Fiyatlar uçtuysa, ahlâk yere mi indi: “Pabucu dama atma”nın tam zamanı!
- GİRİŞ11.04.2026 08:34
- GÜNCELLEME12.04.2026 11:50
Zincirlere vurulmuş gibi yani mecburen zincir marketlere gidiyoruz!
Fiyatlara bakıyoruz. Fahiş mi fahiş ya da aşırılık ve çirkinlik anlamıyla fuhşiyyât! Çünkü ortada olan şey, tek kelimeyle ahlaka aykırı ve çirkin.
Malum, “fahiş fiyat” meselesi artık sadece ekonomi haberi değil, günlük hayatın tam ortasında bir çıban.
Peki bu işin bir ayarı veya ayarlanma imkânı yok mu?
Aslında var.
Hatta yüzyıllar önce atalarımız bu işi bayağı iyi çözmüş: Osmanlı ahîlik (esnaf) sistemi.
Bir düşünün…
Osmanlı’da bir müşteri dükkâna giriyor, alışveriş yapmak istiyor. Ahî esnafı “Ben siftah ettim, yan dükkâna git.” diyor. Meşhur rivayeti hatırlayalım:
“Adamın birisi bir şey almak üzere Mısır Çarşısı’na girer. İlk dükkâna müracaat eder. Ve aradığını oradan almak ister. Dükkancı ‘Ben siftah ettim, yanımdakine git’ der. Yanındaki dükkâna gider. Ondan da aynı cevaba maruz kalır. Bir hayli dükkân dolaştıktan sonra siftah etmemiş birisini bularak ondan alır.”
Bugünkü kafayla “yok canım, olmaz böyle şey” modunda inanılması zor ve kulağa biraz “fazla iyi niyetli” gelebilir. Ancak bu, çatışmaya dayalı rekabete yer olmayan, işbirliği ve dayanışmaya dayalı bir yarışın hâkim olduğu; “ben daha çok kazanayım” değil “hepimiz kazanalım” anlayışı…
Bugünkü anlayış nasıl mı?
Tam tersi: Fırsatçılık üstüne fırsatçılık yapmak suretiyle fiyat artışına gitmek moda olmuş!
Hal böyle olunca, yeniden şu soruyu sormadan edemeyiz: Herkes biraz kazansa mı daha iyi, yoksa fahiş fiyatlarla sadece birkaç kişi çok kazanıp hem üreticiler hem de tüketiciler zarar görse mi daha iyi?
Dönelim ahîlikteki sisteme…
Ahîlikte iş sadece ahînin vicdanına da bırakılmıyor.
Bir de “muhtesib” bulunuyor; yani bugünün denetçisi. İlham kaynağı, Hazreti Peygamber tarafından tayin edilen ilk (Medine) muhtesibi Hazreti Ömer gibi mesela.
Esas amaçları kötülükleri defedip iyilikleri hâkim kılmak; ama özelde fiyatları kontrol ediyorlar, hileyi önlüyorlar, kalitenin garantörlüğünü yapıyorlar.
Mesela ihtiyaca göre üretime müsaade ediliyor, ihtiyaç fazlası üretim engelleniyor!
Günlük pazarda satılan ihtiyaç maddeleri, devletin atadığı muhtesibin sıkı denetimi altında.
Kaliteden taviz yok! Ürünlerin kaliteli/dayanıklı olanlarının üzerine “alâmet-i farıkası” olan marka vuruluyor. Bir nevi kalite belgesi…
Mesela, ekmek standart ölçüde olacak, süte su katılmayacak, kasap temiz et satacak…
Bunlar tavsiye değil, sıkı denetlenen kurallar. Fatih Sultan Mehmet’in ihtisab kanunu deri hakkında şöyle bir ölçü koyuyor:
“Deriyi kasbâne ile yüzeler, bıçağ ile yüzmeyeler, delük ve yaruk etmeyeler. Eğer deride delük ve yaruk bulunursa, yüzen kimsenin muhtesib hakkından gelüb cerimesin ala.”
Gelelim bugüne…
Bugün de denetim var ama çoğu zaman ya geç geliyor ya da yeterince caydırıcı olmuyor. Para cezaları var, ama “sinek vızıltısı” etkisi yapıyor.
Fahiş fiyat uygulayan ya da kalitesiz (sağlıksız) ürün satan, kaldığı yerden hatta daha ağır şekilde tüketiciyi sömürmeye devam edebiliyor.
Oysa ahîlerin döneminde, fiyatları da adalet terazisinde tutan “narh” adı verilen bir uygulama bulunuyor.
“Narh” sistemiyle temel ürünlerin fiyatlarına sınır konuluyor. Ama bu, sabit bir baskı değil; kuraklık olursa fiyat artıyor, üretim artarsa düşüyor.
Yani hem piyasa gerçekleri hem de toplumun dengesi birlikte gözetiliyor.
