan alım - satımlarda kullanılan bitcoin, gerçekte elle tutulup gözle görülmeyen, herhangi bir matbaa veya darphanede basılmayan para karşılığı değerdir. İnternet ortamında bitcoinin alım - satımı yapıldığı gibi, ürün satışlarının karşılığı değer olarak alıcı tarafından satıcıya ödenmekte, satıcı da elde ettiği bitcoini yine internet ortamında bulunan borsalar aracılığıyla tedavülde olan bir para birimine, örneğin Amerikan Doları'na çevirebilmektedir.

Belirtmeliyiz ki, bitcoinle kontrolsüz alışverişlerin yapılması veya gerçekte yasal gözüken ürünlerin ardına gizlenen yasadışı ürünlerin ticarete, tüketime ve el değişime konu edilmesi mümkündür. Çünkü ulusal ve uluslararası para hareketleri, gerek paranın hareketi ve gerekse gerçekte neyin karşılığında ödendiği konularında kolay takip edilebildikleri halde, bitcoine dayalı alışverişler için aynı takip ve tespiti yapabilmek pek mümkün değildir. Kazancın vergilendirilmesi ise ayrı bir sorundur. Bu durumda bitcoin veya buna benzer sanal para değerleri, uluslararası sözleşmelere konu edilip, ulusların iç hukuklarında düzenlenmeli ve böylece, her türlü para hareketleri kamu kudreti kullanıcısı devletin gözetimi altında yapılmalıdır. Devletler, gelişmelere kayıtsız kalmadan ve hukuki altyapılar oluşturmak suretiyle el değiştirmenin bir değeri ve egemenliğin anlatımı olan her türlü para birimini kontrol altına almalıdır.

Bitcoin sistemini kullanabilmek için, kullanıcının bu sisteme üye olması gerekmektedir. Üyelik için kullanıcıdan isim ve e-posta bilgileri talep edilmektedir. Bunun dışında, kullanıcıların paylaşması gereken herhangi bir kişisel bilgi bulunmamaktadır.

Bitcoinler şifrelenerek oluşturulan adreslerde muhafaza edilmektedir. Kullanıcılar, sistem üzerinde sanal cüzdanlar oluşturup, bitcoin paralarını bu cüzdanlarda saklamaktadır. Sistem üzerinden yapılacak bitcoin transferleri, kullanıcıların cüzdanlarındaki bitcoin miktarı ve kullanıcıların sistem üzerindeki tüm hareketleri, “block chain” denilen bir tür sanal deftere kaydedilmektedir. Sistem üzerinden gerçekleştirilen işlemlerde gerçek kimlik bilgileri kullanılmadığından, bu işlemlerin kimler tarafından gerçekleştirildiğinin tespiti çok zordur.

Bitcoin sistemi üzerinden, saat ve ülke sınırı olmaksızın, istenilen her anda ve her yere para transferi yapılması mümkündür. Bu ödemeler, bir noktadan diğer bir noktaya, banka gibi aracılar olmaksızın yapılmaktadır. Bu gelişme, özellikle bankaları, uluslararası ve ulusal alanda para gönderme usul ve sistemlerini de tehdit etmektedir. Bu tehdit, belki de klasik usullerin değişimine yol açacak ve para transferini daha basit hale getirecek, paranın el değiştirmesi de fiziki olmaktan tümü ile kurtulabilecektir.

Bir kişinin, başka bir kişiye bitcoinle ödeme yapması ve kendisine ödeme yapılan kişinin bu parayı ulusal paraya çevirmek istemesi halinde, kimlik bilgilerinin bir kısmının bildirilmesi gerekebilmektedir. Örneğin, uluslararası transfer işlemlerinde bitcoin kabul eden döviz bürosu niteliğinde aracılar bulunmaktadır. Bu aracılar, transfer işlemlerinin tamamlanması için kendisine ödeme yapılan kişinin hesap bilgilerini talep edebilmektedir. Bu durum, kişinin kimlik bilgilerinin gizliliğine istisna teşkil etmektedir.

