Sosyal diyalog için “Çalışma Meclisi” vazgeçilmezdir

  • GİRİŞ24.01.2026 09:01
  • GÜNCELLEME24.01.2026 09:01

Çalışma hayatında en kritik hususlarından biri, işçi, işveren ve devlet arasındaki ilişkidir. Bu ilişkinin kurulduğu sosyal diyalog mekanizmalarından biri de Çalışma Meclisi. 

Türkiye’de sosyal diyalog çeşitli kanallardan yürütülüyor. “Üçlü Danışma Kurulu” ve “Ekonomik ve Sosyal Konsey” politika yapıyor, toplu iş sözleşmeleri ve “Asgari Ücret Tespit Komisyonu” ücret ve koşulları belirliyor, “Yüksek Hakem Kurulu” anlaşmazlıkları çözüyor. Uygulamada ise İŞKUR, SGK ve iş sağlığı-güvenliği kurulları devrede. Ama hepsinin arasında en geniş ve en kapsamlı (çok taraflı) sosyal diyalog mekanizması Çalışma Meclisi.

Çalışma Meclisi’nde kıdem tazminatı, taşeronluk, sendikal örgütlenme, iş sağlığı-güvenliği gibi nice kritik konular masaya yatırılıyor. 

Davetli olarak katıldığım 22 Ocak 2026’daki son 14. Çalışma Meclisi’nin ana teması “Çalışma Hayatında Dijital Dönüşüm”dü. 

Toplantı boyunca sosyal taraflar “dijitalleşmeye hazırlık değil öncülük”, “dijital dönüşüm seçenek değil zorunluluk”, “kaçınılmaz gerçeklik” vurguları ile konunun önemine işaret etmekle beraber, “çalışanların aleyhine değil yararına olacak şekilde ayarlanmalı” uyarısını da yaptılar. 

14. Çalışma Meclisi için emeği geçenlere müteşekkiriz elbette; bununla birlikte genel manada Çalışma Meclisi ile ilgili öne çıkan bir durumdan/sıkıntıdan bahsetmek mümkün: Toplanma sıklığı. 

1946-2004 arasında sadece dokuz kez bir araya gelinmesi sorunlu mesela. Ancak son yıllarda (2013, 2015, 2019 ve 2024) toplanma sıklığı biraz artmış durumda. Bu, Çalışma Meclisi’ne daha çok önem verildiğinin göstergesi. 

Ancak hâlâ (yasal zorunluluk olan) “her yıl toplanma” hedefi yakalanabilmiş değil! 2021’deki düzenlemede de tekrar teyit edilen “her yıl toplanma” ölçüsü fiiliyatta bir türlü karşılık bulamıyor.  

Çalışma Meclisi çalışma hayatı için kritik bir platform, mevcut Çalışma Bakanımız da Meclis’i önemsiyor, döneminde iki kere toplanmak mümkün oldu; ama daha etkili bir sosyal diyalog ortamı olabilmesi için ilave bazı hamlelerin atılması faydalı olacaktır: 

Herhangi bir inisiyatife gerek kalmadan, toplantılar yasa hükmüne göre yılda bir düzenli yapılmalı. Bu nedenle, makul gerekçelerle bile olsa bakanlığın “gerekli gördüğü gün/lerde” değil de her yıl “sabit gün/ler”de “belirlenmiş bir konu”da toplantıların olacağı taraflara deklere edilmeli. Böylece taraflar yıl boyunca çok yönlü hazırlık yaparak toplantıya dahil olsunlar. Bu, daha verimli ve etkili bir Meclis için gerekli.

Toplantı tek güne sıkışmamalı. 14. Çalışma Meclisi için “hazırlık toplantıları” yapılmış olması makul, ancak daha isabetli olan Meclis toplantısının komisyonların (çalışma gruplarının) sıkı çalıştığı birkaç güne yayılmasıdır. Hak-İş Başkanı’nın da dediği üzere geçmiş dönemlerde 6-8 günlük Çalışma Meclisi’nin yapıldığı toplantılara bakılarak yeni toplantı modelleri geliştirilebilir. 

Öte yandan, Çalışma Meclisi’nde ortaya çıkan neticeler/görüşler, yasal anlamda emredici hüküm değil. Bununla birlikte görüşler, “bir düşünce kuruluşu ürünü” gibi sistematik bir şekilde rapor edilebilir. Rapor da bakanlık tarafından mümkün olduğunca uygulamaya konmalı, Meclis’in bileşenleri tarafından da sıkı bir şekilde takip edilmeli.

Böylece; Çalışma Meclisi maslahat icabı toplanma meclisiymiş algısına düşülmemiş olur. Aksi halde, hükümetin çalışma hayatı ile ilgili ortaya koyduğu yüzlerce güzel çabanın, ürünün ve uygulamanın gölgelenmesi ile karşı karşıya kalınma riski var.  

Prof. Dr. Faruk TAŞCI / Haber7

Bu yazıya ilk yorum yapan sen ol

Haber7 Mobil Sayfa Banner'ı Kapat