Bir nevi dönemin “ekonomik vicdanı”!
Bugün ne mi var?
Bazen hiçbir maliyet artışı yokken dahi fiyatların uçtuğunu görüyoruz.
İşte sorun tam burada: Dengesizlik!
Üstelik ahîlikte kâr da sınırsız değil.
Mesela, ayakkabıcılar genelde % 10 civarında kâr edebiliyor. Daha fazlası ise ancak istisnai durumlarda mümkün.
Çünkü amaç/dert, zenginleşmek değil, helalinden geçimini sağlamak ve güzel sistemi ayakta tutmak.
Bu güzel sisteme zarar veren ahîlere karşı yine ahîlerin kendi içlerindeki ceza/denetim mekanizması var. Bunlar bir çeşit manevi ceza ya da günümüz kavramıyla “mahalle baskı” ile çözüme kavuşturulan türden…
Mesela, selamı kesmek, sessizlik ambargosu veya kendisinden alışveriş yapılmaması…
“Selamı kesmekten ne olur ki?” demeyin. O dönemi düşününce selamı kesmek, “Müslüman değil mi bu adam?” diye düşündürtür.
Yani tam bir ambargo!
En çarpıcı örneklerden biri de “pabucu dama atılmak.”
Bu sadece bir deyim değil, gerçek bir yaptırım. Hile yapan ahînin pabucu dama atılıyor, herkes onun “güvenilmez” (yolsuz) olduğunu anlıyor. Hem de tüm ahîlere haber veriliyor bu durumdan ve böylece bir daha iş yapması mümkün olamıyor.
Tam bir “itibar idamı.”
Daha da var.
Mesela, sütüne su katan ahî kuyuda teşhir ediliyor.
Mesela, ekşi pekmez satan ahînin başına pekmez geçirilerek dolaştırılıyor.
Mesela, eksik tartan ahî çarşıda halka gösteriliyor.
Amaç utandırmak değil, topluma “dürüstlük esastır” mesajını açıkça vermek…
Dürüst değilsen, piyasada yerin yok!
Ne mi demek istiyorum?
Fahiş fiyatla mücadele sadece “ceza kesmekle” olmaz.
Biraz iş ahlakı lazım.
İş ahlakı olmayanlara ya da zayıf olanlara karşı da sıkı denetim sonrasında tamamen meslekten men etme ve hapis gibi kesin caydırıcı cezalar gerekiyor.
Biraz da toplumsal bilinç lazım tabi. Mahalle baskısı mantığı ile fahiş fiyat uygulayanları aynı siyonistlere karşı yapılan boykot gibi köşeye sıkıştırmak lazım.
Ve bugünün dünyasında belki ahîler gibi istisnalar hariç kimse müşteriyi (rakibine) komşuya yönlendirmeyebilir ama en azından şu anlayış geri gelmeli: “Müşteri velinimettir, kazanç da adil olmalı.”
Adalet yoksa, kazanç zehirdir çünkü!
Ve her zehir, dünyayı da ahireti de öldürür!
Prof. Dr. Faruk TAŞCI / Haber7
Yorumlar97
-
Ahmet Yüksel
1 gün önce
Şikayet Et
Bugünün belediyeleri, zabıta teşkilatı neyle meşgul buna bakılırsa toplumun hali de net görülmüş olur.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
DÜZELMEZ
1 gün önce
Şikayet Et
En tanınmış güvendik markalar %3 olan sütün yağını alıp %01 yağlı süt satbiliyorsa süte su katmaya gerek var mı? Şimdiki sütler çiçek sulamak için. TÜRKİYENİN FIDA ZENGİNİ MARKSINA EL KOYULMADIKÇA GIDA PİYASASINI KİMSE DÜZELTEMEZ, DÜZELTME NİYETLERİDE YOK!
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
AĞACAN
1 gün önce
Şikayet Et
Kaleminize sağlık Sayın Hocam, inşallah mekanizma ceza keserek değilde daha caydırıcı sistemi hayata geçirebilir. Aksi halde gidişat vahim
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
Kemalettin
1 gün önce
Şikayet Et
Hal yasasi cehape yuzunden cikmiyor
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
-
İshak
1 gün önce
Şikayet Et
Gerçeği biliyorsanız yalan söylüyorsunuz. Bilmiyorsanız CHP diye bir engel yok öğrenin. Seninkiler istese anında tüm yasaları çıkarma hakkına sahipler.
Beğen
-
Şahin
1 gün önce
Şikayet Et
Savaş çıkacak barış olacak diye aştın kuyruğunda bekleyen bir toplumdan fazla bşr Ley beklememek lazım bizler hak ediyoruz bunları. Sapık düşünceli bşr millet olduk ve hatta çağ atladık.
Beğen
Cevapla
Toplam 1 beğeni
Daha fazla yorum görüntüle