Kullanıcıların kişisel bilgilerinin ve mali kaynaklarının tespit edilmesinde yaşanan zorluk, sistem vasıtasıyla suç işlenmesini kolaylaştırmaktadır. Sistemin şu anda, uyuşturucu ticareti, internet üzerinden kumar oynanması, kara para aklama gibi fiillerin işlenmesinde kullanıldığı bilgisi bulunmaktadır. Örneğin; FBI tarafından yürütülen çalışmalarda, yabancı bir internet sitesi üzerinden uyuşturucu alım-satımının yapıldığı ve bu alışverişlerde bitcoin sisteminin de kullanıldığı tespit edilmiş, siteye erişim engellenmiş ve internet sitesinin sahibi hakkında ceza soruşturması başlatılmıştır.

Bitcoin sisteminin risklerinden birisi de, kullanıcıların hesaplarının başka bir kullanıcı tarafından ele geçirilmesi veya sistem üzerinde kullanıcı tarafından yanlış veya yanlışlıkla işlem gerçekleştirilmesidir. Kullanıcı hesabının başka bir kullanıcı tarafından ele geçirilmesi halinde, bunu denetleyen, tespit edebilen ve kullanıcıya hesabını geri almasını sağlayan bir yöntem veya mekanizma bulunmamaktadır. Aynı şekilde kullanıcıların işlemleri de geri alınamaz nitelikte olduğundan, yapılan yanlış işlemin geri alınması veya düzeltilmesi mümkün olamamaktadır. Bu meseleler bile, henüz doğmuş bitcoin sisteminin tipik sorunları olarak gözüktüğünden, bu alana hukuk kuralları ile el atılıp düzenin sağlanması gereğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Çünkü önemli olan, hukuka aykırılıklar ve suçların işlenmeden önlenmesi, bu yolla kişi hak ve hürriyetlerinin korunmasıdır.

II - Bitcoin ve Türkiye'deki Yasal Düzenlemeler

Bitcoinin herhangi bir merkez bankası tarafından basılmaması, denetlenememesi, bitcoin transferlerini gerçekleştiren tarafların ve transfer işlemlerinin nereden yapıldığının tespitinin nerede ise imkansız olması karşısında, devletlerin bu elektronik parayı tanıyıp tanımayacağı, sistemin kullanımının yasal yaptırımlara tabi tutup tutulmayacağı merak edilmektedir. Bu aşamada Ülkemizde, bitcoin sisteminin kullanılmasını yasaklayan yasal düzenleme olmamakla birlikte, bu sistemi tanıyan ve kullanılmasını onaylayan bir düzenleme de bulunmamaktadır. Konuya ilişkin yasal düzenleme bulunmadığından, mevcut mevzuatımızın bu sistem hakkında uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması yerinde olacaktır. Ancak belirtmeliyiz ki, kanunla yasaklanmayan ve yaptırımı gösterilmeyen bir eylem veya faaliyetin icrası engellenemez ve yaptırıma da tabi tutulamaz. Demokratik hukuk devleti olmanın tipik bir sonucu, “hukuk devleti” ve “suçta ve cezada kanunilik” ilkelerine bağlı olmaktır. Normlar hiyerarşisinin tepesinde olan Anayasanın 2., 13. ve 38. maddeleri  bu bağlılığı net bir şekilde ortaya koymuştur.

