Nefsini hakka kurban eden büyük insanlar
- GİRİŞ30.05.2026 09:15
- GÜNCELLEME30.05.2026 09:15
Mehmet Zahid Kotku Efendi’nin “Kadir bilen milletlerin içinden, kadri bilinecek büyük insanlar çıkar” sözüne atıfla, milletimizin içinden çıkan büyük insanları yâd etmek icap eder. Zira “halkın içinde hak gizli” kelamıkibarını ancak bu büyük insanların hayatlarını bilmekle tam olarak anlamak mümkün olabilir.
Elbette bir çok güzel (büyük) insan var, ama bendenizin bizzat tanıdığı (rahmetli) birkaç güzel insanı, Kurban Bayramı vesilesi olarak güzel milletimizin gönüllerine bir serinlik olsun diye zikretmek isterim.
Mesela Alucralı Halvetî Şabânî Şeyhi “Kasım Baba” (Yağcıoğlu).
Cenazesinde (9 Mart 2025) Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisini son ziyaretine atıfla “her zamanki nüktedan haliyle dertleştik” diye anlattığı Kasım Baba’nın nasıl bir “büyük insan” olduğunun detaylarını yazma hususunu meşhur talebelerine havale edip mini not düşeyim.
Karaköy Bereketzâde’de Ramazan ayı boyunca her gün iftar, diğer zamanlarda da haftanın iki günü ikram verilmesinden dolayı bir Kurban Bayramı öncesinde “Hesapladık, yemek ihtiyaçları için 300 küçükbaş hayvan yetiyor, 301. sini kabul etmeyiz. Nereye isterseniz oraya verin” deyip halkı aldatmayan, emanete ihanet etmeyen bir sâdıklık!
Mesela Rize Gündoğdu Veliköylü Kadirî Şeyhi “Zembilli Baba” (Mustafa Kopuz).
Vefat edene (19 Ocak 2025) kadar “Yiyin ‘Allah’ deyin bize yeter” deyip gelen misafirlerine gösterdiği izzeti ikramın ucu olmayanlardan. “Öyle ağlamakla evliya olunmaz” sözüyle de hainlere karşı halkı uyanık tutan basiret sahiplerinden!
Mesela 8 Mart 2016’da vefat eden Trabzon Oflu Nakşî Şeyhi Ahmet Yaşar Efendi.
“Dünya makamı verilirse ahiret makamı düşer, ancak şunları şunları yaparsan ahiretini kurtarırsın. Yine de dünya makamı verildi diye sevinme. Ağır bir imtihana maruz kaldığını bil ve ağla, Allah’a yalvar ki ayağın kaymasın da güzel hizmetler edesin” diye üst düzey makam sahiplerine hiç hatır etmeden açık ikazda bulunup hakkı söyleyebilen dirayet sahiplerinden!
Mesela 19 Ekim 2009’da vefat eden Rizeli âlimlerden “Zavendikli Mustafa Efendi”.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisinin sohbetlerinden nasiplendiği, sokaktaki gayrî ahlâkî giyim tarzından şikâyet edenlere “ben öyle bir şey görmüyorum” diyebilecek kadar önüne bakarak yürümesiyle maruf haya timsali zat.
Sorulan soruların en iyisini bilip o an cevap verebilse de “yarın yine de gel istersen, bir kitaba bakayım da öyle net konuşayım” deyip “ben bilirim” tuzağına düşmeyen tevazuyla yoğrulmuş bir âlim.
Mesela Trabzonlu Kadirî Şeyhi Mevlüt Baba (Üzüm).
Kurtuluş Savaşı’nın manevi mimarlarından Haçkalı Baba’ya 40 sene hizmet edip 110 yaşlarında rahmetli olan (9 Ağustos 2009), ihvanına “agacık” diye hitap edip ihvanı ile oturup ihvanı ile kalkan yüce gönül.
Ziyaretlerine gelenlere “birbirinizi Allah için sevin” dedikten sonra “sigara içmeyin” uyarısını da yapan şifa balı.
Hasta yatağında bile “Allahu Ekber” sesini duyduğunda ezana hürmeten kendini toplamaya çalışan, “en azından ayağınızı birazcık düzeltin agacuklar” diye edebi hatırlatan bir ince ruh!
Ez cümle; hepsi nefislerini Hakk’a kurban eden kemâlât sahibi büyük insanlar, yani “Allah Dostları” ve (günahıyla sevabıyla) bizim milletimiz büyük insanların kadrini bilmiş, bilmeye de devam edecektir inşallah.
Çünkü bu tarz büyük insanların ortak özellikleri ortada:
“Şeyhim” deyip dolanmıyorlar; zira mürit olabilme aşkındalar yani “güzel kul” olma peşindeler. Bu nedenle de şeyhlik pozları yok!
Mürit yapma/toplama dertleri de yok; dertleri “illa Allah”! Çünkü hepsi Hakk’a âşık!
Gayeleri kendilerine “köle” ya da “robot” üretmek değil, cemiyete “insan” yetiştirmek. Bu nedenle de “çetele tutma” adetleri yok, liste yok, örgütlenme yok; “bizden mi değil mi?” kafasında değiller!
Huzurlarına girip çıkmak serbest; “niye geldin veya niye gidiyorsun” sorgusu yok! Gelene “hoş geldin”, gidene “güle güle” halleri ile kaplılar.
“Alma değil verme” üzere kurulu bir işleyiş var; ille bir şey alınıyorsa o da gelenlerin dertleri, yükleri ve sıkıntıları.
“Neyin hak neyin batıl” olduğunu bilme manasında “siyasi şuur” üst düzey, ama “siyaset yapma” yok! Aslolan devletin bekası, vatana fayda ve gerekirse can feda. Başta iç düşman nefse karşı olmak üzere vatana zarar verebilecek her türlü düşmanın hasımları!
En önemlisi, devlet büyüklerinden şahsî beklenti yok. Bu nedenle en üst makamdan en alt makama kadar devlet büyüklerine nasihat etmeleri mümkün ve etkili.
Özetle; Allah’a has kul, Habibi’ne (aleyhisselam) has ümmet olmak isteyenler için bolca güzel örneklerin bulunabileceği gül bahçeleri, nefislerini Hakk’a kurban etmiş Allah dostları.
Milletimiz, gül bahçelerinin kıymetini bilir!
Yorumlar3