6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun, 27.06.2013 tarihli ve 28690 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde, elektronik para ihraç eden kuruluş tarafından kabul edilen fon karşılığı ihraç edilen, bu Kanunda tanımlanan ödeme işlemlerini gerçekleştirmek için kullanılan ve elektronik para ihraç eden kuruluş dışındaki gerçek ve tüzel kişiler tarafından da ödeme aracı olarak kabul edilen parasal değer, elektronik para olarak tanımlanmıştır. Aynı maddede elektronik para kuruluşu ise, elektronik para ihraç etme yetkisi verilen tüzel kişi olarak tanımlanmıştır. Elektronik para ihraç eden kuruluşlara ilişkin düzenlemeler, Kanunun 18 ve devamı maddelerinde yer almaktadır. Kanunun 18. maddesi uyarınca,  bu kuruluşlar yalnızca anonim şirket olarak kurulabilecek, nakden ve her türlü muvazaadan ari ödenmiş sermayesi en az beş milyon Türk Lirası olacak, faaliyetlerini 5411 sayılı Kanunda tanımlanan bankalar aracılığıyla yürütecek ve maddede sayılan diğer şartları da yerine getirecektir.

Kanunun 21. maddesinde, bu kuruluşların denetimine ilişkin esaslar düzenlenmiştir. Buna göre Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, elektronik para kuruluşunun merkezinde, şubesinde, temsilcisinde veya dışarıdan hizmet aldığı diğer kuruluşlarda denetim yapmaya yetkili olacaktır. Kuruluş, bu denetimlerde Kurumun talep edeceği her türlü bilgi ve belge ile defterleri, gizli olsalar bile ibraz etmek ve incelemeye hazır tutmak zorundadır.

Kanunun 26. maddesinin 3. fıkrasında, “Yurtiçi ve yurtdışı yetkili mercilerle denetime, bilgi paylaşımına ve diğer hususlara dair yapılacak iş birliğine ilişkin usul ve esaslar, sistem işleticileri için Bankaca; ödeme ve elektronik para kuruluşları için Kurulca ilgili tarafların görüşü alınmak suretiyle belirlenir.” denilmektedir.

6493 sayılı Kanunun gerekçesinde, elektronik paranın yaygınlaşması, merkez bankalarının para politikaları ile ödeme sistemlerine etkisi yanında ekonomik istikrarın sürdürülmesi bakımından önem taşıması nedenleriyle günümüz ihtiyaçlarına cevap verebilecek düzenlemeler yapılması gerektiği açıklanmışsa da, bu Kanunun bitcoin sistemi hakkında uygulanamayacağı kanaatindeyiz. Yukarıda yer verilen hükümler incelendiğinde, elektronik para kuruluşunun yüksek sermaye ile anonim şirket olarak kurulması gerektiği, elektronik paranın sadece izinli kuruluşlar tarafından üretilebileceği, bağımsız denetime tabi olduğu ve faaliyetini 5411 sayılı Kanunda öngörülen bankalar aracılığıyla yürüteceği anlaşılmaktadır.

Bitcoin sistemi ise, bir kişi veya bir kurum tarafından değil, sisteme üye olan kullanıcılar tarafından kullanılmakta ve yönlendirilmektedir. Sistem bir tür akıllı telefonlara yüklenen uygulamalar gibi düşünülebilir. Bitcoin sistemi, gerçek kimliği bilinmeyen bir kişi tarafından oluşturulan bir uygulamadır ve şu an Dünya üzerinde birçok insan tarafından kullanılmaktadır. Uygulamayı oluşturan kişi, bu uygulamanın yöneticisi konumunda değildir. Uygulama, bireylerin gerçekleştirdiği işlemlerle kendiliğinden yürümektedir. Uygulamanın çalışma şekli gereğince, bir kişinin veya kurumun yönetiminde olması mümkün olmadığından, 6493 sayılı Kanun hükümleri bitcoin sistemi için tatbik edilemeyecektir.

Bitcoin sisteminin yurtdışında merkezli ve bir firma veya kuruluşun yönetiminde olduğu varsayılsa bile, sistem hakkında 6493 sayılı Kanun hükümleri tatbik edilemez. Yukarıda açıklandığı üzere, Türkiye'de faaliyet gösterecek elektronik para kuruluşları, Kurumun denetimine tabi olacaktır. Kurumun, yurtdışında bulunan bir kuruluşu denetleyemeyeceği açıktır. Ayrıca, Kanunun m.26/3 hükmünde belirtilen işbirliğinin sağlanabilmesi için, bitcoin sisteminin merkezi yurtdışında veya yurtiçinde bulunan bir kuruluş olması gerekmektedir. Ancak sistem, bu şartları taşımamaktadır.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun 25.11.2013 tarihli ve 2013/32 sayılı basın açıklamasında, bitcoinin herhangi bir resmi ya da özel kuruluş tarafından ihraç edilmeyen ve karşılığı için güvence verilmeyen bir sanal para birimi olduğu, mevcut yapısı ve işleyişi itibariyle 6493 sayılı Kanun kapsamında elektronik para olarak değerlendirilmediği, dolayısıyla da bu Kanun çerçevesinde gözetim ve denetiminin mümkün görülmediği belirtilmiştir.

Basın açıklaması ile kullanıcılar, bitcoin ve benzeri sanal paralar ile gerçekleştirilen işlemlerde tarafların kimliklerinin bilinmemesi, bu sanal paraların yasadışı faaliyetlerde kullanılması için uygun bir ortam oluşturduğu, bitcoinin piyasa değerinin değişken olabildiği, dijital cüzdanların çalınabilmesi, kaybolabilmesi veya sahiplerinin bilgileri dışında usulsüz olarak kullanılabilmesi gibi riskler bulunduğu konularında uyarılmıştır. Tuhaf olan, bu uyarıyı yapanın Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu olması ve konuyla ilgili yasa boşluğu karşısında kamu otoritesinin sessizliğini korumaya devam etmesidir.

Sistemin Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarafından tanınmaması halinde bitcoin, sahte para olarak mı kabul edilecektir? Bu sorunun cevabını, “suçta ve cezada kanunilik” prensibi çerçevesinde bulmak gerekir. Çünkü işlendiği zamanın kanunlarında suç olarak tanımlanmayan ve karşılığında ceza gösterilmeyen fiili icra ettiği gerekçesiyle hiç kimse cezalandırılamaz.

Konu ile ilgili 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 197 ve 198. maddelerinin incelenmesi gerekmektedir. Kanunun 197. maddesinde, memlekette veya yabancı ülkelerde kanunen tedavülde bulunan paranın sahte olarak üretilmesi, ülkeye sokulması, nakledilmesi, muhafaza edilmesi ve tedavüle koyulması suç olarak tanımlanmıştır. Kanunun 198. maddesinde ise, paraya eşit sayılan değerler açıklanmış ve devlet tarafından ihraç edilen kıymetli evrakın ve milli ziynet altınlarının para hükmünde olacağı belirtilmiştir. Bitcoinin herhangi bir ülkede tedavülde bulunan bir para birimi olmaması ve devlet tarafından üretilmemesi nedenleriyle, TCK m.197 ve 198'de konuya ilişkin yeni bir düzenlemeye yer verilmediği sürece, sahte para kapsamında değerlendirilemeyeceği kanaatindeyiz. En önemlisi de, gerek 197 ve gerekse 198. maddede bahsedilen para ve paraya eşit sayılan değerlerin fiziki varlıkları, istenildiklerinde gözle görülebilir ve elle tutulabilir, yani zilyetliğe konu edilebilir özellikleri bulunmaktadır.

Konuyu, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetinin Korunması Hakkında Kanun ve bu Kanuna dayanılarak düzenlenen Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı Karar kapsamında da değerlendirmek gerekir. 1567 sayılı Kanun çerçeve kanun niteliğinde olup, Türk parasının korunmasına ilişkin esaslar ve yaptırımlar, 32 sayılı Karar ile düzenlenmiştir. 1567 sayılı Kanunda, bu Kanuna dayanılarak düzenlenen Bakanlar Kurulu kararlarında yer alan hükümlere aykırı hareket edenler hakkında uygulanacak yaptırımlar ve suçun konusu genel itibariyle düzenlenmiş, yaptırım uygulanacak fiillerin tespiti ve bunlara ilişkin düzenleme yetkisi ise Bakanlar Kurulu'na verilmiştir.

Anayasanın 38. maddesinin 3. fıkrasına göre; “Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur”. Kanaatimizce, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesinin istisnasız bir şekilde uygulanması zorunluluk olup, yürütme organının düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza ortaya koyulmaması gerekir. Bu kabul, “Suçta ve cezada kanunilik ilkesi” başlıklı TCK m.2'ye de uygundur.

Bununla birlikte uygulamada, cezanın yasa tarafından belirtilip de suçun tanımının yürütme organı ve idareye bırakıldığı, dayanağını Anayasa m.38'in gerekçesinden alan açık suç normlarını görmekteyiz. Konuya bitcoin sistemi açısından baktığımızda, hem Kanunda ve hem de 32 sayılı Kararda bu sistemin uygulanmasına ilişkin elverişli bir hüküm bulunmadığı görülmektedir. Anılan düzenlemeler, temel olarak Türk parası, döviz, menkul kıymetler ve kıymetli eşyanın ithalinde ve ihracında uygulanacak usul ve esaslara ilişkindir.

Netice itibariyle; bitcoin son dönemde vergi kaçırma, uyuşturucu, internet üzerinden kumar oynanması ve hatta kara para aklama suçlarının işlenmesinde kullanılan bir sistem haline gelmektedir. Sistemdeki bu riskler nedeniyle devletler, bitcoini tanıma konusunda tereddüt yaşamaktadır. Konuya ilişkin Ülkemizde yeni bir yasal düzenleme yapılmadığından, bitcoin kullanımı ve/veya bitcoin ile ödeme imkanı sağlanması serbest olup, yasal yaptırım gerektiren fiiller değildir. Sistemin kaynağının net ve kamu kudretine dayalı olmaması, kim oldukları ve sorumlulukları belirli kişilerce yönetilmemesi, internet üzerinden gerçek kimlik bilgilerine gerek bulunmaksızın kullanıcıların iz bırakmadan işlem yapabilmesi gibi nedenlerle, konuya ilişkin yalnızca ulusal düzeyle sınırlı yasal düzenleme yapılması, yapılsa bile kaynağı ve sahibi Türkiye Cumhuriyeti'nde olmayan bitcoin sisteminin kurallara ve düzene kavuşturulması zor gözükmektedir.

Belki kamu otoritesi, bitcoin sistemini ve para birimini tanımadığını, kullanımı ile tedavülünü desteklemediğini söyleyebilir, hatta sistemi suç ve ceza tanımlarına konu edebilir. Ancak doğru olan bu mudur diye düşünmek gerekir. Çünkü bilim ve teknik alanında gerçekleşen hızlı ve şok edici gelişmelere, hukuk düzeni yoluyla tümden yasak getirmek sorunu çözmemekte, aksine artırmaktadır. Bu sebeple, nimet - külfet dengesini iyi kurup, kamu gelirleri ile bireyin hak ve hürriyetlerini koruyan yasal düzenlemeler, özellikle de uluslararası sözleşmeler yapılmak suretiyle internet ortamında kullanılan parasal değerleri kapsayan bir sistem getirilmesi isabetli olacaktır. Çünkü gelecekte, fiziki ortamda, yani elle tutulur ve gözle görülür her türlü eylem ve yaşam biçiminin sanal ortamda da gündeme geleceğini ifade etmek isteriz.

Yorumlar1

  • Servet 3 yıl önce Şikayet Et
    Merhabalar , çok doğru açıklamışsınız hatta bitcoin alabilmek için insanlar elektronik para paykasa , paykwik , astropay , paysafecard , neosurf gibi Global ananonim kartları tercih ediyorlar. Elektronik para'dan direk bitcoine geçiş Kripto parayı hiç bir ülke tanıyamadı bizim türkiye nasıl tanıyacak meççhul.
    Cevapla
Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat